Sinemada 'boyut' sorunsalı

Sinemada 'boyut' sorunsalı
Sinemada 'boyut' sorunsalı
3D, 4D filan derken 6D'yi buldu sinema teknolojisi. Yakın gelecekte bizi hangi teknolojiler bekliyor? Gelişen sinema teknolojisinin endüstriyel kazanımları neler?
Haber: Eda Utku / Arşivi

90’larda daha ilkokul çocuğuyken, ‘Space Jam’i izlemiştim ve mükemmelliği karşısında ağzım açık kalmıştı. Fakat aynı zamanda eve geldiğimde ateş ve kusma gibi belirtiler göstermekteydim, zira animasyon denen şey bana ‘dokunmuştu’. Fakat sinema , küçük bir çocuk üzerindeki fizyolojik etkilerini umursamadan gelişmeye devam etti. Peki, daha kaç boyut öteye gidebiliriz? Ve neden boyuttan boyuta geçelim?
Türkiye ’de de örnekleri bulunan 6 boyutlu sinemalarda, 5 ila 15 dakikalık filmler gösteriliyor. İzleyiciler filmleri izlerken, karakterlerin yaşadığı ortamı birebir tecrübe ediyorlar. Filmde rüzgâr esiyorsa, onların da yüzüne rüzgâr esiyor. Filmdeki karakterlerin aldığı kokuları onlar da duyuyorlar, bir darbe aldıklarında, izleyicilerin koltukları da savruluyor. Fakat izleyicinin gönül gözüne değil de, teknolojik merakına hitap eden filmler bunlar. Bu iki eğilim şimdi birleşiyor. Bizde de bu cuma vizyona giren 3 boyutlu ‘Iron Man’ filmi Japonya’da 4DX formatında gösteriliyor. Yani filmin üç boyut görüntüsünün yanına sis, rüzgâr ve koku gibi efektler eklendi.
Sinemanın geleceğinde insanların sürece müdahale edebildiği, ‘interaktif’ filmler de var. 2011’de kullanılmaya başlanan bu deneyimsel teknolojide, izleyiciler anlatıcının seçimlerine müdahale edebiliyor. Bunun ilk örneklerinden birini, Lynx adlı bir deodoran markası kullanmıştı. 8.5 dakikalık reklam filminde karakterin çeşitli seçimler yapması gerekiyordu. Bu noktada izleyiciler A ya da B tuşuna basarak tercih yapıyor, seçeneğe göre filmin devamı şekilleniyordu. Aynı zamanda sinemanın gittikçe daha da kişiselleştiği bir dönemdeyiz. İzleyiciler akıllı cihazlarında ve tabletlerinde izleyebileceği filmler için zahmet edip de sinemaya gitmek istemiyor. Mike Enayah’ın geliştirdiği iTheater bu deneyime hizmet eden, basit bir tasarım. Göz hizanızdaki bir yuvanın içine telefonu yerleştiriyor, ses girişini de kulaklığınıza bağlıyorsunuz. Basit bir fikir ve ilkel bir görüntüye sahip olmasına rağmen, bu gibi şahsi sinema deneyimlerini arttıran ürünler gittikçe artacak. Bu sayede telefonunuzu ya da tabletinizi sürekli göz hizanızda tutmak zorunda kalmadan, eliniz işte ve gözünüz filmde olabilecek.

Yönetmenler farklı görüşte
Sinema endüstrisi ve yönetmenler, sinemanın geleceği konusunda ikiye bölünmüş durumda. Daha teknolojik, daha fazla boyut içeren, daha çok çığır açan yöntemlere yönelen tarafın temsilcilerinden Peter Jackson, Hobbit filmini 48 fps’yle, yani saniyede 48 kare gösterecek yeni bir teknolojiyle çekmişti. “Böylece gerçek hayata daha yakın bir görüntü elde ediliyor ve özellikle 3D’de izlemek daha kolay oluyor.” diyor Jackson sık sık. James Cameron’ın yönettiği Avatar’ın epikliği ise hâlâ dillerde. Cameron bundan sonra her sinema filminin 3 boyutlu çekilmesi gerektiğini söylüyor.
Diğer tarafta 3 boyutlu filme pek de sıcak bakmayan yönetmenler de var. Bunların başında da Christopher Nolan gelmekte. Batman: Kara Şövalye Yükseliyor filminin yarısını IMAX kameralarıyla çekmesine rağmen, 3 boyutlu olarak gösterilmesine şiddetle karşı durmuştu Nolan. Röportajlarında “Sinema deneyimlerinin teknolojik olması benim de hoşuma gidiyor. Ama Batman’de ikonik, destansı bir karakter vardı ve 3D paralaks illüzyonu, gerçek hayatla rekabet edebilecek düzeyde değildi” diyerek 3D’yi sinematografik olarak gerekli bulmadığını anlatıyor. Şahsen, yıllardır beklediğim 2 sinema teknolojisi var. Birisi, Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya kitabındaki gibi, karakterlerin hislerini de aynı şekilde hissedebileceğimiz bir sinema modeli. Diğeri de 1996 yapımı ‘Star Trek: İlk Temas’taki, filmin birer karakteri olarak katılım gösterebileceğimiz, ister filme uyarak istersek de senaryoyu değiştirerek oynayabileceğimiz model. Bu ikisi icat edilmeden, benim için 12D’nin bile bir anlamı olmayacak.

Üçüncü boyut seyirciyi sinemada tuttu

Son yıllarda sinema kompleksleri salonlarından en az birini 3D ya da IMAX olarak yeniden dizayn ettiler. Çünkü, DVD’den ya da internetten film izlemenin kolaylaştığı bir çağda bu tür filmler yalnızca sinemada izlenilir oldukları için seyirciyi salonlara çekmeyi başarıyor. Zaten http://boxofficemojo.com sitesindeki son 5 yıllık verilere bakınca da dünya çapında en çok izlenen filmlerin bu teknolojiyle çekildiğini görmek mümkün. Belli ki sinema bir süre daha 3. boyutta kalacak.

Yıl En çok İzlenen HASILAT (Milyon $)

2012 Yenilmezler 1.511
2011 Harry Potter ve Ölümcül
Yadigârlar (2. Bölüm) 1.341
2010 Oyuncak Hikâyesi 3 1.063
2009 Avatar 2.782
2008 Kara Şövalye (IMAX) 1.004