Tarihin en tehlikeli moda trendleri

Tarihin en tehlikeli moda trendleri
Tarihin en tehlikeli moda trendleri
Viktorya Dönemi kadınlarının başında 97 ayrı hastalık vardı. Ve hepsinin sebebi ortaktı: Korse! 19. yüzyılda İngiliz şair Oscar Wilde'ın iki üvey kardeşinin de dahil olduğu çok sayıda kadın yanarak öldü. Sebep balo elbiselerinin içine giydikleri çember eteklerdi... Peki ya aynı dönemde, kendi 'yakası' tarafından boğularak ölen erkeklere ne demeli? Moda tarihinin 'ölümcül trendleri'ne buyurun...

‘Moda kurbanı’ tabirine yeni bir anlam katan 35 yaşındaki Avustralyalı kadın, kompartman sendromu geçirince giydiği skinny pantolon kesilmek zorunda kalmıştı. Bu, birinin tehlikeli bir moda trendine dayanamamasının ilk örneği değil: ‘Fashionably Fatal’ kitabının yazarı Summer Strevens’ın dediği gibi “Bu her zaman vardı, Taş Devri’nden beri”. “Moda, aşırılaşınca oluyor; ben buna gösteriş deliliği diyorum” diyor. İşte, BBC'nin haberleştirdiği, tarihteki beş ölümcül moda çılgınlığı.

KORSE: 97 AYRI HASTALIĞIN MÜSEBBİBİ 
Beli incelten iç çamaşırının, kadınların vücudunda olduğu kadar dile de etkisi büyüktü: ‘Kaskatı’ sözcüğü, korse giyene Viktorya dönemi saygınlığı kazandırırken; ‘gevşek kadın' tabiriyle korse giymeyenlere, korsenin bağları gibi gevşek ahlakı olduğu göndermesi yapılıyordu. Summer Strevens’ın 'Fashionably Fatal' adlı kitabında dediğine göre korseler nefes alma zorluğu yarattığından hazımsızlık ve kabızlık sorunlarına, sık sık bayılmaya ve hatta iç kanamaya bile neden oluyordu. Nefes zorluğu nedeniyle oluşan Viktorya tarzı göğüs dekoltesi ise iç organların doğal pozisyonundan çıkıp, yeni iskelet biçimine uymaya çalışırken akciğerlere uygulanan basıncın göstergesiydi.
1874 yılında, korse giymenin neden olduğu, içinde histeri ve melankolinin de olduğu 97 hastalığın bir listesi yayınlanmıştı. 1860’ların sonlarından 1890’ların başına kadar tıp dergisi The Lancet neredeyse yılda en az bir kere dar korselerin sağlığa zararıyla ilgili makaleler yayınlamıştı. Olumsuzluklar sadece nefes alma zorluğu ya da organ zedelenmesiyle kalmıyordu: 1903’te 42 yaşındaki altı çocuk annesi Mary Halliday’nin giydiği korse, geçirdiği kriz sonrası ölümüne sebep olmuştu. Kadının otopsisini haber yapan The New York Times’ın raporuna göre Halliday'in kalbinde toplam boyutları 21,5 santimetre olan iki korse çeliği bulunmuştu. Kadının vücut hareketlerinden dolayı çeliklerin birbirine sürtünen uçları jilet kadar keskin hale gelmişti."


ÇEMBER ETEK: OSCAR WILDE'IN İKİ KARDEŞİNİN KATİLİ 
Biçim verilmiş çember iç etekler, kadınların silüetini güzelleştirmekten daha fazlasını yaptı. 19. yüzyıl boyunca, popülerliğinin en üst noktasında olan çember etek, bazı sansasyonel isimlerin ölümüne neden olmuştu. Temmuz 1861’de, şair Henry Wadsworth Longfellow, eşinin alev alan eteğini söndürmek için koşuşturmuştu. Boston Daily Advertiser’a göre “Kütüphanesinde oturmuş ve iki çocuğunu eğlendirmek için mühür yaparken bir kibrit ya da yanan bir kağıt eteğine değmiş ve anında alevler içinde kalmış" ve ertesi gün ölmüştü. Oscar Wilde'ın iki üvey kardeşi de balo elbiseleriyle çok yaklaştıkları ateşten dolayı yanarak ölmüştü. 1858’deki bir vaka ise The New York Times’ta şu sözlerle yer buldu kendine: “Alev alan çember eteklerin sebep olduğu haftada ortalama üç ölüm, ayrıcalıklı cinsiyetin en dikkatsizlerini endişelendirmeye başlayarak hareketlerinde ve davranışlarında özel olarak dikkatli olmaya ve olamazlarsa da böylesine tehlikeyle dolu bir modayı takip etmeyi bırakmaya yönlendirdi."


