St. Valentine'e punk yaklaşımı

St. Valentine'e punk yaklaşımı
St. Valentine'e punk yaklaşımı
Bir süredir görünmeyen Rashit, 'Sevgililer Günü'ne özel' ibareli bir mini albümle endam etti. Dertlerini anlayalım, 'Dinozor'dan hediye, punk'ın malum günle işi olur mu?
Haber: EYLEM URAL / Arşivi

Rashit’in Sevgililer Günü’yle ne işi olabilir? Tamam, tersten bir durum var, ama Sevgililer Günü’ye Rashit aynı cümlede kullanılabilir miymiş?
Oğuz Taktak: Evet, Rashit’in imajıyla Sevgililer Günü’nü bağdaştıramamanızı anlayabiliyorum ama eğer ‘göz ardı edilenin’ müziğini yapıyorsak terk edilen sevgililerin de bir şarkısı olmalı.
Tolga Özbey: Sevgililer Günü sevginin de tüketildiği bir gün. Tüketim toplumunun ekonomiye canlılık getirmek için ortaya attığı, medyaca pompalanan bir bayram. Rashit’in bu cümlede, bu şekilde bir yeri var. 

Gerçekten sevgilisine ‘alternatif’ hediye almak isteyen bir zavallı, sevgilisi dinozorun üreme organlarıyla ilgili sözleri duyunca ne yapacak? Müstahak mı diyorsunuz?
Orkun Tunç: Eğer sevgilisine ‘Dinozor’u müstahak görüyorsa ilişkilerinde bir sorun var demektir ama eski sevgililere yakıştığı oluyor.
Orkun T.: Sevgilisine herhangi bir hediye alırken önceden kontrol ediyorsa bunu da herhalde bilerek alacaktır. Sonuçta bu sözleri hak eden eski sevgililer de vardır eminim. 

Sansür kısmı nasıl aşıldı? Böyle ferah ferah ‘Girsin g... dinozor t...’ diyebilen bir ülke haline geldik mi?
Tolga Ö.: Sözlerin tamamını internetten duyabilecekler.
Oğuz T.: Maalesef ülke olarak o seviyeye gelemedik ama anlaşılabilir bir formül bulduk. Küfürün ve argonun yok sayıldığı 80’lerin darbe sonrası zihniyetini kırmanın küçük yolları mümkün olabiliyor.
Orkun T.: ‘Parental advisory’ etiketli albümlerin çıkmasını istiyoruz bu ülkede. Eminim ki böyle albümler basılmaya başlayınca normal albümler ilgi görmeyecek. İnsanlar para verip sinemada erotik filmler izleyebiliyorsa biz de böyle şarkılar söyleyebilmeliyiz.. 

Hayatınızda Sevgililer Günü için hediye aldınız mı hiç?
Tolga Ö.: Deliye her gün bayram. Bu tip durumlar için özel bir güne ihtiyaç yok. Tüm dünyanın aynı anda kutlama yapması bir yandan da komik, dini bir bayram ritüeli gibi. Sistem bugün sevişmenizi onaylıyor.
Oğuz T.: Elbette oldu ama artık tek sevgilim müzik!
Orkun T.: Hatırlıyorum, platonik olduğum bir kıza ortaokuldayken kalem kutusu almıştım, içine kokulu kalemler ve silgiler koyarak. Çok şaşırmıştı, hatta anlam verememişti. Şu anda kendisine ilk defa hediye alacağım için heyecanlı olduğum bir sevgilim var. Aslında en önemlisi, her günü bu şekilde anarak sevgilinle yaşamak. Şubatın gelmesini beklemeye gerek yok. 

Bu mini albüm ara gaz mı, maxi ne zamana?
Tolga Ö.: Uzun zaman oldu, yeniden hortladık, hatırlatalım istedik kendimizi. Albüm bahara doğru...
Orkun T.: Bu, yeniden toparlanmamızın şerefine bir kutlama gibi. Teoman ve Küçük İskender’le çalışmayı çok istiyorduk. ‘Yakın Ölüm Deneyimi’ albüme koymak istediğimiz bir şarkıydı ama bu mini albüme rastgeldi. İskender’in sözlerini yazdığı ‘İyi Şeyler’ bizim eskilere, 80’lerde yapılan sound’lara dönüp bakmamızı sağladı. Yeni jenerasyonun da bu eski hardcore punk sound’unu duymasını istedik. Maxi albüm yolda. En karanlık Rashit albümü olacak. 

Rashit olarak başladığınızdan beri epey zaman geçti, arada elemanlar değişti, var olanlar yaşlandı, dünyanın gündem maddeleri farklılaştı. Bu sırada Rashit ne kadar değişti?
Tolga Ö.: Dünya değişti, biz değişmedik diyemem. Her şeyden önce şu an 30’lu yaşlarımızdayız. Daha farklı görüyoruz dünyayı.
Oğuz T.: Rashit başlı başına bir birey değil, hepimizin değişimleri gruba ister istemez yansıyor. Ama dünya gündemi de aşağı yukarı hep aynı. ‘Çok mu Zor?’ şarkısı, yaptığımız 1998’den bugüne hâlâ güncel...
Orkun T.: Bence Rashit hep aynı Rashit ama bakış açıları, müzik biraz değişti doğal yollardan. Çok fazla şeyle ilgileniyoruz; film, müzik... Ben şu anda ‘bassline’ adlı, İngiliz kökenli bir rave sound’una kafayı takmış durumdayım. Bir yandan Göksel’in albümlerinde supervisor olarak çalışıyorum. Yaşanan her şey müziğe katkı sağlıyor. Daha geniş bakabiliyoruz. Egolar sıfırın altında. Sadece iyi müzik yapmak var. Her şeye rağmen başarabilmemiz mucize gibi; kadro 10 yıldır birlikte. Yine de şu anda teenager gibi heyecanlıyız bir albüm yaparken.. 

Punk neden ölür, neden ölmez?
Tolga Ö.: Küresel anlamda kapitalist ekonominin tam galibiyeti söz konusu. Bu yüzden punk, günümüzde kolay kolay var olamaz. Var olduğunu iddia eden punk ise endüstrinin kontrolünde bir modadır. Punk olmak, modern dünyada satın alabileceğiniz rol model seçeneklerinden biri, gösteri toplumunda bir temsil. Bu tür alt kültürler aksesuvar ve kozmetik sanayiine hizmet eder. Bizim albümlerimiz de plastik sanayiine hizmet ediyor. Basılan plak, kaset, CD; hepsi petrol bazlı sanayi ürünleri. Şarkılarımızı kaydedip basarak petrole değer ekliyoruz. Şunu da unutmamalı, bizim gibi endüstrisi tam gelişmemiş, yabancı sermayenin kontrolünde şekillenen toplumlarda, öncelikle herkesin tüketime doyması ve bundan rahatsızlık duyması lazım. Sonuçta punk gibi tavırlar asla ölmez, muhalif olmak insanlık kadar eski. Muhalif kimlikler, şartlara uygun olarak evrilir.
Orkun T.: Punk ölmedi, sokağa bak, her yer, herkes punk. Giyim kuşamın bir parçası oldu. Ben bir özel okulda Converse giydiğim için beden dersinde hocamdan “Ne lan bu terlikler!” diye tokat yemiş biriyim. Şu anda insanlar tuvalete bile bu imajla gidiyor. Saçlar, kotlar tamam ama müzik kısmında, içi bomboş herkesin. Şuna seviniyorum, artık kültürümüzün bir parçası ve varoşlarda bile punk olunabiliyor. Ama günümüzde kim punk derseniz, sadece bilgisayar hacker’larını gösterebilirim. Veya sample yaparak müzik yapanları. Hiçbir şeyi umursamadan bir şeyler üretmenin zevk verdiği hayatı seçenleri... Veya bozmanın... Biz de ruhumuzda, yaşam stilimizde bunu bir şekilde yaşıyoruz.