Sınırlardaki dünya

Moda, magazin, yemek... Benetton'un sıra dışı dergisi Colors, bu konulara her dergi gibi yaklaşmıyor.
Haber: MELİS ÇELEBİ / Arşivi
MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Moda, magazin, yemek... Benetton'un sıra dışı dergisi Colors, bu konulara her dergi gibi yaklaşmıyor. Özellikle politik ve sosyal konulara değinen ve her ay bir tema belirleyen derginin iki ay sonra yayınlanacak
sayısında da dünya üzerindeki stratejik ticaret yolları ve buradaki insanların yaşamları konu edilecek. Derginin kreatif editörlerinden Adam Broomberg ve Oliver Chanarin'i, İstanbul'da, Sultanahmet'te kaldıkları otelde yakaladık. Otelin medeniyete bakan çatısında bize, Güneydoğu sınırındaki medeniyetten uzak hayatları anlattılar.
Kaç senedir Colors için çalışıyorsunuz?
1.5 yıldır.

İstanbul'a geliş nedeniniz nedir?
Adam: İki ay sonra çıkacak sayının konusu dünyadaki önemli ticaret yolları. Biz de şu an Türkiye-Irak sınırıyla ilgili bölümü hazırlıyoruz. Konu için dünyanın farklı yerlerine gönderdiğimiz bir muhabir ve fotoğrafçı, kamyonların mola verdiği yerlerde bir hafta kalıp oradaki insanlarla konuşuyorlar. Bulundukları yerler politik önem taşıyor. Örneğin Rusya ile batı Avrupa sınırı.
Oliver: Bir başka ekibi de, Alaska'nın kuzeyinden Amerika'ya benzin taşıyan kamyonların geçtiği stratejik noktadaki ufak bir benzin istasyonuna gönderdik.
Adam: Bir diğeri Güney Afrika'daki bir ticaret yolu. Tüm kamyon şoförleri bu hat üzerinde, yukarı-aşağı gidip geliyorlar ve yol üstünde fahişelerle yatıp kalkıyorlar.
Burada AIDS'in yayılma oranı inanılır gibi değil.
Oliver: Bu bölgedeki şoförlerin yarısından fazlasının HIV taşıdığı ortaya çıktı.
Türkiye ve Irak sınırında nelere tanık oldunuz?
Oliver: Diğerleriyle benzer şeylere rastlanıyor. Birçok yolun kesiştiği bir yer bulup birkaç gün kaldık. Orada yaşayan, çalışan ve oradan gelip geçenlerle konuştuk. Türkiye-Irak sınırı oldukça ilginç bir yer çünkü birçok kişi tarımı, çobanlığı, çiftçiliği bırakıp kamyon satın almış. Bu kamyonlarla Irak'tan Türkiye'ye petrol taşıyorlar. Sınırdan aşağı inip çıkan kamyonlar korkunç bir trafiğe sebep oluyor. Fakat şu anda sınır kapatıldı ve trafik azaldı. Dolayısıyla tarlasını ve hayvanlarını
satıp da kamyon alanlar artık hiçbir şey yapmıyorlar.
Adam: Burada neredeyse 50 bin kamyon var ve bunların her biri 5 bin dolar değerinde.
Oliver: Cizre'de yaklaşık 45 bin kamyon arazide duruyor. Burası resmen bir mezarlığı andırıyor.
Adam: Bu, bölgenin politik durumuyla ilgili. Çok ilginç.
Oliver: Kamyon şoförlerinin zor bir durumda olmalarının sebebi, sadece iki seçenekleri olması: Biri, şoförlük yapmak, diğeri ise tarlada çalışmak. Fakat Güneydoğu Anadolu'daki feodal sistem geçinmelerini zorlaştırıyor.
Adam:Ayrıca bu bölge mayınlarla dolu. Topraklar tarıma çok elverişli fakat kimse çalışmıyor.
Oliver: Bize ilginç gelen konulardan biri de Kürt meselesiyle ilgili soruların yanıtsız kalmasıydı. "Neden bu bölge bu kadar yoksul, niye endüstri gelişmemiş?" gibi sorular aklımıza geldi.
Adam: Ya da "Tüm bunların birbiriyle bağlantısı var mı?"
Oliver: Ekonominin o bölgede gelişmemiş olmasıyla Kürt meselesi arasında bir bağlantı var mı?
Adam: Niye çocuklar okula gitmiyor? Bu çok garip.
Oliver: Kürt asıllı Türk şoförlerle konuştuk fakat bu konuda çok korkutulmuşlardı.
Peki siz bunun nedenini öğrenebildiniz mi?
Adam: Evet. Bunu siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz ama konuşmamız çok doğru olmaz çünkü o insanları tehlikeye sokmuş oluruz.
Öyleyse dergide de bu konu hakkında konuşmayacak mısınız?
Konuşacağız ama onların ağzından değil.
Oliver: İnanılmaz bir korku var bu konuyla ilgili.
Peki Türkler daha mı açık bu konuda?
Oliver: Evet. Bu konuyu yapmamızın sebebi şuydu: Bu insanlar bir şekilde topraklarından ayrılmışlar. Toprakla ve tarımla olan bağları kopmuş. Bu yüzden de kamyon şoförlerini stüdyoda, doğa görüntüleri içinde çektik.
Politik meselelerle her zaman bu kadar ilgili misiniz?
Oliver: Evet. Sıradan, günlük hayatlara bakmak bize her zaman ilginç geliyor. Kamyon şoförlerininki gibi. Bu insanlar ıssız bir alanda yaşıyor.
Adam: Bir çobanla konuştuk. Hayatında 5 km'den daha ileri gitmemişti. Ona savaştan bahsettik ve sadece "duyduğunu" söyledi. Bunları görünce bu insanların sadece birer piyon olduğunu düşünüyorsunuz. Büyük bir oyunun piyonları...
Kaç tane şoförle çekim yaptınız?
Sekiz.
Peki bu kimin fikriydi?
10 kişilik bir ekibimiz var. Hepimiz çeşitli konular öneriyoruz. Bu, grafik tasarımcımızın fikriydi. Kendisi Amerikalı.
Türkiye'ye gelmeyi siz mi istediniz?
Oliver: Evet. Eğer dünyada neler olup bittiğine bakıyorsanız, o bölge büyük ihtimalle her şeyin merkezi.
Adam:Ayrıca Irak'ta büyük ihtimalle bir savaş çıkacak. Cizre'de bazı askerlerle konuştuk ve savaşa hazır olduklarını söylediler. Güneydoğudan İstanbul'a gelirken ülkenin ne kadar değiştiğini gördük. Burası Avrupa gibi. Bir anda endüstrinin olduğu yere geliyorsunuz.
Oliver: Bunun nedenini kendinize sormalısınız. Bu gerçekten çok garip.
Adam: O bölgeyi değiştirmek isteseler yapabilirler.
Oliver: O bölge Türk Devleti'ni temsil etmiyor. Oradaki insanlar da...
Daha önce neredeydiniz?
Oliver: Londra'daydık. Bir kitap yayınlamak için uğraşıyorduk.
Nerede yaşıyorsunuz?
Venedik'te.
Colors'ın sizce diğer dergilerden farkı nedir?
Oliver: Biliyorsunuz birçok dergi moda ve life style'la ayakta duruyor.
Adam: Saçmalık.
Oliver: Biz ünlülerle röportaj yapmıyoruz, modaya girmiyoruz. Bizim modamız bu.