'Tarihi kriteri' kim belirleyecek?

'Tarihi kriteri' kim belirleyecek?
'Tarihi kriteri' kim belirleyecek?
AK Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral'ın yasa teklifi RTÜK yasasına dizilerde tarihi kişilerin küçük düşürüleneyeceği yönünde bir ek yapmayı içeriyor. Senaristlerin tepkisi ise benzer: "Bu işin kriteri ne?"

Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın “Ecdadımız dizideki gibi değildi” çıkışıyla alevlenen Muhteşem Yüzyıl tartışmasına bir ‘katkı da’ AK Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral’dan geldi. Saral’ın ‘Muhteşem Yüzyıl’ın yasaklanmasının yolunu açmaya aday yasa teklifine göre, tarihi olay ve kişiler küçük düşürülüp aşağılanamayacak, çarpıtılamayacak ve olduklarından farklı da gösterilemeyecek. Saral’ın AK Parti Grubu’na teslim edeceği yasa teklifiyle, RTÜK Yasası’nın ‘yayın hizmeti ilkeleri’ başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendine şu eklemenin yapılması öngörülüyor: “Toplumun milli değerleri içinde kabul edilen tarihi olayları ve şahsiyetleri küçük düşüren, aşağılayan, çarpıtan veya olduğundan farklı şekilde gösteren nitelikte olamaz.”
RTÜK yasasına bu tip bir ek yapılması durumunda senaristler nasıl etkilenir? Yaratıcı kalemlere sorduk... 
Ayfer Tunç (yazar, senarist):
RTÜK yasası ve uygulamaları demokratik veya antidemokratik her türlü aracı kullanarak sadece bugünü değil, tüm geleceği şekillendirme ve otoritenin öngördüğü biçimi dayatma kararlılığının mikro adımlarından biri. Bu yeni bir tutum veya anlayış değil, cumhuriyet tarihimiz bunun pek çok başarılı örneğiyle dolu. Otoriter yönetimlerde bütün sınırlamalar başlangıçta kitleye makul gelen gerekçeler iyice pişirilerek başlatılır ama giderek gerekçeye gerek kalmaz. Gerekçe tuzaktır. Özgürlükleri sınırlama meselesinin ‘Muhteşem Yüzyıl’ bağlamında tartışılmasını, gerekçe üretimine dayandığı ve sansürden yana olanları gönül rahatlığıyla tartışma zeminine çektiği için tehlikeli buluyorum. Arkasından romanlarda ve her türlü sanat eserinde sansür, sınırlama, özgür düşünceyi suç haline getirme/gösterme girişimleri gelecek ve biz yine gerekçeleri tartışıyor olacağız. Oysa mesele bütün, mesele ağaç değil orman.
Burak Aksak (Leyla ile Mecnun’un senaristi): 
Buna kim karar verecek? ‘Leyla ile Mecnun’da uzun süre Fuzuli’yi kullanmadık çünkü onu kullandığımızda ona saygımızı göstermek istiyorduk ve bunu yaptık sonra. Biri “Kötü kullanmışsınız” derse, dalga geçtiğimize ya da yücelttiğimize kim karar verecek? Kriteri ne? Her şeyden önce kriterleri bilmediğim için ben yine yazarım herhalde. Bize başta “TRT’de bu olur mu?” denildi ama biz gerçekten böyle bir şey olup olmadığını bilmiyorduk ve şu an çok belli olan televizyon kuralları çerçevesinde, istediğimizi yapıyoruz. Böyle bir kanun çıkarsa da etkileneceğimi sanmıyorum. Hem ‘Leyla ile Mecnun’da İsmail Abi’nin dedeleri var, tarihi karakter olarak, sonra Dostoyevski karakteri var. Ona da Ruslar mı laf söyleyecek?
Ercan Mehmet Erdem (Behzat Ç.’nin senaristi):
RTÜK yasasına bu tür bir ek madde konulacağını zannetmiyorum. Bu bana biraz yapımcıları caydırma, senariste otosansür uygulatma hamlesi gibi geliyor. Bir senarist olarak beni etkilemez böyle şeyler. Onlarda ‘sansür’ varsa bizde de ‘ironi’ var, her türlü anlatırız derdimizi.
Caner Güler (Zengin Kız Fakir Oğlan’ın senaristi):
Tarihi kişilerin hayatları hakkında net ve kesin bilgiler yok. Bahse konu olan tarihi kişinin hayatının nasıl olduğuna dair kesin kanaati verebilecek yetkin tarihi bilgiye kim sahip? Tarihçiler bile aynı olaylar ya da kişiler hakkında birbirinden farklı şeyler düşünüyor. Bir de buna tarihi kaynakların yetersizliği eklenince, şu soru içinden çıkılmaz bir hal alıyor: Kesin bilgi ve yargıya kim varacak? Ayrıca bir tarihi kişilik kimileri için kahramanken kimileri için sevilmeyen nefret edilen biri olabilir. Hadi aşırı bir örnek vereyim: Tarihe psikopat bir katil olarak geçen Hitler, neo-naziler için bir kahramandır. Milli değerleri temsil eden tarihi kişiliklere kim karar verecek? II. Abdulhamit’i anlatırken yarattığı baskıcı ortamdan ve kurduğu hafiyelik sisteminden, Enver Paşa’yı konu aldıysak Ermeni tehcirinden, ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü söz konusuyken Dersim katliamından bahsetmek gerekir mi, gerekmez mi? Bu o tarihi kişiliklere zarar verir mi vermez mi? Bu kanun geçmemeli, bu milletvekilinin yaptığı Başbakan’a yaranma çabasından başka bir şey değil. Siyasetin ve televizyonun patronu halktır, nasıl sandıktan çıkandan hoşlanmasak da kabul ediyorsak, reyting listelerinden de karşımıza çıkanları kabul etmeyi öğrenmeliyiz.