Sinemada haksız rekabet unsuru

Sinemada haksız rekabet unsuru
Sinemada haksız rekabet unsuru

Daniel Day-Lewis:

Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Şöyle bir hikâye uydursak. Mesela dünyanın en iyi futbolcusu Messi’ye Manchester United talip olsa ve kadrosuna katmak istese... O da biraz mırın kırın ettikten sonra “Tamam ama ben Barcelona’yı çok seviyorum, karım, çocuğum var. Siz kulübü bu kente taşırsanız o zaman takımda oynarım” dese... Böyle bir şey uydurulamaz bile...
Ama Martin Scorsese, Leonardo Di Caprio’yu o sıralarda İtalya ’da yaşayan Daniel Day Lewis’i ‘New York Çeteleri’nde rol alması için ikna etmeye gönderdiğinde olan buydu. Daniel Day-Lewis, biraz da işi yokuşa sürmek için filmin İtalya’da çekilmesini isteyince Scorsese bu teklifi kabul etmek zorunda kalmıştı. Oyunculuğun yanında, ağaç işçiliği eğitimi aldığı; ayakkabı yapmaktan hoşlandığı; ailesinin yanından uzun süre ayrı kalmak istemediği için sık film çekmediği gibi meraklılarınca bilinen detayları kısaca geçelim ama varlıklı bir İngiliz ailenin evladı olarak doğup, ne tesadüftür ki IRA militanı bir genci canlandırdığı ‘Babam İçin’ filminin çekiminden sonra İrlanda vatandaşlığına geçmesi gibi ‘şık’ bir davranışın da altını çizelim.
Evet, ‘Gandhi’de bir ara görünmüş diyorlar ama hatırlayanımız yok pek. ‘Benim Güzel Çamaşırhanem’ ne güzel filmdir ama izleyeni azdır. ‘Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği’nde çok iyiydi ama ne yalan söyleyelim gözlerimizi Juliette Binoche ve Lena Olin’den alamamıştık. Adeta filmin her şeyi olduğu ‘Sol Ayağım’ bir ara vazgeçip kendisini marangozluğa adayan bu adamın hangi işi yapmak için yeryüzüne geldiğinin kanıtı gibi duruyordu. Bu rol ona 1990 yılındaki ilk Oscar heykelciğini de getirmişti. 1994’te ‘Babam İçin’, 2003’te ‘New York Çeteleri’ ile birçoklarının en güçlü adayı olduğu halde ödül alamadı. Bu filmin bir sahnesinde canlandırdığı Bill the Butcher karakterinin Lincoln’ün resmine bıçak attığı sahneyi “Şimdi olmadı ama Lincoln rolüyle hedefi vururum” mesajı olarak algılayamamak bizim ayıbımız olsun. Gerçi ‘Lincoln’e kalmadan 2008’de ‘Kan Dökülecek’ ile ikinci Oscar’ına uzanan oyuncu, bu kez ayrı bir taç takmış oldu. Bu üçüncü Oscar onu ‘iki Oscarlı’lar kulübü’nün diğer üyeleri Fredric March, Spencer Tracy, Marlon Brando, Jack Nicholson, Tom Hanks ve Dustin Hoffman gibi ustalardan ayırarak tek başına zirveye çıkarttı.
Şurası açık ki, Daniel Day-Lewis’i kadrosuna katmaya başaran her film, açık ara önde başlıyor mücadeleye ve filmler açısından da bir ‘haksız rekabet doğuyor’. Şimdi sabırsızlıkla yeni filmini bekliyor olacağız. En meşhur sinema sitesi imdb’de her oyuncunun karşısında ‘yapım, post prodüksiyon ya da proje’ aşamasında olan yeni rollerini görebilirsiniz. Daniel Day-Lewis’in sayfasında en tepede şimdilik ‘Lincoln’ duruyor.