Tam tekmil Ankaralılar

Tam tekmil Ankaralılar
Tam tekmil Ankaralılar

Soldan sağa Zakkum; Cem Senyücel, Emre Yılmaztürk, Yusuf Demirkol ve Eren Parlakgümüş.

Gözde gruplardan Zakkum, Gezi protestolarıyla iç içe Tunalı Hilmi'de kaydettikleri yeni albümü için en uygun sıfatı buldu: 'Her şeyiyle Ankaralı'.
Haber: ESRA ÜLKAR - esraulkar@gmail.com / Arşivi

Gitar arpeji ya da ut taksimi, fark etmez, Zakkum’un müziğine hepsi girebilir; yeter ki şarkı, ‘o enstrümanı çağırsın’. Herhangi bir tarza indirgenmemeyi düstur edinmiş Ankaralı ekip Zakkum, üçüncü stüdyo albümleri ‘Her Gün Sonbahar’la huzurlarımızda. Zakkum’la buluştuk, İstanbul ’u deplasman olarak nitelendirecek kadar Ankaralı hallerini, Gezi protestolarıyla komşu Tunalı Hilmi’deki kayıt çalışmalarını ve tabii ki yeni albümlerini konuştuk.
Yoğun bir konser programınız var, nasıl gidiyor konserler?
Yusuf Demirkol: Harika. Yıllardır sahnede büyüyen adamlar olarak konser vermek müzikal olarak kendimizi en iyi ifade etme şeklimiz.
Eren Yılmaztürk: Albümümüz henüz çok yeni olmasına rağmen, konserlerde dinleyicilerimiz şarkılarımıza baştan sona eşlik ediyor.
‘Her Gün Sonbahar’ın hazırlık süreci nasıl geçti?
Demirkol: ‘Her Gün Sonbahar’ her şeyiyle bir Ankara albümü oldu. Sadece basım için İstanbul’a gitti. Sözler Ankara’da yazıldı, şarkılar Ankara’da bestelendi. Ön çalışmalar Ankara’daki ev stüdyomda yapıldı. Kayıtlar, mix’ler, mastering, fotoğraf çekimi, klip çekimi... Hepsi Ankara’da gerçekleşti. Tamamen bir Ankara albümü. Hissiyatı da öyle.
Cem Senyücel: Kayıtları, 2013’te gerçekleşti. Yoğun bir dönemdi. Bir yandan, Gezi olayları da devam ediyordu. Kayıt yaptığımız Midas’ın Kulaklığı Stüdyoları, Tunalı Hilmi Caddesi’nde olduğu için, o atmosferle de iç içeydik hep. Kayıt bitince klip ve fotoğraf çalışmaları başladı. Kapak fotoğrafları için sonbahar yapraklarına ihtiyacımız vardı. Fakat henüz sonbahar aylarına girmediğimiz için, sararmış yaprak bulmakta biraz zorlandık. En sonunda, Bolu ormanlarından yapraklar getirttik.
Farklı enstrümanlar da var albümde.
Demirkol: Şarkının sözleri ve sonrasında bestesi, enstrümanını çağırıyor diyorum ben hep. Mesela ‘Anason’ “Klarnet istiyorum” diye bağırıyordu adeta. Şarkı, rakı masasındaki peynir, kavun kadar aranan bir meze oldu. Geceleri çok paylaşılan ve dinlenen bir grubuz biz. Bir gece grubuyuz, o saatlerde daha çok ihtiyaç duyuluyor bize.
Ankara’da ‘Her Gün Sonbahar’ mı gerçekten sizin için? Farklı şehirlerde kurulan birçok grup İstanbul’a yerleşti. Sizin böyle bir düşünceniz olmadı mı?
Senyücel:
Ankara’da ‘ekseriyetle sonbahar’ diyelim. Dört mevsiminde de biraz sonbahar vardır. Biz bu şehirde yaşımız tutup da bar sahnelerine birlikte adım attığımızdan beri birlikte büyüdük. İstanbul, mecburi kısa ziyaretlerimizde bile bize hep bir ‘deplasman’ hissi verdi sanırım. Güçlü olmaya çalışacağımız bir yere gitmedik, güçlü olduğumuz yerde kaldık.
Eren Parlakgümüş: Ankara bizim için müzik anlamında her şeyin başladığı yer. Bunun dışında üniversite senelerimizi geçirdiğimiz, neredeyse tüm güzel anılarımıza ev sahipliği yapan, bize sakinliğiyle huzur veren ve yaratıcılığımızı tetikleyen bir şehir. Bu nedenle hiçbir zaman buradan ayrılmayı düşünmedik.
İlk albüm ile şimdiki albümdeki tarzınız arasında çok fark var. Bu farklılığın sebebi nedir?
Senyücel: Kalplere dokunmak istiyorsanız, bunu bazen bir gitar arpejiyle, bazen de bir ut taksimiyle yapabilirsiniz. Müziğe çerçeveler, sınırlar, kırmızı çizgiler koymak, hem hayal gücü hem de müzik ruhu için en büyük hapishane. Herhangi bir tarza indirgenmemiş bir müzik grubu olmaya çalışıyoruz. Şarkılar artık çok daha özgür.
Parlakgümüş: Farklı tarzları denemeyi seven, değişikliklere açık insanlarız. Bu süreçte yaşanan değişim bilinçli olarak yaşanan bir değişimden çok kendiliğinden gerçekleşen ve yeni şeyleri denemeyi seven kişiler olmamızla alakalı sanırım.
İlk olarak Raindog ismiyle tanındınız. Daha sonra Zakkum adıyla ilk albümünüzü yayımladınız. Sizi ilk çıktığınız tarzınızdaki müziğinizle tanıyan takipçilerinizden bu değişimden sonra nasıl tepkiler aldınız?
Demirkol:
Raindog, Britpop/indie repertuvarlı bir cover grubuydu, Zakkum ise kendi şarkılarını yapıyor. Arada keskin bir viraj var aslında. Bu virajı bizimle birlikte dönen ve bizimle yürümeye devam eden, o eski günlerden kalma bir kitle var halen. Bir yandan da grubu sadece o yabancı cover haliyle hatırlamak isteyen ufak bir kitle de var tabii. Fakat sonsuza kadar başkalarının şarkılarını çalamazdık. Cover’layan değil, cover’lanan olma yolunda bir adımdı bu ve doğru bir karardı.
Zeki Müren’den dinlediğimiz ‘Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun’ şarkısını cover’ladınız. Cover’ladığınız ya da cover’lamayı düşündüğünüz başka Türk sanat müziği şarkısı var mı?
Demirkol: Türk sanat müziğini hep çok sevdim. ‘Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun’, 5-6 yıl önceki bir konserde, tamamen doğaçlama söylemeye başladığım bir şarkıydı ve tüm grubun da bana eşlik etmesiyle repertuvarımıza girmişti. Sonradan ‘13’ albümüne de koyduk. Konserlerde ‘Veda Busesi’ ve ‘Hiç Ayrılamam Derken’ gibi birkaç yorum daha yapıyoruz bazen. Ben TSM’nin zirvede olduğu o eski dönemi, bu ülke müziğinin büyülü yılları olarak görüyorum.

Zakkum’u canlı dinlemek isteyenlere;

BUGÜN/Vural Cafe, Kırıkkale 21 KASIM/ IF Performance Hall -Ankara 29 KASIM/ Pick Up -Adana 30 KASIM/ Gorja Bar -Mersin 11 ARALIK/ Roll Live Performance Home -Diyarbakır