'Tam devrimci kafasındaydık'

'Tam devrimci kafasındaydık'
'Tam devrimci kafasındaydık'
'Canım Ailem' dizisinin Eda'sı, 'Aşk ve Devrim' filminin devrimci Leyla'sı genç oyuncu Deniz Denker yakında yeni bir diziyle ekrana dönüyor.
Haber: İPEK İZCİ / Arşivi

Konservatuvar eğitiminiz devam ediyor değil mi? 
Evet, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvar’ında son sınıftayım. 

Bir dizi ve bir filmde oynadınız. Konservatuvarda okurken projede yer almak yasak diye biliyordum? 
Evet, yasak. ‘Canım Ailem’de oynadığım için bir yıl sınıfta kaldım. 

Yeni bir diziye başlayacağınız zaman okulunuza sormuyor musunuz? 
Artık son sınıfa geldiğinizde, bir de çalışmak zorundaysanız sorsanız da pek bir şey değişmiyor. Okulda ne kadar yasak olursa olsun bizim yaşamak için para kazanmaya ihtiyacımız var. Zaten bu yüzden kendi bildiğimizi okumaya devam ediyoruz ya. 

Aileniz uzakta mı ki? 
Hayır ama ben kendi paramı kazanmak istiyorum. Onlar tabii ki bana destek oluyor ama neticede senelerce hep onlar bana baktı, artık kendi başımın çaresine bakabilmeliyim. 

Serüven ‘Canım Ailem’ dizisiyle başladı. Kim keşfetti sizi? 
Renda Güner Casting’e sahne göndermişlerdi, gittim sahneyi oynadım. Yani öyle kafede oturuyordum gelip beni gördüler, keşfettiler durumu yok. Her şey çok sistematik gelişti. 

Sonra ‘Aşk ve Devrim’ geldi... 
Evet, çekimler iki buçuk ay sürdü. Çalışması zor bir filmdi, koşullar zordu. Buna hem hava koşulları hem de çekim yaptığımız yerler dahil. Yüksek bütçeli bir film olmadığı için hep “Tamam arkadaşlar bugün böyle çekiyoruz, yarın farklı olacak” deniyordu. Tam devrimci kafasındaydık yani. Zordu ama ilk sinema filmimde Leyla gibi bir karakteri oynamak güzeldi.

Nasıl anlatırsınız Leyla’yı? 
‘Leyla’ için, Vedat Türkali’nin ‘Bir Gün Tek Başına’ romanındaki Günseli karakteriyle paralellik kurdum ve daha çok kitaptan aklımda kalan şeylerle çalıştım. Leyla zor, duygularını hemen hiç belli etmeyen bir kız. 

Şu an 22 yaşında olduğunuza göre, 90’larda epey küçüktünüz. O döneme dair filmden önce ne biliyordunuz, filmden sonra ne biliyor olmuştunuz? 
Politikayla ilgilenmediğim için, o yılların politik tarafını pek fazla bilmiyordum. Filme başladıktan sonra bir sürü metin okudum ve açıkçası o dönemi daha farklı bir gözle görmeye başladım. Artık Susurluk kazasına bile farklı bakıyorum. Oysa filmden önce 90’lı yıllar benim için Hakan Peker ve Yonca Evcimik’ten ibaretti. 

Filmle ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Beklediğimin üstünde iyi tepkiler aldım ve aslında böyle olacağını tahmin etmiyordum. Çok fazla insanın izleyip keyif alacağı bir film değil, azınlık insanın izleyip keyif alacağı bir film ‘Aşk ve Devrim’. Filmden çıktıktan sonra filmi anlatmaya ihtiyaç duymayan insan filmi beğeniyor. Ama filmden çıktıktan sonra bazı şeyleri anlamamışsa filmi beğenmiyor. 

“Aşk olmadan devrim olmaz” akılda kalıcı repliklerden biri değil mi? 
Evet ve doğru bir laf bence de. Çünkü hem devrim hem aşk inanmakla ilgili. 

Bir de karakterler ne çok sigara içiyordu öyle. 
Yönetmenimiz Serkan Acar’ın anlattığı kadarıyla o yıllarda çok fazla sigara içiliyormuş. Hatta o kadar fazla içiliyormuş ki devrimci ortamlarda bu durum eleştiri konusuymuş.
Bundan sonra sırada ne var? 
Yeni bir diziye başlıyorum. Daha ayrıntıları netleşmedi ama şunu söyleyebilirim, Müjde Ar ve Ayten Gökçer kadrodaki isimlerden ikisi. 

İlerisi için nasıl planlarınız var? 
Avrupa’ya, özellikle İngiltere’ye gidip master yapayım, bir iki yıl kalıp Workshoplara katılayım diyorum.