Sinyali doğru alan hayatını kurtarır

Sinyali doğru alan hayatını kurtarır
Sinyali doğru alan hayatını kurtarır
Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu yürürken bacağı ağrıdığı için mağazaların vitrinlerinde sıkça duranları, göğsünde ağrı, midesinde sıkça yanma hissedenleri uyarıyor:Tehlike sinyallerini doğru algılayın yaşam kalitenizi yükseltin
Haber: FERHAN KAYA POROY / Arşivi

Damar kireçlenmesinin neden olduğu hastalıkları sıralamaya felçle başlamıştık. Başka ne gibi hastalıklara neden oluyor?
Türkiye’de de sıkça görülen sorunlardan bir tanesi bacak, kasık damarlarındaki damar kireçlenmeleri. Bu kireçlenmelere bağlı olarak oluşan tıkanıklıklar ayaklara, bacaklara kan gitmemesine ve sonucunda da kangrene neden oluyor. Kangren safhasına gelmeden önce fark edilmesi çok önemli.
Bacak damarlarındaki tıkanıklık nasıl fark edilir?
Bacak damarlarında tıkanma olan kişi kısa bir süre yürüdü kten sonra durup dinlenme ihtiyacı hissediyor. Komik tanımıyla buna ‘vitrin hastalığı’ da deniyor. Yürüyüşe çıkan kişi bacağına ağrı girdiği anda caddedeki bir mağazanın vitrinine bakarak dinleniyor. Ancak böyle vitrin dinlenmeleriyle yürüyüşü idare edebiliyor.
Bu tip hastalar seyahatlerde de etraflarına mahçup olmak istemediklerinden, ya vitrinlere ya da kafelere sığınırlar. “Şuna da bir bakayım, bu da güzelmiş” ya da “Şu kafede de bir şey içeyim” diyerek dinlenirler. Böylece ağrıları geçer ve tekrar yürümeye devam ederler.
Damar kireçlenmesine bağlı olarak gelişen hastalıklardan biri de kalp damarlarından kaynaklanıyor sanırım.
Evet, ölümle sonuçlanan birçok vaka da kalp damarlarındaki tıkanıklıklar yüzünden gerçekleşir. Bu da kalbi besleyen damarlarda oluşan kireçlenmeden kaynaklanır.
Bunlar koroner damarlarda ortaya çıkar. Tıkanmanın en büyük habercisi de göğüs ağrısıdır. Hasta göğüs ağrısına aldırış etmezse; mide ekşimelerini, yanmaları çok yemek yemeye bağlarsa, yani ilk sinyallere aldırmazsa, bir süre sonra kalp damarları tıkanır ve sonu ölümle biten bir kalp krizi yaşayabilir. Aslında damar ona daraldığına dair sinyalleri vermiş, fakat kişi bunu anlamak istememiştir.
Ameliyatsız tedavi gerektiriyorsa bunu kim yapabilir?
Kalp damarlarındaki kireçlenmelerle kardiyologlar, böbreklerdeki sorunlarla nefrologlar, beyne giden damarlardaki kireçlenmelerle nörologlar ve tabii aynı zamanda bu konuda uzmanlaşmış damar cerrahları uğraşır.
Damar kireçlenmesi önlenebilir mi?
Damar kireçlenmeleri önlenemese de kişiye zarar vermeyecek düzeyde tutulabilir. Bir insan yaşamak istediği günlük hayata sağlık sorunlarından dolayı erişemiyorsa o zaman ona yardımcı olmak gerekir. Zaten istediği gibi bir hayat yaşıyorsa ama daha iyisini bekliyor veya ileride sorunlar çıkmasından endişe duyuyor ve önlem almak istiyorsa o zaman yaklaşım şu olmalı; “Öncelikle zarar verme!”.
Nasıl bir ayrım bu?
Örneğin 70 yaşında bir hasta geldi. Bacak damarları tıkalı. Damarları tıkalı olduğu için 300-400 metre yürüdükten sonra bacağı ağrıyor ve oturup dinlenmek zorunda kalıyor.
Bu durumda hastanın yaşam tarzı devreye giriyor. Köyde yaşıyor. Tek faaliyeti beş vakit camiye gitmek, bir de arada bir kahveye… Evle cami arası da zaten 200 metre. İşte o zaman “Ameliyata gerek yok” diyoruz. Adamın yaşam kalitesinde bir azalma olmuyor çünkü! İstediği her şeyi yapabiliyor. Ama tam tersi de olabiliyor.
Yarın: Damar dostu beslenme

Periferik damar hastalıkları ile ilgili bilgiler: 
* 55 yaş üstü insanların yüzde 15’inde herhangi bir belirti vermeyen periferik damar hastalığı bulunur. Yürüme mesafesini kısaltan periferik damar hastalığı ise 55 yaş üstü insanların yüzde 5’inde, 85 yaş üstü insanların ise yüzde 24’ünde bulunur. 
* İstirahat halinde duyulan ağrı nedeniyle iki haftadan uzun süreyle ağrı kesici alma zorunluluğu olan veya ayaktakangren bulunması ile kendini belli eden kritik bacak iskemisi 2 bin 500’de 1 insanda görülür. 
* Periferik arterlerinde ateroskleroz bulunan bir hastada, 10 yıl içinde kalp krizi veya felç geçirmeye bağlı ölüm riski, periferik damar hastalığı bulunmayan bireylere göre 5 kat
daha fazladır. Bir belirtisi olmayan damar hastalarında ölüm riski yüzde 4 ve yürüme mesafesini kısaltıcı bacak ağrısı oluşma riski yüzde 7-15’tir. 
* Yürüme mesafesini kısaltıcı bacak ağrısı olan hastalarda mesafenin daha da kısalma riski yüzde 20-30, beş yıllık ölüm oranı yüzde 30’dur. 
* Kritik bacak iskemisi olan hastalarda ölüm oranı daha da yüksektir (5 yılda yüzde 50) ve bacağın kesilme ihtimali de artar (yüzde 25). 
* Erkeklerde daha sık görülür. 
* Belirtisi, yürürken, koşarken, merdiven çıkarken kalça, uyluk veya baldır bölgesinde ağrı ve kramptır.


    ETİKETLER:

    Türkiye

    ,

    Ağrı

    ,

    YAŞ

    ,

    Cunda

    ,

    hayat