Şişkolara yer var!

Şişkolara yer var!
Şişkolara yer var!
Kolombiyalı sanatçı Fernando Botero, 'Şişman güzeldir' şiarıyla boyadığı eserleriyle ilk kez İstanbul'a geliyor. 64 eser içinde dans eden mutlu şişmanlar da var, Ebu Garib'in acı çekenleri de... 4 Mayıs'ta başlayacak sergi, 18 Temmuz'a kadar Pera Müzesi'nde olacak
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

İstanbul Film Festivali zamanı, bir arkadaşımla bilet almak için Atlas gişesinde bekliyoruz. Biz uzun vadeli planlar yapmışız, o saatte oynayan İspanyol yönetmen Daniel Sánchez Arévalo’nun ‘Şişkolar’ına zaten girmeyeceğiz, rahatız. Ama ‘Şişkolar pizzadır, dondurmadır, tatlıdır, kaloridir ve suçluluktur, arzudur, korkudur, umuttur, hayallerdir, sekstir, ailedir, aşktır...’ konulu filme girmek isteyenler canhıraş gişeye saldırıyor. Hengâmeyi nihayetlendirense aksi gişe görevlisinin kafasını dışarı uzatıp “Şişkolar’a yer yok!” diye bağırması oluyor. Öyle acayip ve defalarca söylüyor ki bu ‘Şişkolara yer yok’u, biz kikirdemeye başlıyoruz, ‘Şişkolara hiçbir yerde yer yok yahu’ diye. Bir A4’e yazıp gişenin camına asmak yerine, her sorana guguk kuşu gibi kafasını uzatıp uzatıp “‘Şişkolar’a yer yok” demesi sinirlerimizi oynatıyor. ‘Koskoca dünyada şişkolara nasıl yer olmaz?’ diye bu sefer başka bir frekanstan giriyoruz yayına ama bir şey de diyemiyoruz.
İşte şimdi, ‘Şişkolara yer yok’ diyenlere ‘Bal gibi de var’ diyebiliriz. Hem de öyle bir yer var ki! 

‘Şişman güzeldir’
Ressam ve heykeltıraş Fernando Botero, şişko erkeklere, şişko kadınlara, şişko köpeklere, şişko atlara yani sadece şişkolara yer verdiği eserleriyle ilk kez İstanbul’a geliyor.
Kolombiyalı ressam Botero’nun animasyona yakın bir tekniği var ve ele aldığı iri cüsseli figürler onun alametifarikası. Botero bu figürler için “Şişman güzeldir, çünkü şişman insanlar diğer insanların yüzünde hemen bir gülümseme yaratma kabiliyetine sahiptir, sempatiktir. Bu yüzden resimlerimde şişman figürleri kullanıyorum” diyor.
Botero’yu ünlü bir ressam yapan, daha çok sanat tarihinin içinden seçtiği, ünlü sanatçıların başyapıtlarını kendi üslubuyla ele aldığı resimler. Bunlar arasında Leonardo da Vinci’nin ‘Mona Lisa’sı, Manet’nin ‘Kırda Öğle Yemeği’, Edgar Degas’nın ‘Balerinler’i, Jan Van Eyck’ın ‘Arnolfini’nin Düğünü’, Velasquez’in ‘Nedimeler’i yer alıyor.
Etine dolgun, tırnakları kırmızı ojeli, 1950’lerden kalma burjuva kadınlarını, İspanyol Çingenelerini, boğa güreşçilerini, çamaşır yıkayıp kedi seven sıradan ev kadınlarını resmeden Botero, son çalışmalarında çizgisinin dışına çıktı ve kendisini derinden etkilediğini söylediği Ebu Garib işkencelerini resmetti.
Türkiye’de ilk kez bir sergisi açılacak olan Botero’nun daha çok Ebu Garib resimlerini göreceğiz burada. Sanatçı kurbanların acı çeken hallerini, kanlar içindeki vücutlarını, köpekler tarafından taciz edilişlerini öyle iyi resimledi ki, hapishanede çekilen fotoğraflardan daha etkili oldu dünya kamuoyunda. Botero, gördüğü fotoğraflardan sonra öyle sarsılmış ki, “O haldeyken başka bir şeyin resmini yapamazdım” diyor.

İstanbul’a hangi Botero heykeli yakışır?
Botero’nun heykelleri de resimleri gibi şişman figürlerden oluşuyor. Genelde bronz ve mermer kullanan sanatçı, her gittiği şehre bir heykel hediye etmesiyle de ünlü. Bakalım İstanbul’a ne hediye edecek? Heykel nereye koyulacak? Botero’nun dünyanın pek çok önemli kentinde heykelleri var. Paris’te Champs-Elysées’de, Floransa’da Palazzo Pitti’nin önünde, New York’ta Park Avenue’de şişmanlar halkı selamlıyor.
Yaşayan en önemli sanatçılardan biri olarak değerlendirilen sanatçı, 19 Ağustos 1932 Antioquia doğumlu. Yani 77 yaşında ama hâlâ üretmeye devam ediyor. Yunan eşi Sophia Vari de bir sanatçı. Birlikte Paris’te, aynı zamanda atölye olarak da kullandıkları küçük bir apartman dairesinde yaşıyorlar.
Böyle resimler yapabilmesini doğduğu kültürün çok renkliliğine, yemeyi içmeyi seven insanların arasında büyümeye, güneşe ve müziğe bağlıyor, “Kolombiya dışında bir yerde doğsaydım, böyle hayat dolu resimler yapamazdım” diyor. Yanaklarından kan fışkıran, gürbüz, koca memeli genç kızlar memleketten kalmış hatırında. İri cüsseli müzisyenler, dansçılar da oradan...
Oradan olmayan tek şey, ona göre dünyadan, insandan da olmayan tek şey, son işleri Ebu Garib resimleri. Orada olanların insanlık adına utanç verici, yürek burkucu olduğunu düşünüyor.
“Bence resim sanatında özgür, düşsel, yenilikçi parametrelerin geçerli olduğu bir şeyler yaratmak önemli. Mesele, klasik kurallara uygun düşen türden bir güzellik yaratmak değil. Amaç, yapıtların insanları şaşırttığı, insanlarda şaşkınlık uyandırdığı bir aşamaya varmak olmalı. Önemli olan, bütün o coşkunluk ve çarpıtmaların ortasında, dinginlik ve dengeyi dile getiren bir şeyler bulmak” diyor Botero. Onun sırrı da burada zaten; curcunanın içinde, ‘güzeli’ görüyor.