Sıradan insanları müzelik yapan heykeller

Sıradan insanları müzelik yapan heykeller
Sıradan insanları müzelik yapan heykeller
Pawel Althamer'in sergisi Galeri Mana'yı tekinsiz bir alana dönüştürüyor. Işıklar sönüp de herkes galeriyi terk ettiğinde bu heykellerin neler yaptığını kim bilebilir...
Haber: Neylan Bağcıoğlu / Arşivi

Ünlü değilsiniz, dünyada barış için bir girişiminiz de olmadı. Vatana millete kayda değer herhangi bir katkınız yok; ne bir savaş kazandınız ne de bir ilim irfan merkezi kurdunuz. Ama yine de sizden sonraki nesillerin gıptayla önünde durup bakabileceği, sizi ölümsüzleştirecek bir heykeliniz olsun istiyorsunuz. “Çok şey istemiyorum, sadece bir heykel” diyorsunuz.
Polonyalı sanatçı Pawel Althamer’in Deutsche Bank sponsorlu Guggenheim projesi Almech, bir bakıma sizin gibi sıradan insanları ölümsüzleştiriyor. Elbette projenin tek yaptığı şey bu değil. Bu projeden altı heykel, Abaseh Mirvali’nin küratörlüğünde, Galeri Mânâ’daki ‘Pawel Althamer: 6 Heykel’ başlıklı sergi kapsamında izleyici karşısına çıkıyor.
Hem bugün hem Rönesans 
Projenin ismi, Althamer’in babasının Varşova’nın dışındaki küçük bir kasabada yer alan plastik fabrikasından geliyor. Fabrikanın isim tabelası ile beraber çalışanlarının da bir kısmının yüz kalıplarını almak üzere Berlin Guggenheim’a taşındığı projede şu ana dek 170 civarında yüz kalıbı alınmış. Bu kalıplar, Guggenheim çalışanlarından banka müdürlerine, sergi ziyaretçilerinden Althamer’in yakınlarına farklı demografilerden bireylere ait. Althamer’in sanat kariyerinin önemli bir özelliği olan otobiyografi böylelikle bu projeye de dahil ediliyor. Bir yandan sıradan insanları müzenin otoriter beyaz duvarlı alanına taşırken, bir yandan da kapitalizmin olmazsa olmaz üretim ağını da beraberinde getiren Althamer, sanatın demokratikleştirme (ya da demokratikleştirememe) yetisini sorguluyor.
Sokaktan baktığınızda galeri mekânını işgal etmiş hayaletleri andıran bu insan boyutundaki heykellerin yüzleri alçı, vücutları ise plastikten. Klasik bir heykel malzemesi olan alçı ile çağdaş plastik malzemesini bir araya getiren Althamer, zaman içinde evrim geçiren heykel sanatı pratiğini sorguluyor. Bir yandan bu heykellerin yüzleri günümüz toplumundan bireylere aitken vücutları, kıyafetleri ve duruşları sanki Rönesans dönemine ait gibi duruyor. Böylece gerçek ile kurgu bir araya geliyor. Althamer, Mirvali’nin küratörlüğünde bu heykelleri üretim, yöntem ve esas mekânlarından ayırarak, onları özgürleştirdiği gibi yeni bir diyaloğun parçası haline getiriyor. Postapokaliptik bir dünyanın bireyleriymişçesine mekânı ele geçiren bu heykellerin kaideleri tekerlekli. Bu, Althamer’in bir sergiden diğerine koreografiyle oynama isteğinden doğuyor. Tekerlekler bir yandan da mekânı tekinsiz bir alana dönüştürüyor. Işıklar sönüp de, herkes galeriyi terk ettiğinde bu heykellerin neler yaptığını kim bilebilir...
Tek bildiğimiz ya da inanmak istediğimiz Althamer’in kendisi gibi sanatçı olan arkadaşı Artur Zmijewski’ye dediği gibi, “Bundan daha iyi bir dünya olacak. Çünkü bu herkesin dileği.”


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    sanat

    ,

    Beyaz

    ,

    Bugün

    ,

    Banka

    ,

    Galeri

    ,

    Ünlü

    ,

    sergi

    ,

    klasik

    ,

    zaman

    ,

    plastik

    ,

    yöntem