Sona ermeyen bir fade-out

Sona ermeyen bir fade-out
Sona ermeyen bir fade-out
"Yakında yayımlanıyor" haberi bile site çökertmiş olabilir. Ama neyse ki My Bloody Valentine'ın dönüş albümü tam da onlardan bekleneceği gibi mesafeli ve sansasyondan uzak.
Haber: SEDA NİĞBOLU / Arşivi

Dead Can Dance’den David Bowie’ye devlerin geri dönüşüyle hatırlanacak bir dönemde kimsenin dönüşü bu kadar ani, derinden ama kendi kitlesi için de bu kadar heyecan uyandırıcı olmamıştı. ‘Loveless’ gibi içinde shoe-gaze ya da lo-fi geçen her tür ya da albüm için mihenk taşı olarak gösterilen bir kaydın 22 yıl ardından, yayımlanmasına birkaç gün kala internetten duyurulan albümün sonucu hayranlar tarafından çökertilen bir internet sitesi oldu.
Neyse ki My Bloody Valentine’ın içedönük ve mesafeye kıymet veren varoluşuna uygun şekilde sansasyonel bir dönüş değil bu ve heyecan geri dönüşün kendiyle sınırlı olmaktan ziyade albümün içeriğine de yönelik. ‘Loveless’ın üzerinden hiç zaman geçmemiş hissi uyandıran ‘m b v’ nostalji hissine sıkışmış 2000 sonrası alternatif rock ’ın kirli ve puslu olana yaklaşımından farklı olarak dönemsel eğilim ya da ihtiyaçlardan bağımsız şekilde kendi kafasının içinde geziniyor. Ne seslerin ne de hayal atmosferinin romantize edilen bir samimiyet, sadelik, nostalji ya da kaçışla ilgisi var.
Kasıtlı ‘kirli prodüksiyonun’ dönüm noktası ‘Loveless’ın Kevin Shields’in ince işçiliği yüzünden iki senede kaydedilip plak şirketinin tüm parasını emdiğini biliyoruz ne de olsa. Zaten bu yüzden lo-fi teknikleri, vasat müziklerine bir ‘his’ katarak sıradanlıklarını örtmeye çalışan onca grubun tam tersi şekilde müziğin gelişimine hizmet amaçlı kullanmakta hâlâ hemen herkesten iyiler.
Lo-fi örtüsü kalktıkça kusurları ortaya çıkanların aksine ilk duyuşta kulak tırmalayabilen, kendinizi vermedikçe sinir bozucu olabilen arka plan gürültüleri, gitar cızırtıları katman katman derine indikçe kendini açıyor; kasıtlı kusurlar, detonasyonlar, uyumsuzluklar hafifliği elden bırakmadan birer birer anlam kazanıyor ve parçalar asla nihayete ermeyecek bir fade-out gibi ardı ardına sıralanırken duygu en son gelip sizi vuruyor. Ya da hiç vurmuyor... Sırf bu yüzden My Bloody Valentine’ın farkını anlamak için duygusal bir bağa hatta onları sevmeye bile ihtiyaç yok.


    ETİKETLER:

    İnternet

    ,

    Rock

    ,

    zaman

    ,

    hizmet