Son tembel kahramanlardan

Son tembel kahramanlardan
Son tembel kahramanlardan
Bile bile gölgede kalan, kendi dururken şarkıları yürüyen, 'Cocain'in, 'Call Me The Breeze'in yaratıcısı JJ Cale, bu hafta aramızdan ayrılmadan haberini son albümünde vermişti aslında: "Yetti artık, takatim kalmadı / İndir perdeleri, ört kapıyı".
Haber: DERYA BENGİ / Arşivi

Milan Kundera’nın ‘Yavaşlık’ romanında sorduğu soruları bu günlerde tekrar hatırlamak gerekiyor: “Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle? Ah nerede şimdi geçmişin aylakları? Halk türkülerinin tembel kahramanları neredeler, bir değirmenden ötekine sürüklenip duran, açık havada yıldız palasta uyku çeken şu serseri tayfası nerede şimdi? Kır yollarıyla, çayırlarıyla, harman yerleriyle, doğa güzellikleriyle nereye gittiler?..”
Bu son tembel kahramanlardan biri Georges Moustaki’yse, diğeri JJ Cale’di. Biri mayıs ayında gitti. Temmuzun sonlarında, bu sefer de JJ Cale’in kalp krizine yenik düştüğü haberi geldi.
JJ Cale hep ‘yavaşlığın keyfi’yle yazdı, çaldı, söyledi. Wes Montgomery, Django Reinhardt, Chet Atkins etkileşimli gitarı hep yumuşak, melodik ve kıvraktı, öte yandan soğuk, puslu, uykulu sesiyle şarkı mı söylüyor, yoksa öylemesine konuşuyor mu, pek belli değildi. Bu çelişkinin yarattığı ahenkle, rock dünyasının hatırı sayılır ilham perilerinden oldu. Bir gönüllü sürgündü. Müzik endüstrisinin katı yasalarıyla sanatçı dikkafalılığının birbirine teğet geçtiği o transit bölgede, bile bile gölgede kaldı. O dururken şarkıları yürüdü. Eric Clapton’ın 1970’teki ‘After Midnight’ ve 1977’deki ‘Cocain’ adlı hitleri birer JJ Cale eseriydi. “Clapton’a şükran borçluyum, beni taksi şoförü olmaktan kurtardı” demişti bir keresinde. 

Trip hop’un müjdecisi 

Yalnız Clapton değil, yıllar içinde Lynyrd Skynyrd (‘Call Me The Breeze’), Santana (‘Sensitive Kind’), Johnny Cash, Bryan Ferry, Captain Beefheart, Deep Purple, Poco, Dr. Hook, Kansas, Allman Brothers, The Band, Waylon Jennings, Widespread Panic, Jose Feliciano onun şarkılarını kendi meşreplerince yorumladı. Dire Straits’e gelince, grubun lideri Mark Knopfler hık demiş JJ Cale’in burnundan düşmüştü. 80’lerin başlarında Dire Straits kaseti çektirmek istediğinizde, plakçı işin erbabıysa, boş kalan yerlere JJ Cale albümü ‘Shades’ten birkaç şarkı sıkıştırıverirdi. Misal, ‘Les Boys’ bitip ‘Carry On’ başladığında, sanırdınız ki Dire Straits en güzel parçalarından birini sona saklamış!
Ne güzel albümdür ‘Shades’. Sadece ‘Carry On’, ‘Mamma Don’t’ ve adeta Massive Attack, Beck benzeri akustik hip hop ve trip hop’çuları on sene evvelinden müjdeleyen ‘Wish I Had Not Said That’ gibi şarkılarıyla değil, kapak kompozisyonuyla da harikadır: Gitanes paketlerinde dumanlar içinde raks eden flamenkocu kızla gitarlı kovboy yer değiştirmiş, ama göçebelik, aylaklık, serserilik baki kalmıştır.
JJ Cale 1972’den 2009’a kadar 15 albüm yayımladı. ‘Naturally’, ‘Really’ ve ‘Okie’ adlarındaki ilk üç albümünün hayranlarının kalbindeki yeri başkadır. O hayranlar ki, aralarında Neil Young, Tom Petty, Richard Thompson’ın da yer aldığı bir ‘kahir ekseriyet’tir. Kokain Hanım’a serzeniş mahiyetindeki ‘Cocain’in bulunduğu ‘Troubadour’ (1976) ve marihuana güzellemesi ‘Days Go By’ın bulunduğu ‘Guitar Man’ (1996) en iyi albümlerinden sayılır. Ve elbette Eric Clapton’la yaptığı düetleri içeren ‘The Road To Escondido’ (2006), herhalde boşuna en iyi çağdaş blues albümü Grammy’si almamıştır. 

Hiç numaraya kaçmadan

Oklahoma’da 1938’de doğan JJ Cale’in hayatı Elvis Presley’nin ‘Baby Let’s Play House’unu dinleyince değişti. Eline bir gitar geçirdiği anda şarkı yazmaya koyuldu. Blues, caz, rock’n’roll, country istikametinde kendi bildiğince, siga siga, aheste bir yol tutturdu. Şehirlerden uzakta, kırda bayırda, gitarist eşi Christine Lakeland ve köpekleriyle yaşadı. Leon Russell gibi kadim dostlarıyla aynı sahneyi paylaştı, prodüksiyon numaralarına hiç kaçmadan, küçük orkestralarla, bazen eski köye yeni âdet getirip iptidai bir davul makinesi eşliğinde kaydetti şarkılarını. Gazetecilerle nadiren yaptığı mülakatlarda, en sevdiği albümler sorulduğunda, Sade’nin ‘Diamond Life’ının ve Cash, Kristofferson, Jennings, Nelson dörtlüsünün ‘Highwayman’inin adını andı.
Kendi kendinize bir JJ Cale şarkısı dinlediğinizde, uzak kıtalardan bir köşebaşı barı ayağınıza kadar gelir. O sustuğunda neonlar söner, bar kapanır. 2009’da çıkardığı son albüm ‘Roll On’un kapanış şarkısı ‘Bring Down The Curtain’, tam da böyle dokunaklı bir vedadır: “Yetti artık, takatim kalmadı / İndir perdeleri, ört kapıyı”.