Son haftanın ağır topları

Son haftanın ağır topları
Son haftanın ağır topları
İstanbul Müzik Festivali'nin teması 'zaman ve değişim'. Değişimi her yanımızda hissettiğimiz şu tarihi günlere denk gelmesi konserlere bambaşka bir anlam katıyor. Son haftasında festivalde kaçırılmaması gereken konserler var.
Haber: N. BUKET CENGİZ / Arşivi

Bu yıl 41’inci kez düzenlenen İstanbul Müzik Festivali, ilk yıllarında farklı merkezlerdeki klasik müzik üretimini Türkiyeli müzikseverlerle buluşturmaya odaklanıyordu. Son yıllardaysa müzik üretimini teşvik etmeyi ve genç yorumcular için bir platform oluşturmayı hedefliyor. Artık, ülke içinden ve dışından müzisyenlere verilen eser siparişlerinin prömiyerlerinin de yapıldığı festivalde; genç müzisyenlere yönelik olarak da Festival Genç Solistini Sunar konseri ile Açık Konservatuvar etkinliği düzenleniyor.
Periler ve sirk sanatçıları Aya İrini’nin büyüleyici atmosferinde gerçekleşen, erken dönem müziğin günümüzdeki en önemli isimlerinden Hespèrion XXI ve Jordi Savall’ın verdiği ‘Balkan Halkları Mozaiğinde Hayatın Döngüleri’ temalı konser bu yılki festivalin en unutulmaz anlarından biri olarak hatırlanacak. İşte bu, sadece atmosferi değil benzersiz akustiğiyle de eşsiz bir konser mekânı olan kadim kilisede festivalin son haftasında da önemli konserler var. Bugün gerçekleştirilecek ‘Periler Kraliçesi’ bunlardan en dikkat çekeni. Yine, erken dönem müziği severlere hitap etmekle beraber müzikal ufku çok farklı dönemlerden hatta türlerden beslenen dinleyiciyi de kendine çekecek özel bir gösteri bu. Farfullero Tiyatrosu’nun kurucusu Meksikalı yönetmen M. G. Lozano’nun sahneleyeceği meşhur Henry Purcell yarı-operasının özgün sunumunda, Rönesans ve Barok topluluğu New London Consort’un Pickett yönetimindeki müziğiyle sirk sanatçılarının gösterileri bir araya gelecek.
Kashkashian Surp Vortvots’da Ermeni asıllı Amerikalı viyola sanatçısı Kim Kashkashian’ın piyanist Péter Nagy ile 26 Haziran’da Kumkapı’daki Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’nde vereceği konserin biletleri henüz bu yazı yazılırken tükenmek üzereydi. Angelopoulos’un ‘Ulis’in Bakışı’ (1995) filminin Eleni Karaindrou tarafından bestelenmiş unutulmaz müziklerinde duyulan viyolasıyla dünyanın çok farklı köşelerinden hayranlar kazanan sanatçı ‘Kurtág & Ligeti: Music for Viola’ (2012) albümüyle bu yıl En İyi Klasik Enstrümantal Solo dalında Grammy’ye layık görüldü. Kashkashian’ın o hüzün dolu içe dönük müziğini Ermeni kilisesinin uhrevi atmosferinde dinlemek hayat boyu akılda kalacak bir deneyim olacak şüphesiz.
15 Haziran’da Gezi’ye yapılan saldırıya dek festival konserlerinde giriş çıkışlar ya da aralar esnasında konuşulan neredeyse tek konu Gezi Direnişi’ydi. Aralarda telefonlar açılıyor, parktakilerden güncellemeler alınıyor ve sonra deneyimlerin, yorumların, gözlemlerin paylaşıldığı sohbetlere devam ediliyordu. Aya İrini’de Rönesans müziği dinleyen elitle Gazi’den yürüyen binlerin tek yürek olması Gezi Direnişi’ni böyle benzersiz kılan ruhun en anlamlı ifadesi. Zaman ve değişim temasıyla İstanbul Müzik Festivali’nin bu sürecin bir parçası olması tüm yılların festivalleri arasında çok özel bir yerde durmasını sağlayacak.
İstanbul Müzik Festivali’ne
ilişkin ayrıntılı bilgi için: http://muzik.iksv.org/tr

 

Pink Floyd festivalde!

Ayşe Deniz Gökçin’in 28 Haziran gecesi Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de vereceği ‘Pink Floyd Lisztified’ başlıklı konser müzik türleri arasındaki ayrımları yıkmaya çabalayan yaratıcı ve cesur işlerden hazzedenler için harika bir sürpriz. Londra’da yasayan sanatçının Pink Floyd parçalarını Franz Liszt esinleriyle yorumladığı albümü uluslararası müzik çevrelerinde beğeniyle karşılanmıştı. Pink Floyd grubundan da “Yıllardır Pink Floyd şarkıları başkaları tarafından en az binlerce kez yorumlanmıştır, fakat kısa zaman önce topluluğun üç parçasına getirilen yepyeni bir yaklaşım klasik müzik dünyasının ruhunu fethetti” şeklinde bir yorum gelmiş olması, bu konuda fazla söze gerek olmadığının göstergesi.