Sonradan açılan Arap atı gibi...

Sonradan açılan Arap atı gibi...
Sonradan açılan Arap atı gibi...
Sıradan ve standart başlayıp yarısından sonra kroşelerle 'vuran' bir albüm... İleriye dair umutla bakmamızı sağlayan yeni Megadeth kaydı 'Super Collider'ı takdimimizdir.
Haber: BARIŞ AKPOLAT / Arşivi

Megadeth gerçek anlamda ilk aşkım. Daha 7-8 yaşlarımda ‘Youthanasia’yı dinledim ve bir daha kopamadım. Metallica ve Iron Maiden gibilerini de aynı dönemde keşfedip âşık olduysam da Megadeth’in gözümdeki kalitesi, kabiliyeti ve tekniği bence hiçbirinde yoktu. Uzun süre de daha iyi grup bilmedim. Grubun kıyamet ekibi dağılıp geriye sadece kurucu beyin Dave Mustaine ve koskoca egosu kalınca Megadeth bence Fetret Devri’ne girmişti. İşte son birkaç albüm o devirden çıkma çırpınışlarından oluşuyor. Karizmayı elinden geldiği kadar toparlamaya çalışan Mustaine ne yazık ki bunda başarılı olamıyor. ‘Rust In Peace’, ‘Peace Sells... But Who’s Buying’ gibi anarşi devrimi yapan albümlerden referans alıp 2000’lere bakarsak Mustaine’in söylemlerinin nasıl Amerikan köylüsü siyasetine kaydığını görebiliriz. Velhasıl kelam Megadeth dağılan karizmasını bir önceki albümleri ‘Endgame’de toparlamaya başladı gözümde. Albümün gereksiz prodükte edilip, Mustaine’in her bulduğu boşluğa bina diken hükümet gibi gitar solosu yazması canımı sıkmıştı. Buna rağmen gayet iyi bestelerden oluşan bir albümdü. Özellikle kapanışını yapan ‘13’ kadar epik bir şarkı, grubun eski tadını yakalamaya gerçekten uğraştığının bir kanıtıydı.
Gelelim son albüm ‘Super Collider’a... İlk yayımlanan ‘Super Collider’ parçasının sıradanlığı ve ezberden giden hali beni fazlasıyla hayal kırıklığına uğrattığı gibi albümle alakalı beklentimi de düşürmüştü. Ardından yayımlanan ‘Kingmaker’, hayal kırıklığımı kısmen tamir etse de albümden beklentim hâlâ düşüktü. Albümde üçüncü ve dördüncü parçalar ‘Burn’ ve ‘Built For War’, klasik 2000’lerin Megadeth’i şarkıları, kötü değil ama standarttan öteye de gidemiyorlar. Ardından gelen ‘Off The Edge’ diğerlerine nazaran iyi bir beste ve albüme sizi hazırlamayı başarıyor. ‘Dance In The Rain’se ilk notasından itibaren sizi vuruyor. Dramatik yapısı, Mustaine’in ‘Rust In Peace’teki söylemlerinin benzerleri ve epik havasıyla albümün en iyilerinden biri olup çıkıyor. Tek sorun, şarkının b bölümünde ortaya çıkan, ‘Disturbed’den bildiğimiz David Draiman’ın vokallerini üstlendiği, endüstriyel thrash metal bölüme kolay alışamamak.
Albüm ilginç bir biçimde buradan sonra açılıyor ve arka arkaya ‘Begining Of Sorrow’ ve banjolu introsuyla vuran ‘Blackest Crow’ orta tempo Megadeth lezzetiyle damak çatlatıyor. ‘Forget To Remember’ tam son vuruşu yapacakken blues gitar introlu ‘Don’t Turn Your Back’ gelip sol kroşesini vuruyor. Albümün sürpriziyse Thin Lizzy cover’ı ‘Cold Sweat’. Standart, orijinalinin kopyası bir cover olsa da Mustaine’in cover konusunda 90’lardaki ağız tadını hatırlatıyor. Albümün en büyük artısı ‘Endgame’ gibi gereksiz parlatılmamış olması. Mübarek, sonradan açılan bir Arap atı. Ha gayret bir sonraki albümde eski tadı iyice alırız gibi geliyor. Uzun süredir dinlediğim, sound olarak en derli toplu Megadeth albümünü takdim ederim.


    ETİKETLER:

    Metallica

    ,

    Hükümet

    ,

    klasik

    ,

    BİNA

    ,

    beyin