Sinemaya ayakkabıyla girmiş

Sinemaya ayakkabıyla girmiş
Sinemaya ayakkabıyla girmiş
Onur Ünlü 'Polis' ve 'Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi'nin ardından 'Milli Cinayet Koleksiyonu'nun üçüncü filmiyle karşımızda: 'İtirazım Var.' Başrol bu kez bir imama emanet!
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

İTİRAZIM VAR***
Yönetmen:
Onur Ünlü
Oyuncular: Serkan Keskin, Hazal Kaya, Büşra Pekin, Öner Erkan, Osman Sonant, Serdar Orçin
Yapım: 2013 Türkiye
Süre: 110 dk.

Bu dönemin popüler değimi ‘zamanlama manidar’ hiç bu kadar gerçek anlamına yaklaşmamıştı muhtemelen. Onur Ünlü’nün yeni filmi ‘İtirazım Var’, üstelik hiçbir zamanlama kaygısı olmamasına rağmen doğru zamanda, doğru yerde olan bir film olarak alkışlandı. 

Sinemada unutulmaz karakterler yaratma konusunda giderek uzmanlaşan ve her defasında (filmini beğenin ya da beğenmeyin) kendisini konuşturmayı başaran Onur Ünlü, bu kez Salman Bulut isimli bir cami imamının hikâyesinin peşinden koşturuyor bizleri. Tabii ki bir Onur Ünlü karakterinden bahsettiğimizde, imamın da geleneksel formlardan çok uzak olacağını kestirmek zor olmuyor. Salman Bulut, eski boksör, antropoloji mastırı yapmış (artık askerden kaçmak için mi bilinmez!) satranç oynuyor, siyasetbilimine hâkim, meraklı, saz çalıyor, başka inanışlara kafası açık vs. Ama hepsinden önemlisi biraz fazla meraklı. 

Kızlı- erkekli durumlar
Bir gün Selman Bulut’un görevli olduğu camide cinayet işleniyor. Polis meseleye fazla ilgi göstermeyince kendi yöntemleriyle cinayeti çözmeye çalışan Selman Bulut, tefecilikten ‘faiz lobisine’, din ticaretinden çocuk istismarına kadar uzanan derin ilişkiler yumağı içinde buluyor kendisini. Üstelik kızının bir erkekle aynı evde yaşaması ‘kızlı-erkekli’ durumları da hikâyenin içine dahil ediyor.
Öncelikle şunun altını kalın çizgilerle çizmek gerek. Yarın yayımlanacak Radikal Cumartesi’de yer alan söyleşimizde başrol oyuncusu Serkan Keskin senaryoyu Gezi’den önce okuduğunu söylüyor. Onur Ünlü de filmin neredeyse son halini iki yıl kadar önce bitirdiğini anlatıyor. Yani Salman Bulut’un filmin bir noktasında polise söylediği ‘attım tuttu’ sözündeki gibi, Onur Ünlü de sanki Gezi Direnişi olacakmış, ‘kızlı-erkekli’ beyanatları, Dolmabahçe Camii imamı hadisesi, faiz lobisi yakıştırmaları havada uçuşacakmış gibi ‘atmış ve tutturmuş.’ Bir tür ‘hissi kablel vukû’ durumu. 

Özel bir karaktere dönüşüyor

Ama ‘İtirazım Var’ı iyi bir film yapan şeyler arasında sadece bunlar yer almıyor. Onur Ünlü, kara film- polisiye türünün bütün trüklerini itinayla yerleştirmeyi başarıyor filmin içine. Karanlık bir geçmiş, bedensel yaralar, gizemli bir kadın , sevdiklerini koruma telaşı, yozlaşan bir düzen vb. tam da bu topraklara özgü bir alaturkalıkla yerleştiriliyor filme. Bütün bunlara bir de Onur Ünlü’ye has absürd’lükler de eklenince Salman Bulut, Türkiye sinemasında unutulmayacak bir polisiye karakter olarak yerini alıyor. 

Son bir yılda toplumsal olaylara, iktidarın söylem ve uygulamalarına karşı duyulan tepkinin duvar yazılarında, sosyal medya caps’lerinde bulduğu mizahi karşılığın sinemasal izdüşümü olarak da görebiliriz ‘İtirazım Var’ı. Salman Bulut’un ağzından çıkan “Hükümette tanığım olsa, kredi almaktan neden utanayım” ya da “Gece aç yatıp, sabah kılıç kuşanmayanın aklından şaşarım” gibi sözlerin güncel siyasete dokunan ‘duvar yazısı’ estetiği ile aynı iklimden beslenmediğini söyleyebilir miyiz? 

Beklediğine değmiş
Birçoğunda büyük övgüler aldığı yirmiye yakın filmden sonra Serkan Keskin’in başrol için bu rolü beklemiş olmasına da bir parantez açmamız gerekiyor. Belki Serkan Keskin’in bizzat yarattığı imaj ve kaçınılmaz olarak Leyla ile Mecnun’un ‘İsmail Abi’si olarak gönüllerde kurduğu taht onu bu rol için biçilmiş kaftan yapıyor. Serkan Keskin’in İsmail Abi’yi unutturabileceği ama yerine hiç ara vermeden Selman Bulut’un geçeceği bir performans var karşımızda. Selman Bulut, sanki İsmail Abi’nin bir gün gelecek diye beklediği, geçmişine sünger çekmiş babasıymış gibi…
Serkan Keskin, yalnız önemli filmlerin (Sonbahar, Yeraltı, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Silsile) çok iyi yan karakter oyuncusu değil; bir filmi ve her karakteri alıp götürebilecek bir isim olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.