Sinema açtıran festival

Sinema açtıran festival
Sinema açtıran festival

Zeki Demirkubuz, festivalin en çok ilgi gören isimlerindendi.

Gezici Festival, gittiği her yeri sinemaya göre yeniden şekillendiriyor. Sinop'ta olduğu gibi: Yıl içerisinde çalışmayan Deniz Sineması iki yıldır sadece 'Gezici' için açıldı.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Gezici Film Festivali’ni diğerlerinden ayıran çok önemli bir özelliği var. ‘Resmiyetten uzak’ olmasından, konukların hem festival organizatörleriyle hem de seyirciyle kurduğu samimi ilişkiden bahsetmeyeceğim. Gezici Festival, gittiği her yeri sinemaya göre yeniden şekillendiriyor. Sinop’ta olduğu gibi. Yıl içerisinde çalışmayan Deniz Sineması iki yıldır sadece ‘Gezici’ için kapılarını açıyor mesela. Dört günlüğüne Sinop’u sinemanın merkezi haline getiriyor. Gösterilen filmleri başka türlü görme imkânı olmayan insanlara büyük bir fırsat yaratıyor.
Ankara ’dan Sinop’a gelen Gezici, 7-10 Aralık arasında önemli filmleri buluşturdu seyirciyle. Cumartesi ve pazar günü Hollanda’dan çocuk filmlerine ilgi müthişti. Reis Çelik (Lal Gece), Ali Aydın (Küf) ve Zeki Demirkubuz (Yeraltı) filmlerinin gösteriminin ardından seyircinin karşısına çıktılar. Seyircilerin çoğunluğu kadınlardı. İyi sorular soruldu, bazı söyleşiler bir saati bile aştı.
Ayrıca ‘Zerre’, ‘Babamın Sesi’ ve ‘Siirt’in Sırrı’ gibi bu yılın önemli yerli yapımlarına; ‘Savaş Cadısı’, ‘Temizlikçi’, ‘Orada Burada’ gibi yılın öne çıkan filmlerine ilgi de oldukça iyiydi. Tuncel Kurtiz’in unutamadığı filmler seçkisinden Visconti’nin ‘Leopar’ı gibi zor bir deneyimin altından da başarıyla kalktı Sinop seyircisi. Nurgül Yeşilçay ve Tolga Karaçelik bir günlüğüne de olsa festivali ziyaret edenler arasındaydı. Festivali organize eden Ankara Sinema Derneği’nin azmini ve Sinop’taki koşulları yaratan Sinop Kültür Turizm Derneği’nin çabalarını takdir etmek boynumuzun borcu olmalı. Aynı şekilde desteklerini esirgemeyen Vali ve Belediye Başkanı’nı da unutmadan…
Birkaç cümle de Sinop için sarf etmezsek, misafirperverliklerine ayıp etmiş oluruz. Denizi ve doğası Sinop’a verilmiş bir nimet. Zengin sosyal hayatına kadınların bu kadar çok katılımcı olduğu çok az ‘taşra’ kenti var. Bu güzel kent iki büyük tehdit altında. Birincisi nükleer santral, diğeri ise hidroelektrik santralı. Birincisi orman yok edilerek, ikincisi deniz katledilerek hayata geçirilecek. Oysa Sinop, yaz-kış turizmden gelir elde edebilecek özelliklere sahip. Üstelik balığı ucuz ve eğlence hayatı hiç fena değil…