Sisteme karşı dergi satanlar

Uzunca bir süredir Beyoğlu'ndaki müzik marketlerden aynı anda yükselen son moda şarkılara onların sesi de ekleniyor.
Haber: EKİN KADİR SELÇUK / Arşivi

Uzunca bir süredir Beyoğlu'ndaki müzik marketlerden aynı anda yükselen son moda şarkılara onların sesi de ekleniyor. Ellerinde sıkıca tuttukları dergileriyle kartpostal satıcıları ya da anketörler gibi gideceğiniz yere kadar ısrarla peşinizde koşturmadan ama yaptığı işe son derece sahip çıkarak önünüze dikilip gündemdeki olayların karşı sesi olan, alternatif üretmeye çalşan, genç üniversitelilerden söz ediyoruz.
Çoğu ülkenin iyi üniversitelerinde okuyan bu gençlerin bilgilerine, zekâlarına güvenerek söylemek istedikleri şeyler var memleket sorunlarına dair. Onlar başka bir dünya tahayyül ediyor, mevcut sınırlar içinde kendilerine bir yer bulmakta zorlanıyorlar. İnandıkları fikirlerle dolu dergilerini satmaya çalışırken, kendilerini görmeyenlere inat, bir var oluş mücadelesine de girişiyorlar.
Peki kim bu gençler? Nerelerde okuyor, neler yapyorlar? Ne satıyor, ne anlatmak istiyorlar? İşte...
Bizim mekânımız...
Dergi satan gençler altı yıldır İstiklal Caddesi'ni kendilerine mesken tuttuklarını ifade ediyorlar. İlk zamanlarda birçok sorunla karşılaşmışlar, satışa çıktıklarında sık sık gözaltına alınıyorlarmış. Gelip geçenlerin meraklı bakışları, hakarete varan sataşmalar da cabası.
Fakat zamanla Beyoğlu'nun bir parçası olmuşlar. Şimdilerde bozuk para için çevredeki esnaf kendilerine yardımcı oluyor, polisler ufak tefek uyarılar dışında müdahale etmiyor. Nadiren yapılan şaka yollu sataşmalar dışında gelip geçenlerden de olumsuz tepki almıyorlar. İşçi Partisi Öncü Gençlik üyesi Erdem Ergen, İstiklal Caddesi'nde dergi satmanın artık meşru olduğunu, bu meşruiyeti de verdikleri mücadeleye borçlu olduklarını söylüyor.
Yudum Ersezer
(Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği öğrencisi, İşçi Partisi Öncü Gençlik üyesi)

Dört yıldır İşçi Partisi üyesiyim. Üye olmadan önce Aydınlık ve Öncü Gençlik dergilerini uzun süre takip ettim. Üniversiteye girince de ister istemez partinin içinde buldum kendimi. Ailemin anlattığına göre 12 Eylül'den önce üniversiteye girip de siyasete atılmamak anormal bir davranış sayılırmış. Şimdi ise tam tersi. Dört yıldır İstiklal'de dergi satışına çıkıyorum. İlk başlarda çok zor gelmişti ama alıştım zamanla. Kimsenin laf atıp gitmesine izin vermiyorum artık. Yakalıyor ve kendi görüşlerimi aktararak, onun görüşlerini dinleyerek uzun uzun tartışıyorum. Açık satışın en sevdiğim yanı da bu zaten, insanlarla daha rahat iletişim kurabiliyorum. Dergiyi bayiden satmak sinemaya, açıktan satmak ise tiyatroya gitmek gibi bir şey bence. En çok da Aydınlık satarken "Aydınlık değil, karanlık," diye laf atanlara gülüyorum. Çünkü birçok kişi aynı espriyi yapıyor ama her yapan da ilk kendisinin yaptığını sanarak gururla gülümsüyor.
Nevra Dalak
(Devrimci Sosyalist İşçi Partisi üyesi)

Siyasete atılalı iki yıl kadar oldu. Sol bir gelenekten gelmelerine rağmen ailem ilk başta büyük tepki gösterdi. Bildik "Biz zamanında çok yaptık böyle şeyler ama bir sonuç elde edemedik," itirazlarıyla bırakmam için yoğun çaba harcadılar. Şimdi durumumu kısmen kabullenmiş gibi görünseler de ellerinde imkân olsa beni siyasetten uzaklaştıracakları kesin. İki yıldır politika hayatımın büyük bir çoğunluğunu oluşturuyor. Stand açmadan tutun da afiş asmaya, dergi satışından toplantılara kadar. Ama tüm bunlar eğlenmeme, arkadaşlarımla içmeye gitmeme, aşık olmama engel değil. Kimse bizim herkesten farklı bir hayatımız olduğunu sanmasın. Birçok genç kıyafetleriyle, konuşmalarıyla, hal ve tavırlarıyla bu sistemden rahatsız olduğunu belli ediyor. Hepsinin içinde muhalif bir ruhun var olduğu kanısındayım. Fakat politikaya atılınca belli dayatmalarla karşılaşacaklarını düşündüklerinden, uzak durmayı tercih ediyorlar.
Evren Demircan
(İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi, Türkiye Komünist Partisi üyesi)

