Tam onların devri değilse de...

Tam onların devri değilse de...
Tam onların devri değilse de...
'Kaçış Planı' Sylvester Stallone ve Arnold Schwarzenegger'i yıldızlaştıran filmlerin yanına yaklaşacak bir enerjiye sahip değil. Ancak ana akım sinemanın bu sıkıcı ortamında insan dikkat kesilmeden duramıyor.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Önce birçoğumuzun karşı koyamayacağı bir internet soruşturması: Arnold Schwarzenegger 67, Sylvester Stallone 66 yaşında. Başka bir deyişle, normal koşullarda aksiyon yıldızlarının unlarını eleyip eleklerini de asmalarının gerektiği yaştalar. Ancak testosteron azmanı bu iki 80’ler ikonuna normal koşulların işlemesi zor olduğu için bu hafta vizyonda 60’ını devirmiş kahramanlara sahip bir aksiyon filmi seyretme şansına sahibiz. Bu bir şans çünkü Schwarzenegger de -şaşırtıcı bir biçimde- Stallone de torun torba sahibi olacak yaşta sadist hapishane müdürleriyle mücadele etmenin, kafa-göz yarmanın ve kurşunlardan kaçmanın ne kadar absürd bir durum olduğunun farkındalar. Performanslarında da bu absürdlüğün keyfine varıyorlar. Artık iyiden iyiye İngilizce gişe devleri ortamına uyum sağlamış İsveçli yönetmen Mikael Håfström’un işbilir yönetimi de eklenince ortaya tuhaf bir tat veren, Schwarzenegger’le Stallone’nin yıldız karizmalarını sömürmeyen bir seyirlik çıkıyor.
Tabii ki ‘Kaçış Planı’, dozu git gide artan aksiyon sahnelerini büyük bir ciddiyetle arka arkaya sıralarken, Stallone’nin coğrafyadan davranış bilimlerine her konuda derya olduğuna inanmamızı beklerken senaryoda da sonu ta baştan belli sürprizlere, olabilecek en klişe karakterlere başvuruyor. Ama bu, kostümleriyle sadomazo barından fırlamış gibi duran gardiyanların, havalı bilgisayar grafiklerinin ve tabii başrol oyuncularına botoks takviyesinin çözemeyeceği bir durum değil. Zaten 90’lardan öğrendiğimiz bir şey varsa o da Arnold Schwarzenegger ve Sylvester Stallone gibi isimlerin başrolünde olduğu bu tip aksiyonlarda hikâyeden çok o hikâyenin nasıl paketlenip etlendirildiğinin önemli olduğudur. (Akla ilk, Sylvester Stallone filmografisinde değeri çok da bilinmeyen Robert Longo filmi ‘Demolition Man’ geliyor) ‘Kaçış Planı’ da cilası gayet yerinde bir paket.
Esas adamımız, CV’sine istediği kadar California valiliğini eklemiş olsun, Arnold Schwarzenegger’in hiç olamayacağı kadar Amerikalı (İtalyan asıllı da olsa) Stallone. Nefes kesmesinden ziyade “66’lık Sylvester’ı da böyle durumlara sokabiliyoruz” etkisi yaratması hedeflenmiş bir hapishaneden kaçış sahnesiyle açıyoruz filmi. Kahramanımız, aslında alelade bir mahkûm değil, firar ihtimalini sıfıra indirmek için tutulan bir hapishaneden kaçış uzmanı. Sonrası; çatışmalar, kahramanın önüne konan “bunu da yapamazsın artık” engelleri ve beklenen manzara: Sylvester, ağır Avusturya aksanının iyice dibine vurmuş Arnold’la kaçmanın imkânsız olduğu bir hapishanede yaşam mücadelesi veriyor. Hikâye de yönetim de Arnold’u bilinçli bir şekilde yan figüre dönüştürüyor, sahneyi çoğunlukla Stallone’ye bırakıyor. Yerinde bir seçim. Zira Arnold Schwarzenegger’in perde karizması -az ya da çok- ayakları yere basan herhangi bir hikâyenin kaldıramayacağı imkânsızlıklarla şekillenir. Onun dahil olduğu her şey, tıpkı vücudu gibi aşırıdır. Sylvester Stallone ise bir şekilde bu aşırılıkları törpülediğine inanmamızı bekler sanki. Hatırlayın; aksiyon dışındaki türlere de talip oldukları dönemde Schwarzenegger, bir Hollywood komedisinde hamile bir erkeği canlandırmış (‘Ufaklık’), Stallone ise bir yolunu bulup işçi sınıfı gerçekliğine yaslanan bağımsız film ‘Cop Land’de boy göstermişti.
Elbette ‘Kaçış Planı’ Sylvester Stallone ve Arnold Schwarzenegger’i yıldızlaştıran filmlerinin yanına yaklaşacak bir enerjiye sahip değil. Ancak ana akım sinemanın bu sıkıcı ortamında o enerjiyi ucundan, kıyısından da olsa hatırlatabilecek bir şeyler olduğunda, insan dikkat kesilmeden duramıyor. Tüm bunlar, dikkatinizi çekmediyse, Arnold ve Sylvester deyince coşan insanlardan değilseniz, ‘Kaçış Planı’nda yine de ilginizi çekecek bir nokta var. Zamanının şahinleri, kadrolu ‘terörist pataklayıcıları’ Arnold ve Sylvester, bu sefer Arapça konuşan ‘devlet düşmanlarının’, banka çökerten siber eylemcilerin safında CIA’in de içinde olduğu bir oluşuma karşı mücadele ediyor!