Sloganları 'klişesiz bölge'

Sloganları 'klişesiz bölge'
Sloganları 'klişesiz bölge'

Selma Wels (solda) ve İnci Bürhaniye kardeşler, Kitapların okurları çoğunlukla Alman diyor.

Berlin'deki Binooki Yayınevi'ni kuran Selma Wels ve İnci Bürhaniye kardeşler Almanya'daki Türklere ve Türkiye kökenlilere karşı önyargılara meydan okuyor.

 

CEYDA NURTSCH

 

Berlin’in Kreuzberg semti... Kırmızı tuğladan yapılmış tarihi bir kilisenin etrafında harabe binalar, işlevsiz fabrika arazileri. Soğuk savaş yıllarında semtin bir bölümü Sovyet, diğeri Amerikan bölgesi ilan edilmişti. Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra buraya gece kulüpleri, barlar ve startup şirketleri yerleşti. Spree Nehri’nden esip yüzlere çarpan rüzgâr Berlin’i önümüzdeki aylarda esir alacak dondurucu soğukların habercisi. Burada Köpeniker Strasse’de bir apartmanın ikinci katında, zamanında Berlin Duvarı’nın geçtiği yerden sadece birkaç yüz metre uzaklıkta, yaklaşık iki senedir Binooki Yayınevi bulunuyor.
Kapıyı kumral saçlı, samimi bir genç kadın açıyor. Selma Wels yayınevi kurucularından birisi. Hemen birer Latte Macchiato hazırlayıp, girişteki ahşap masada oturan uzun siyah kıvırcık saçlı, sürekli gülücükler saçan ablası İnci Bürhaniye’nin yanına geçiyor. “Henüz Almancaya çevrilmemiş Türk modern edebiyatı yayımlayan bir yayınevi kurma fikri iki sene önce doğdu” diye anlatıyor iki kardeş. Bir Türkiye ziyaretinde İstanbul Kitap Fuarı’nı gezerken çağdaş Türk edebiyatının ne kadar zengin olduğunu ancak Almanya’da ne kadar az tanındığını bir kez daha fark edip, biri avukat diğeri işletmeci iki kardeş kitap okuma tutkularını meslek haline getirmeye karar vermiş. Binookici kardeşler, büyük Alman yayınevlerinin aksine sadece Türkçe edebiyat yayımlıyor. Üstelik, Türkiye dışında henüz tanınmayan yazarların kitaplarını. İsim konusunda eskiden sapsız gözlük için kullanılan binoki kelimesinden esinlenmişler. “Kitapları kendi zevkimize göre yayımlıyoruz” diye anlatıyor İnci, “Bizim severek okuduğumuz kitapların Almancaya çevrilmesini desteklemek istiyoruz.” 

Gençler ve ustalar bir arada

“Ama tabii ki Türkiye’deki edebiyat piyasasını da takip edip orada sevilen ya da tartışılan yazarları Almanya’daki okurlarla buluşturmak istiyoruz” diye ekliyor kardeşi. Yayımladıkları ilk kitaplar arasında Emrah Serbes’ten ‘Behzat Ç: Her Temas İz Bırakır’ ve ‘Son Hafriyat’; Alper Canıgüz’den ‘Oğullar’ ve ‘Rencide Ruhlar’ ile Barış Bıçakçı’dan ‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’ gibi kitaplar yer alıyor. Metin Eloğlu’nun ‘İstanbullu’, Oğuz Atay’ın ise ‘Korkuyu Beklerken’ kitapları da var. Önümüzdeki sene için projeleri ise Oğuz Atayın’ın ‘Tutunamayanlar’ adlı romanı.
Almanya’nın en tanınan usta çevirmenleriyle birlikte çalışıyorlar. İyi bir çevirinin, kitap için son derece önemli olduğunu vurgulayan Selma, “Her çevirmen her kitabı çeviremez” diye ekliyor. Çıkardıkları e-book’ları rekabet olarak değil de tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendiriyorlar.
70’li yıllarda Almanya’ya ‘misafir işçi’ olarak gelen bir babanın ve ilkokul öğretmeni bir annenin kızları olan ve çocukluklarında evde çok kitap okunduğunu hatırlayan girişimci ruhlu kardeşlerin sloganı: Klişesiz bölge! “Almanya’daki yabancılar üzerinde yürütülen tartışmadan gerçekten bıktık usandık artık” diyor Selma. Örneğin Alman Sosyal Demokrat’lardan Thilo Sarazzin’in 2010 yılında çıkan ‘Almanya Kendini Yok Ediyor’ adlı kitabında savunduğu “Yabancılar çocuk yapıp Alman devletinin parasını yiyor” tarzında genelleyici ve ırkçı tezlerin yarattığı tartışma. Selma, “Yayınevini Sarazzin’e karşı mı kurdunuz sorusunu artık duymak istemiyorum. Sarazzin’den bana ne diyesim geliyor” diyor ve gülüyor. Her yıl ortalama 10 yeni kitap çıkarmayı planlayan kardeşler, anlaşılan Alman okurlarına çevirilerini sevdirmeyi başarmış bile. Gözlemledikleri, kitapçılardan, online mağazalardan ve kendi internet sayfalarından alınan kitapların okurları çoğunlukla Alman. Zaman içinde Türkiye kökenlilerin de çıkardıkları kitaplara ilgilerinin artmasını ümit ediyorlar. Selma hedeflerini şöyle özetliyor: “Şunu göstermek istiyoruz: Türkiye’de yaşayan insanların sorunları, duyguları ve korkuları Almanya’da yaşayan insanlarınkinden farklı değil. Bir de Türkiye’de çok iyi romanlar yazılıyor. Tanımaya değer.”