'Sözde' masumiyet!

'Sözde' masumiyet!
'Sözde' masumiyet!
Deniz Gül, Galeri Mana'daki sergisi 'B.İ.M.A.B.K.R.'de önemsiz gibi görünen gündelik nesnelerin iktidarla ilişkisini sorguluyor.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Her şey neyle başladı acaba? Anneanne/babaanne evlerinin aile yadigârı büfeleri, ne zamandır zaten dışarıda boyunduruğunda yaşadığımız otoritenin evin içindeki temsilcileri? Briç, poker partilerinin vazgeçilmezi yeşil çuha, gazetelerin bulmaca ekleri, ne zaman, bizim için tuhaf sayılabilecek bir biçimde otoritenin simgeleri oluverdiler? 1980’lerin yarattığı balon içinde hep kendimize, oturduğumuz eve özgü zannettiğimiz bu gündelik nesnelerin, aslında hiç de o kadar özel olmadığını, dışarıda yaşadığımız buhranın ev içi temsilcileri olarak gayet genelleştiğinin farkına vardığımız yıllardayız. Gündelik hayatlarımız, kendi prototiplerini yaratacak kadar sıradan, yeknesak. Ancak bu sıradanlığa, buhrana işaret etmenin yaratıcı yolları halen tükenmiş değil. Deniz Gül iki sene önce Arter’de açtığı ilk kişisel sergisi ‘Beş Kişilik Buffet’ bunun kapısını aralamıştı. Şimdi de Galeri Mana’daki sergisi ‘B.İ.M.A.B.K.R.’de toplu hafızalarımızın sözde önemsiz nesnelerini zihin açıcı kurgularla tekrar hatırlamamızın, hatta sorgulamamızın yolunu açıyor.
Serginin başlığında geçen harfler, tanıdık gelmemesi imkânsız prototiplerin, kurgusal karakterlerin ilk harfleri. B.İ.M., Beyaz İlmekli Manyel’i simgeliyor. Manyel’in adındaki ‘Beyaz’ vurgusu boşuna değil. Bu değişken sergideki haliyle ‘Beyaz’ da çağrıştırdığı kadar steril veya iktidar kavgasından o kadar muaf değil. A.B. ya da Albay Biccol’ün ise nasıl bir stereotipi akla getirdiği, isminden belli. Kornatlı Raziye, gruptaki tek kadın ve onunla özdeşleştirilen nesneler de ev içiyle en yakın ilişkide olanları. Deniz Gül’ün ‘B.İ.M.A.B.K.R’si, evlerine ve zihinlerine girdikleri bu karakterleri sırasıyla sergiliyor. İkişer hafta arayla bu söz konusu karakterlere ilişkin nesneler yer değiştiriyor. Ancak arada da ufak değişiklikler var. Yani Mana’ya farklı zamanlarda gittiğinizde bambaşka sergilerle karşılaşmanız olası. Örneğin serginin Beyaz İlmekli Manyel’e ayrılan ilk iki haftasında Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’nı bir büfe olarak evin içine taşındığı sergide daha sonra onun yerini Albay Biccol’ün kurşun izlerinin meme uçlarıyla karıştığı, üzeri çuha ve bulmaca ekleriyle kaplı çağrışımları muhtelif ‘KK’ şeklindeki cam bloklarıyla karşılaşabiliyorsunuz. JİTEM’e giden yol, evin içinden geçebiliyor. Apartman adı fontları, militarist terimlerin tehdidini törpüleyemiyor.
Sergi alanında dağıtılan kitaba paralel olarak da değişen ‘B.İ.M.A.B.K.R.’, tüm bu ayrıntılarıyla, değişim sıklığıyla izleyicisinden yoğun katılım bekleyen bir sergi. Ancak bu katılımın, önceden belirlenmiş bir rotaya bağlı olmaması, işin güzel tarafı. ‘B.İ.M.A.B.K.R’yi keşfederken elinize harita verilmiş bir define avcısı gibi değil de, her tarafı biblo dolu bir evi ziyaret eden küçük bir çocuğun heyecanını hissetmemiz bundan. Nesnelerin yeri geldiğinde bedenle, bazen toplumsal hafızalara nakşolmuş imgelerle kaynaştığı bir atmosfere tam da yakışacak bir his bu. Kornatlı Raziye’nin içi bedensel atıkları da andıran bir sıvıyla dolu, uçuk şeklindeki şeker kabımsı cam objeleri, Beyaz İlmekli Manyel’in apolet şeklindeki kara tahtaları, daha toplumsal bilincimizde yeniden ziyaret edilecek, oynanacak tonla unsurun olduğunu gösteriyor. Deniz Gül de bu işin rehberliğini seve seve üstleniyor.


    ETİKETLER:

    Balon

    ,

    Beyaz

    ,

    Aile

    ,

    Kadın

    ,

    Galeri

    ,

    sergi

    ,

    zaman

    ,

    dolu

    ,

    paralel

    ,

    iktidar

    ,

    katılım