KOLALI YAKA: BABA KATİLİ!
19. yüzyılda icat edilen çıkartılabilir yakalar sayesinde erkeklerin her gün gömlek değiştirmesine gerek kalmamıştı. Çıkarılabilir yakalar kolalanarak ölümcül hale getirilmişti. Strevens’ın söylediğine göre “Onlara ‘baba katili’ ya da Almanca’da olduğu gibi ‘Vatermörder’ denirdi.” “Şahdamarını kesebilirlerdi. Edward dönemi erkekleri onları bir aksesuar olarak giyer, erkekler kulübüne gider, birkaç bardak Porto şarabı içer ve sallanan sandalyelerinde boyunları öne düşmüş şekilde uyuklarlardı. Aslında boğulurlardı." The New York Times da 1888 yılında çıkar bir ölüm ilanına ‘Yakası tarafından boğuldu’ başlığı atılmıştı. Olay şu şekilde gerçekleşmişti: John Cruetzi adında bir adam bir parkta ölü bulunmuş ve yargıç adamın, bir bankta içerken uyuyakaldığını düşünmüş. Adamın başı göğsüne düşmüş ve kolalı yakası soluk borusunu engelleyerek kanın zaten büzülmüş damarlarda kalmasına yol açarak, adamın boğulma ve beyin kanaması sebebiyle ölmesine neden olmuş.


ÇILGIN ŞAPKACILAR: ÇARPINTI SAHİBİ VE ÜRKEK 
‘Çılgın Şapkacı’ ifadesi Lewis Carrol onu Alice Harikalar Diyarında’yla yaygınlaştırmadan 30 yıl önce de kullanılıyordu. Cıva zehirlenmesi, 18. ve 19. yüzyıllarda şapkacılar arasında bir meslek hastalığıydı. Cıva, keçe yapımında kullanılıyordu ve buna uzun süre maruz kalmak ‘çılgın şapkacı hastalığı’na neden oluyordu. Belirtiler arasında çarpıntı ve patalojik ürkeklik var. British Medical Journal’ın makalesine göre Carroll’un alışılmamış şapkacı karakteri de bu hastalıktan muzdaripti. “Şöyle söylenebilir ki ‘Çılgın Şapkacı’, büyük ölçüde gözlerden kaçma tutkusuna katlanıyordu."


KATİL TOPUKLAR: UĞRUNA AYAK KESTİRENLER VAR
İmparatora sergilediği performans için ayaklarını ipekle saran 10. yüzyıl saltanat dansçılarından etkilenildiği söylenen Çin ayak küçültme geleneği, 1912’de resmi olarak yasaklanmıştı. Halbuki bazıları statü göstergesi olduğu ve kadınların çalışmak için ayaklarına ihtiyacı olmadığını göstermek için bu geleneği gizlice devam ettirdi. İngiliz fotoğrafçı Jo Farrell ayakları bağlanmış, yaşayan son kadınları ‘Living History’ projesi için fotoğrafladı.
BBC’ye konuşan fotoğrafçı “Çoğu insanın bu geleneğin ne kadar barbarca olduğunu konuştuğunu hissediyorum ama bu kadınları güçlendiren bir gelenekti. Onlara daha iyi bir hayat verdi… Başlarına gelen şeyden gurur duymaları karşıma çıkan en ilginç durumdu” diyor. Ayak şekli değiştirmek Çin’de yasak değil fakat Strevens daha önceki yüzyıllarda, modayı takip eden kadınların, ayakları daha sivri burun ayakkabılara sığabilsin diye küçük parmaklarını kestirdiğini aktarıyor. Bu tarihi uygulamalar barbarca görünse de kadınların bugün de moda için acıya katlandıklarını söyleyen Strevens “Yüksek topuklu stilettoları giyebilmek için günümüzde bile ayak küçültme ameliyatları ve hatta sağlıklı parmakların kesilmesi moda haline geldi” diyor. 21. yüzyılda bile oldukça fazla moda kurbanı var. “Korse ve çember etekler artık olmasa bile daha ince bele sahip olmak için kaburgasını aldıranlar var.”

(BBC’den çeviren Naz Vardar)