Sporun ekseni değişti

Yaz başında Dünya Kupası'nda üst üste şok sonuçlar yaşanmış 'artık küçük takım yok' klişesi dillere pelesenk olmuştu.
Haber: KAAN KURAL / Arşivi

Yaz başında Dünya Kupası'nda üst üste şok sonuçlar yaşanmış 'artık küçük takım yok' klişesi dillere pelesenk olmuştu. Yaz sonundaki Dünya Basketbol Şampiyonası da artık sporun hiçbir dalında sonuçların önceden tahmin edilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koydu.
Son Dünya ve Avrupa şampiyonu Yugoslavya şampiyon oldu. 1 ay önce hazırlık turnuvasında Belgrad'da üç yenilgi alan, grup maçlarında Porto Riko ve İspanya'ya yenilen, soyunma odasında yaşanan tartışmaların ayakkabı fırlatma düzeyine vardığı iddia edilen Yugoslavlar iş ciddiye binince ne kadar farklı bir takım olduklarını gösterdiler. Elbette final maçında Arjantin'i mağlup ederken bir defa daha hakem desteği arkalarındaydı.
Ancak turnuvanın diğer hikayeleri, şampiyondan çok daha fazla ilgi çekti. Öncelikle 1992 Olimpiyatları'yla birlikte NBA oyuncularına kadrosunda yer vermeye başlayan basketbolun beşiği Amerika o tarihten beri hiç kaybetmeden kazandığı 58 maçın ardından nihayet mağlup oldu. Hem de 1 değil, 2 değil, 3 defa. Ve aralarında 7 All-Star bulunan 12 kişilik kadro kendisine ancak altıncı sırada yer bulabildi. Kendini beğenmiş NBA yıldızları üst üste aldıkları yenilgilerle, yeteneğin her şey olmadığını, basketbolun bir 'takım' sporu olduğunu yeniden hatırladılar.
Tarihinde ilk kez bu turnuvaya katılan Yeni Zelanda ise gerek maçlar öncesinde yaptığı 'haka' dansı, gerekse maç sırasında bu danstan aşağı kalmayacak hırsı ve mücadelesi ile gönüllerin şampiyonu unvanını alarak kendisine dördüncü sırada yer buldu. Tribünlerin bir başka favorisi ise Amerika'nın yenilmezlik unvanına son veren ve finale kadar namağlup gelen Arjantin'di. Ginobili'nin sakatlığı ve Yunan hakem Pitsilkas kupayı almalarına engel oldu ama tarih kayıtları yazmasa da herkese göre asıl şampiyon onlardı.
Bize gelince büyük bir ilgi ve beklentiyle uğurladığımız 12 Dev Adam Indianapolis'te büyük bir hayalkırıklığı yaşadı. İyi veya kötü olmak o kadar önemli değil de, sporda insanın kabul edemediği en önemli öge kapasitesinin altında kalmak. Sahada her şeyini ortaya koyan bir takımın çabası çoğu zaman skordaki sonuçtan daha önemli olabiliyor. Ancak Ay-Yıldızlılar dağınık ve umursamaz görüntüleri ile kendi kapasiteleri ve yeteneklerine ihanet eder gibi oynadılar. Türkiye'de kendilerini destekleyen milyonların kalbini kıran esas neden çeyrek final hedefini ıskalamaları değil, bu görüntüleriydi. Ancak turnuvanın son günü dokuzunculuk karşılaşmasında gerçek bir takım gibi oynayıp, sahada mücadele ederek Rusya'yı yendikleri zaman bize eski 12 Dev Adam'ı hatırlattılar, biraz gönül aldılar.