Spor, spor için değil, yurt için

Spor, spor için değil, yurt için
Spor, spor için değil, yurt için
Spor Bayramı, 1930'larda tüm dünyayı etkisi altına alan sağlıklı nesil yetiştirmenin bir ürünüydü. 19 Mayıs sembolizmi, 'hasta Türk'ün gençleşmesi' anlamına geliyordu.

Demo Ahmet ASLAN*

3 Temmuz 1937’de Kral VI. George ve Kraliçe Elizabeth’in huzurunda Wembley Stadyumu’nda yapılan ‘Gençlik Festivali’, dönemin İngilteresinde düzenlenen toplu beden hareketi gösterilerinden sadece biriydi. O sene muhafazakâr hükümet, gönüllü katılım esasına dayalı bir ‘Milli Zindelik Seferberliği’ (National Fitness Campaign) başlatacaktı. Nazi Almanyasından gelen tehlike karşısında vatandaşların zinde ve sağlıklı olmaları isteniyordu. Bir önceki sene olimpiyatlardan elde edilen kötü sonuçların da bunda etkisi vardı. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Naziler, ‘Aryan ırkının fiziksel üstünlüğü’nü misafir ülkelere göstermeye çalışmıştı. İktidara geldiklerinden beri beden terbiyesi ve spora Aryan ırkının ‘kahraman ve saldırgan ruhu’nu ortaya çıkarma işlevi yüklemişlerdi.
Naziler kültür fizik gösterileriyle ‘üstün Aryan ırkı’nın sağlıklı bedenlerini teşhir ederken Sovyetler Birliği de Kızıl Meydan’daki gösterilerde ‘Asyalı bedenler’ ile ‘Avrupalı bedenler’i aynı kortejde kaynaştırarak ‘Sovyet ulusu’nu inşa etmeye çalışıyordu! Farklı ırkları bir araya getiren Moskova’daki geçit törenleri, içerideki ‘halkların kardeşliği’ni simgelemekteydi. Anlaşılacağı üzere her devlet, savaşın kapıda olduğu bir sırada ‘sadık’, ‘zinde’ ve ‘milli bedenler’e ihtiyaç duymaktaydı. Peki, yaklaşan savaş tehlikesinin ve olimpiyatlardan elde edilen kötü sonuçların fiziksel aktivite seferberliğini tetiklediği ülkeler yalnız bunlar mıydı?.
1936’daki kış oyunlarında Türk Kayak Takımı, katıldığı müsabakalardan 29 ülke arasında sonuncu çıktı. Yaz oyunlarında da Türk sporcular güreş haricinde hiçbir dalda başarı gösteremedi. Bu, Ankara’nın siyaset ve spor çevrelerinde hayal kırıklığına ve sert eleştirilere neden oldu. Türkiye’yi 1937’de ilk kez ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ gösterileri yapmaya yönelten süreç bunlardan istim almıştır. Zaten önceki yıl CHP ’ye bağlanan ‘Türk Spor Kurumu’, Atatürk ’ün Milli Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’a ayak bastığı ‘19 Mayıs’ın ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ olarak kabulünü Partiye teklif etmişti. Üstelik Mayıs aylarının cuma günlerinde ‘İdman Bayramı/Jimnastik Şenlikleri’ adları altında toplu gösteriler öteden beri yapılıyordu. 1916’da bugünkü Fenerbahçe Stadyumu’nun bulunduğu Kadıköy Çayırı’nda ilk idman şenliklerini yaptıran ismin, beden terbiyesi uzmanı Selim Sırrı Tarcan olduğunu biliyoruz. ‘19 Mayıs’ ise 1926’dan beri Samsun’da ‘Gazi Günü’ olarak kutlanıyordu. Atatürk’ün Nutuk’ta Milli Mücadele’nin başlangıcı olarak verdiği bu tarih, oluşturulmaya çalışılan ulusal hafızada bir simgeye dönüşmüş, bunu Meşrutiyet’ten beri sürdürülen bir sportif gelenekle sentezleyerek yeni bir bayramın icadına gidilmişti.
Şüphesiz bir faktör de Ankara’nın o yıllarda izlediği nüfus arttırıcı (‘pronatalist’) refah siyasetiydi. Çocuk ölüm hızı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında oldukça yüksekti. Hayatta kalanların çoğu da sağlıksız ve bakımsızdı. İzmit’te gazetecilere verdiği bir mülakatta (16/17 Ocak 1923) memleketin nüfusunu ‘üzüntüye değer bir derecede’ bulduğunu söyleyen Atatürk, “Bu memleket o kadar geniştir ki bu nüfus elbette bu memleketi işlemeye yetersizdir” demişti.
Ayrıca 20’nci yüzyılın başında bir ülkenin askeri gücü ve nüfusu arasında doğrudan bir bağ olduğuna dair kuvvetli inanç, dünya ölçeğinde hâkimdi. On yıl kadar süren savaşlar, tehcir ve mübadele sonucunda Türkiye’de nüfus, erozyona uğramıştı. Vatandaşların bir kısmı yetim ve sakat, bir kısmı da sıtma, frengi, verem gibi salgın hastalıkların pençesindeydi. Atatürk bu nedenle spor idarecilerine, “Efendiler, gürbüz, yavuz evlatlar isterim!” demiştir. 1937’deki 19 Mayıs törenlerinde gençlerin ne kadar spor yaparlarsa o ölçüde askerlik hizmetine hazır olacakları dile getiriliyor, hastalıklı ve sakat bir insanın, ülke savunmasında bir rolü olamayacağı anlatılıyordu. Bu süreçte milliyetçi rejimin kullanacağı 19 Mayıs sembolizmi, ‘hasta Türk’ün gençleşmesi’ anlamına gelecekti.
Başa dönerek bitirecek olursak, İngiltere’deki gönüllülük esasına dayalı fiziksel aktivite seferberliği, ‘erkeklik’, ‘zindelik’ ve ‘yurtseverlik’ gibi kavramlar üzerinden ‘biyo-politik’ temelde işlenmişti. Türkiye’deki fiziksel aktivite seferberliği ise İngiltere’deki gibi gönüllülük esasına dayanmasa da Cumhuriyet ideolojisinin konjonktürel ve pragmatik yanını dışa vurmaktadır. Dönemin spor adamlarından Vildan Aşir Savaşır’ın, 1937’de sarf ettiği şu sözlerde olduğu gibi:
“Daha iyi ekelim ve daha iyi biçelim. Endüstri savaşımızın güçlüklerini yenmek için daha kuvvetli ve neşeli olalım. Yarın vatanın müdafaasına koşmak lâzım gelince kömür tozu pistlere yahut yeşil çim sahalara alışkın ceylan bileklerimiz incinmeden postallarımızı taşıyabilsin diye spor yapacağız… Sporu spor için değil, yurt için yapacağız.”
*Dr, A.Ü. Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü