'Taht Oyunları' için geri sayım başladı!

'Taht Oyunları' için geri sayım başladı!
'Taht Oyunları' için geri sayım başladı!
Keith Kurman, 'Game of Thrones'un yeni sezonun ilk bölümünün Hollywood'da düzenlenen prömiyer gösterimine katıldı.
Haber: Keith Kurman / Arşivi

Ne ummanız gerektiği çok belli. Posterler her yerde: Uçan bir ejderhanın gölgesi altında gri bir alan ve ‘03-31-13’ rakamları. ‘Game of Thrones’ (Taht Oyunları) döndü, sanki her şey yeni başlıyormuş gibi! İki sezon deviren dizinin karakterlerini, neyin peşinde olduklarını ve elde etmek için neler yapacaklarını biliyoruz ya da bildiğimizi sanıyoruz.
Hollywood Bulvarı’nda trafik durmuş vaziyette, Grauman’ın Çin Tiyatrosu önünde ışıklar patlıyor. ‘Taht Oyunları’nın yeni sezon gösterimine bir biletin, şehirde en çok kapışılan şey olması tümüyle hayrete şayan.
Kraliçeyle yan yana...

Tüm oyuncu kadrosu oradaydı. Benim koltuğum Ejderha Kraliçesi Daenerys Targaryen’i oynayan Emilia Clarke’ın tam yanındaydı. Doğal bir esmer yerine canlandırdığı karakter gibi sarışın olsaydı çok rahatsız edici gelirdi, ama rolünün tam tersine çok tatlı ve mütevazı biri.
Burada oyunbozanlık yapmayacağım ama ilk bölümün hayalkırıklığına uğratmadığını söylemeden de geçmeyeceğim. Hikâye, King’s Landing muharebesinin ardından dağılan parçaları topluyor ve sezonun geri kalanında gideceğimiz yolun rotasını çiziyor. Ve evet, ejderhalar eksik değil.
Ortaçağ havası esiyordu
Roosevelt Hotel’de düzenlenen resepsiyona gösterilen ilgiden dolayı ilk kat ve asma katın tamamını açmak zorunda kaldılar. Canlı müzik , cambazlar, akrobatlar, okçuluk dersleri ve falcılarla tam bir ortaçağ karnavalı havası estirildi, tabii başınızı nereye çevirseniz yenilip içiliyordu...
İlkin lobide Rose Leslie ile karşılaştım. Rose, Kit Harington’ın canlandırdığı Jon Snow tarafından esir alınan göçebe kabile savaşçısı Ygritte’yi oynuyor. Rahat ve hoş sohbet biri çıkan Rose, beni memnuniyetle çevresindekilerle tanıştırdı. Bu sayede Rob Stark’ı oynayan Richard Madden –çok sevimli bir delikanlı- ve bizzat Kit Harington ile tanışma mutluluğuna erdim. İçinde bulundukları tüm o kış sahneleri hakkında konuştuk ki, soğuğun iliğe işlediği İzlanda’da çekildiler, yani burada sadece iyi oyunculuk söz konusu değil, gerçekten donmuşlar.
Barda dikilirken, ‘tazı’ lakaplı Sandor Clegane’ı oynayan, gerçek bir İskoç, hakiki bir centilmen olan Rory McCann ve savaşçı Brienne Tarth’ı canlandıran Gwendoline Christie ile tanıştım ve evet kendisi topuklularıyla gerçekten 2.15 metre boyunda. ‘Petyr Baelish’ı canlandıran Aidan Gillen ile tanışmaktan da onur duydum, ama Kral’ın Konseyi’ndeki düzenbaz karakterinden ziyade, gelmiş geçmiş en sevdiğim şovlardan olan The Wire’da canlandırdığı belediye başkanı rolü yüzünden.
Sonra gözlerim Arya Stark’ı oynayan Maisie Williams’ı aradı. Onunla tanışmam gerekiyordu, çünkü bence en çok şey vaat eden karakter o. Diziden konuşmaktan hoşnuttu ama geceleri uykumu kaçıran soruya, ‘dans öğretmeni’nin başına neler geldiği ve geri dönüp dönmeyeceğine açıklık getirmedi. Yani gerçek hayatta da iyi bir asker olduğunu kanıtladı.
Akşamı tamamlamak için salonda duran Demir Taht’a çıktım. Ona ulaşmak akıtılan onca kandan sonra güçlü bir çekiciliği olduğunu söylemek zorundayım.