Sırt çantalı bir kadının İran'da 10 günü

Sırt çantalı bir kadının İran'da 10 günü
Sırt çantalı bir kadının İran'da 10 günü
Hem köklü bir medeniyetle tanışıp hem de ucuz ve güvenli gezebilmenin mümkün olduğu bir ülkede, gezmeyi sevenlerin es geçmemesi gereken İran'dayız.
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

İran denilince akıllara gelenleri düşünün... Radikal İslam, korku, başörtüsü, siyaset... Benim aklıma bunlar geliyordu, ailemin ve çevremin de öyle. Çocukluğumdan beri merak ettiğim bu gizemli ve kapalı kutu olan ülkeye giderken kafamda da pek çok soru işareti vardı. Sırt çantam, erkek arkadaşım ve yeni tanıştığım başörtümle İmam Humeyni Havaalanı’na indiğimde ilk sarsıntıyı alışık olmadığım Fars alfabesi konusunda yaşadım.
Tahran’da havaalanı şehrin 60 kilometre kadar uzağında. İkinci sarsıntımı taksinin ucuzluğu konusunda yaşıyorum. Petrolün çok ucuz olduğu İran’da takside bir buçuk saat yol kat etmek 7-8 dolar civarında bir para tutuyor. Kentte önceden bir otel belirlemediğimiz için taksicinin bize tavsiye ettiği rahat bir otele yerleşiyoruz ve gezimize başlıyoruz.
Bilindiği üzere bizde Atatürk ne ise İran’da da İslam Devrimi’nin lideri Humeyni o anlama geliyor. Bu sebepten her tarafta Humeyni’nin ismine rastlıyoruz. Bizdeki Atatürk tutkusundan farklı olarak İran’da bir de duvar resimleri var. Pek çok apartmanın dış cephesinde molla resimleri görmek mümkün.

Saraylar kenti
Tahran’da turistlerin ilgisini çekebilecek pek çok bölge var. Gülistan Sarayı, Sadabad Sarayı, Derbend, sayısız cami ve İran’ın her şehrinin değişmez bir parçası olan büyük pazarlar. Türkiye ’deki kapalıçarşılar turistik bir anlam kazanmış ve halkın günlük alışverişini yaptığı yer olmaktan çıkmış durumda. İran’da ise insanlar bu pazarları günlük ihtiyaçları için kullanıyor. Pazarlarda şerbetlerden pestillere, baharatlardan tabak çanağa her türlü ihtiyacı temin etmek mümkün. Yaklaşık 30 yıldır ambargo altında olan ve öz üretime dayalı bir ekonomisi olan İran’da doğal olarak McDonald’s, Starbucks gibi markalar göremiyoruz. Dışarıda yemek yemek isterseniz genelde karşınıza kebapçılar çıkıyor. Kebaba büyük tabaklarda gelen safranlı pilavlar eşlik ediyor.
Tahran’ın Tejriş bölgesi ise zengin kesimin yaşadığı yer olarak biliniyor. Tahran’ın kuzey bölümünde dağın eteklerine kurulmuş bir piknik ve eğlence yeri olan Derbend’e gitmek için buradan geçmek şart. Derbend’de iki yamacın etrafına kurulmuş çayhanelerde şark köşesi şeklinde döşenmiş tahtaların üzerinde dinlenmek çok keyifli. İran’da kadınların yarısı kara çarşaflar giymeyi tercih ederken yarısı ise başlarına Benazir Butto misali şal takıyor. Tejriş’teki kadınlar başörtülerini o kadar açık bir şekilde takıyorlar ki örtüler topuzlarına taktıkları bir duvak halini alıyor. Yine bu bölgede el ele tutuşan çiftler gördüğümü eklemeliyim.

Bu vagona erkek giremiyor
Tahran’da toplu taşıma için metro rahat bir seçenek. Araçlarda da özel kadın bölümleri var. Kadınlara ayrılan perona erkeklerin girmesi yasak ancak diğer bölümlere kadınlar girebiliyor. Yani karma. Çoğu kadın eğer araç boşsa karma bölümde oturuyor, sıkışıksa kadın bölümüne geçiyor.
İran’ın tümünde insanların yardımseverliği ve kibarlığı dikkat çekiyor. Kentte çok fazla Azeri yaşadığı için insanlarla Türkçe iletişim kurulabiliyor. Altı saatlik bir otobüs yolculuğuyla geçtiğimiz İsfahan ise beni en çok etkileyen şehir. Tahran’dan daha sakin ve düzenli olan bu şehirde iki çok etkileyici yapı var: Birisi Siesepol, diğeri ise dünyanın en büyük meydanlarından olan İmam Meydanı.
Siesepol yani 33 gözlü köprü şehrin ortasından geçen ve geceleri olağanüstü görüntüye sahip bir yapı. İmam Meydanı ise dört yanında dört büyük kapısı olan, yeşillendirilmiş, içerisinde at arabalarının gezdiği bir meydan. Meydanı İsfahan’ın kapalıçarşısı çevreliyor. Bu dört kapıdan çarşıya girmek mümkün. İsfahan İran’ın en turistik yeri olmasından dolayı kapalıçarşının içerisi rengârenk. Şehrin ana caddesinde gidiş ve geliş yolunun ortasında ağaçlı çok güzel bir yaya yolu bulunuyor. Eski Pers döneminde paraların üzerinde ‘İsfahan dünyanın yarısıdır’ yazarmış, İsfahan’ın bugünkü güzelliği bu deyimi doğrular nitelikte.

Büyüleyici Persepolis
Ardından yine otobüsle geçtiğimiz Şiraz merkezinde bulunan Kerimhan kalesi ve gezilecek pek çok bölgesi ile klasik bir Fars şehri. Ünlü şairler Hafız ve Sadi’nin türbeleri burada bulunuyor. Ama benim için Şiraz’ı etkileyici kılan Persepolis antik şehrinin yakınında olması. Günübirlik gittiğimiz Persepolis tarihiyle büyülüyor.
İran’da genel olarak dikkat edilmesi gereken iki nokta var. Birincisi kimse kurallarına uymadığı için kaosa dönüşmüş olan trafik, diğeri ise fotoğraf çekimi. Devlet dairelerini kadrajınızın içerisine alırsanız uyarı almanız muhtemel. Bunun dışında hırsızlık yok denecek kadar az. İran’da hem köklü bir medeniyetle tanışıp hem de ucuz ve güvenli gezmek mümkün. İran, seyahat sevenlerin es geçmemesi gereken bir ülke ...