Tarlasında yetiştirdiği kabaklardan avize yapıyor

Göreme'de hobi olarak başladığı su kabağından avize ve abajur yapma işini geliştiren Melih Eroğlu, kabakların üzerine bocuklarla Mevlana, anka kuşu ve bölgedeki kiliselerde bulunan figürleri işliyor.

Göreme’de hobi olarak başladığı su kabağından avize ve abajur yapma işini geliştiren Melih Eroğlu, kabakların üzerine bocuklarla Mevlana, anka kuşu ve bölgedeki kiliselerde bulunan figürleri işliyor.

Türkiye ’nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya’da girişimci Melih Eroğlu (50), kendi tarlasında ürettiği su kabaklarından avize yapıyor. Nevşehir’in Göreme beldesinde yaşayan Eroğlu, su kabaklarından avize yapmaya 12 yıl önce hobi olarak başlamış, birkaç sene önce de bu işi meslek haline getirmiş.

Kabakların avizeye dönüşmesinin uzun ve incelik isteyen bir süreç olduğunu, bir kabağın avize olana kadar 6 aşamadan geçtiğini anlatan Eroğlu şöyle diyor: “Kabakları önce sıcak suda yıkıyorum. Daha sonra özel bir aletle kabağın arka tarafından içini açmaya başlıyorum. Ardından matkaba bağlı çelik tel ile iç temizliğini yapıyorum. Çok farklı boyutlarda ve şekillerde kabaklar var onların özelliğine göre üzerlerine yapmak isteğim figürleri çiziyorum. Daha sonra 6 milimlik tığ ile boncuklar için delik açıyorum ve desenleri oluşturacak farklı renklerdeki boncukları bu deliklere çakıyorum. Ardından bir kat vernik atıyorum. 24 saat kurumaya bırakıldıktan sonra ikinci kat verniği atıyorum. Bu işlem kabağa parlaklık veriyor ve koruyor.”

Önceleri piyasadan kabak topladığını daha sonra işi geliştikçe kabak ihtiyacını karşılamak için Mersin’deki tarlasında yetiştirmeye başladığını anlatan Eroğlu, Mersin’de 2 dönümlük bir arazide yetiştirdiği su kabaklarını yaş olarak Göreme’ye getiriyor ve tüm işlemleri burada gerçekleştiriyor.

Her kabağın boyutunun ve dokusunun farklı olduğunu bundan faydalanarak yılan, ördek gibi hayvanlara benzeyen avizeler de yaptığını ifade eden Eroğlu, “Kabağı temizleme ve kurutma aşamasının arkasından insanın yaratıcılığı devreye giriyor. Orada biraz zorlanıyorum. Çünkü aynı şekilleri çizmek, aynı desenleri yapmak pek işime gelmiyor. O yüzden farklı figürler, farklı desenler, çiçektir, böcektir, hayvan figürleridir, insan silüetleri yaparak kendime özgü ürünler ortaya koyuyorum” diyor.

Genelde Mevlana, semazen, anka kuşu, havarilerin, manastır ve kiliselerin figürlerini avize üzerine yansıttığını ve yaptığı eserlere yabancı turistlerin daha fazla ilgi gösterdiğini dile getiren Eroğlu, Brezilya, Arjantin ve özellikle İtalya ’dan gelen turistlerin ürünleri sevdiğini anlatıyor: “İtalyanların geleneksel el sanatları eğitimleri var. Onlar çok ilgililer. Turistler ilk başlarda orta boy kabaklardan yapılan avizelerden alıyorlardı. Ülkelerine giderken valizlerine sığdırabilmek için. Şimdilerde ise 1 metre, 1,5 metre uzunluğunda avizeleri bile alıyorlar. Yanında götürebilen götürüyor, götüremeyen kargoya veriyor.”