Şoför Nebahat bizde kabahat

Şoför Nebahat bizde kabahat
Şoför Nebahat bizde kabahat
Yazarımızın mesafeli bir önyargıyla dinlemeye oturduğu yeni Alicia Keys albümüne dair nihai tespiti: "Dikkati ve alkışı hak ediyor."
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

Yaptığı müzik ne kadar iyi ya da o müzisyen ne kadar donanımlı olursa olsun bir türlü sevemediğimiz isimler vardır. Bir yolunu bulup ona her zaman gıcık olmayı başarırız. Ağzıyla kuş tutsa bize yaranamaz. Benim Alicia Keys ile olan ilişkim tam olarak böyle özetlenebilir. Gerçi tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış. Olsun. Derinden derine sevip, gizli gizli dinleyip kimselere itiraf edemediğim şarkıları da olmadı değil. Ama o iki eli belinde, kafasını bilmiş bilmiş sağa/sola sallayan Şoför Nebahat halleri yok mu! Beni çileden çıkarmaya yetiyor.
Belki de sırf bu yüzden Alicia’nın beşinci albüm haberlerine kulak tıkamaya çalıştım. Tahmin edebileceğiniz gibi başarılı olamadım. Başarısızlığım bir yana, kendimi ‘Girl On Fire’ hakkında yazıyor bulmam da cabası. Eğlence endüstrisi ile ilk tanışıklığı 4 yaşındayken The Cosby Show’da evin minik kızı Rudy’nin pijama partisi konuklarından biri olarak başlayan Keys’in kariyerinin merkez noktasında yine bir ‘canavar anne’ var. Yanlış anlamayın, bir Joan Crawford portresinden söz etmiyoruz. Küçük kızının uluslararası bir şöhret olmasını umarak onu müzik ve dans okullarına gönderen, yedi yaşındayken piyano başına oturtan, en sonunda 16 yaşında Professional Performing Arts School’dan mezun eden bir anne bu. 20 yaşındayken ‘Songs in A Minor’ albümü ile soul/r&b dünyasının bel bağladığı bir tanrıça olarak hayatımıza giren Alicia Keys, pek ticari olmayan The Element Freedom’dan sonraki üç yıllık sessizliğine ‘Girl On Fire’la son veriyor. Bize sessizlik olarak yansıyan şey aslında prodüktör Swiss Beatz ile yasallığı tartışma konusu Zulu usulü bir evlilik ve Egypt adlı bir erkek çocukla dolu.
Her yeni çocuk sahibi müzisyen hanım gibi Alicia da geçtiği bu kırılma noktasını şarkılara dökmek istemiş. Aslına bakarsanız pek de iyi etmiş. Mesafeli bir önyargıyla dinlemeye oturduğum ‘Girl On Fire’, Keys’in 30’larında olgun ve karakteri oturmuş bir kadın haline gelişinin özeti gibi adeta. Açılışı yapan ‘De Novo Adagio’ ile piyano şovunu yapan Alicia, albümle aynı adı taşıyan Nicki Minaj destekli ‘Girl On Fire’ ile neredeyse köklerine yani kariyenin ilk günlerine geri dönmüş. Soul ve r&b temelleri üzerinde yükselen bu nispeten karanlık, yer yer elektronik ve rock müziğe de göz kırpan albümün gözbebeklerinden biri Maxwell ile birlikte kaydettiği Fire We Make. Tüm aksak hallerine rağmen son derece etkileyici ‘When Its All Over’ ise her bitişinde tekrar dinleme hissi uyandırıyor. Albüm yer yer biraz sarkma ve ‘haydi uyuyalım!’ hissi uyandırsa da, bir Beyoncé albümünden fırlamış gibi görünen ‘Limitedless’, hit fabrikası Emeli Sandé imzalı ‘Not Even The King’ ve ‘Listen To Your Heart’ dikkati ve alkışı hak ediyor. Demek ki neymiş ‘Şoför Nebahat, Bizde Kabahat’.

Alicia Keys
Girl on Fire
RCA / Sony