1996 yılında harçlara yüzde 300 zam yapılmış, öğrenciler de buna büyük bir tepki göstermişlerdi. O sıralarda öğrenci muhalefeti güçlüydü ve sistem karşıtlarını büyük bir hızla yanına çekmekteydi. Ben de partiye o zaman katıldım ve o gün bugündür, diğer genç TKP'li arkadaşlarla birlikte yoğun bir politik çalışma içindeyim. Burada bizim aramızda, normal arkadaşlık ilişkisi dışında bir de 'yoldaşlık' ilişkisi var. Paylaşım, dayanışma ve fikri yakınlık temelinden yükselen bir ilişki bu. İnandığımız bir dünya görüşü var ve önce biz bunun gereklerine uygun yaşamalıyız. Partiye girdiğimden beri dergi satışlarına katılıyorum ve bunun insanlarla daha yakın iletişim kurmamız açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Gözlemlediğim kadarıyla özellikle gençlerin sola karşı gittikçe artan bir ilgisi var. Yaşanan ekonomik ve siyasi krizlerin etkisiyle bir arayış içindeler ve kendilerine çözüm olacaklarına inandıkları şeylere yönelme eğilimindeler.
Aslıhan Kocabal
(Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi, İşçi Partisi üyesi)

Siyasetle aktif olarak beş yıldır ilgileniyorum. Ve o zamandan beri politika yaşamımın her alanında diyebilirim. Bu beni çok mutlu ediyor çünkü düşündüğüm gibi yaşayabiliyorum. İnsanlara o ana kadar duyduklarından daha farklı şeyler anlatıyoruz. Kendimizi inandırıcı kılabilmemiz için söylediklerimizle yaptıklarımızın birbirini tutması lazım. Yani bir yandan insanlara ulusal ekonomiyi anlatıp diğer yandan Marlboro sigarası içersek bize kim inanır? Halktan kopuk bir yaşam tarzımız yok diyorum fakat hâkim olan bazı düşünce ve tarzların da hoşuma gitmediğini söylemeliyim. Örneğin bize dayatılan bir moda ve estetik anlayışı var. İstiklal'e her çıktığımda birbirinin aynısı giyinmiş, süslenmiş insanlarla karşılaşıyorum ve çok rahatsız oluyorum.
Hande Gündoğdu
(İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi, Türkiye Komünist Partisi üyesi)

Birçok arkadaşım gibi ben de aktif olarak siyasetle ilgilenmeye başlayınca ailemin tepkisiyle karşılaştım. Fakat o dönemde ailemle yaşadığım tartışmalar, birey olabilmem için iyi bir temel oluşturdu. Parti de bu temeli sağlamlaştırdı. Dışarıdan bakanlar kolektif mücadelenin yaratıcılığı öldüreceğini düşünüyorlar. Oysa tam tersi. Parti bizim için bir okul aynı zamanda. Yaptığımız çalışmalarla aynı zamanda özgül yeteneklerimizi de ortaya çıkarabiliyoruz. Siyasetin hayatımın büyük bir kısmını kaplaması kendime zaman ayırmamı engellemez. Boş zamanlarımda elimden düşürmediğim bir gitarım var. Ayrıca kitap okumayı da çok seviyorum. Özellikle Gorki'nin Ana'sı beni çok etkilemişti.
* * *
Cengiz Alğan
(İngilizce Öğretmeni, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi üyesi)

Bizler başka bir dünya istiyoruz ama sonuçta yaşadığımız toplum kapitalist ve bu sistemde istesek de sosyalist bir hayat yaşayamayız. Kurmaya çalıştığımız alternatif yaşamların temelinde bile onların (sistemin) argümanları var çünkü. Örneğin resmi nikâha karşı çıkarız, ona alternatif olarak sunduğumuz (sunulan) şey ise devrim nikâhıdır. Nikâh kavramından ve evlilik kurumundan bir türlü kurtulamayız yani. Fakat bu demek değil ki biz kapitalizmi kabullendik ve mücadeleyi bıraktık. Dünyada küreselleşme karşıtı hareketler gittikçe yaygınlaşıyor. Sendikalı işçisinden eşcinsellere kadar sistemden zarar gören tüm unsurları kapsayan bu hareketler, 80 öncesindeki muhalefetten çok farklı özellikler taşıyor.