Tasarım ve yemeğin en güzel birlikteliği: Sim

Tasarım ve yemeğin en güzel birlikteliği: Sim
Tasarım ve yemeğin en güzel birlikteliği: Sim
"Sim, insanı sarıp sarmalayan, huzur veren yerlerden. Hem dekorasyonu, hem sahipleri hem de hafif ve lezzetli yemekleriyle."
Haber: MÜGE AKGÜN / Arşivi

Büyük bir kentte yaşamanın en heyecan verici yanlarından biri de ara sokaklarında keşifler yapmak. Hiç beklemediğiniz sürprizlerle karşılaşabiliyorsunuz. En son keşfim Sim...
Tepebaşı’nda sağınızda gözünüzü kaçırdığınız TRT binası, solunuzda Odakule’yi geçtikten sonra Pera Palas Oteli’nin önünden Şişhane’ye doğru inerken sağ tarafta Şimal Merdivenleri vardır.
Sim, merdivenlerin sonunda Belkıs Apartmanı’nın giriş katında açılmış bir kafe -restoran. Ve aynı zamanda bir tasarım dükkânı.
Sim, insanı daha kapıdan girdiğinde sarıp sarmalayan, huzur veren yerlerden. Hem dekorasyonu, hem sahipleri hem de hafif ve lezzetli yemekleriyle. Burayı Ayça ve Aycan Tüylüoğlu adlı iki kız kardeş işletiyor. Ayça Tüylüoğlu Göker ünlü bir ressam. Zaten üst katta da atölyesi var. Resim kadar tasarıma da gönül veren Ayça takı, çanta gibi aksesuvarlar da tasarlıyor. Tasarımları objelerle sınırlı değil, mekânın yemeklerinin bir bölümü özellikle vejetaryen olanları onun tarifleriyle yapılıyor.
Aycan Tüylüoğlu ise üniversitede biyoloji okumuş. Ancak hiç bu alanda çalışmamış. İki yıl yemek ve işletmecilik eğitimi aldıktan sonra ise daha entelektüel bir işte çalışmalıyım diyerek kuruluşundan itibaren Santral İstanbul ’da projeler ve sergiler yönetmenliği yapmış. Altı yıl sonra ise yine ilk aşkı yeme-içme işine dönmüş ve İstanbul Cerrahi Hastanesi’nin kafeteryasını işletmiş. O da yetmeyince ablasıyla birlikte Sim’i açmışlar.
Aslında Ayça ve Aycan Simde kendi dünyalarını kurmuşlar. Siz de kendinizi o dünyaya yakın buluyorsanız, mekândan keyif almamak mümkün değil. İnceden inceye düşünülmüş tasarım aydınlatmalar, masalar, sandalyeler, sergilenen objeler, raflardaki kitaplar ve kurabiyeler- kekler hepsi uyum içinde ve en önemlisi hiç biri ben buradayım demiyor…

Akdeniz Mutfağı

Bu yıl ocak ayında kapılarını açan Sim başlangıçta vejetaryen mutfağı olarak yola çıkmış ama gelenlerin talepleri doğrultusunda mönüye et de koymuşlar, Sim’in mutfağı yaratıcı Akdeniz diye özetlenebilir.
Naneli domates ezmesiyle sunulan karamelize sarımısaklı humus bruschetta, sebzeli ve etli sandviçler, rokfor soslu ve fırınlanmış tarçınlı elmalı tavuk, Akdeniz yeşillikleriyle sunulan ızgara somon, maş fasulyeli kuzu kulağı, vejeteryan spaghetti, patlıcanlı fussili, deniz ürünlü tagliatelli, sebze yahnisi ve fırınlanmış patatesli antrikot, firik pilavlı ve yer elması püreli kızarmış kuzu kol, sote ıspanak, balık veloute ve fırınlanmış naneli patatesler yanında sunulan keçi tereyağında pişmiş levrek gibi çeşitlerden oluşan mönü çok dengeli.
Denediğim çeşitlerden levrek ve antrikot bugüne dek yediklerimin en iyileri arasında diyebilirim. Keza maş fasulyeli salata ve ince doğranmış, limon ve zeytinyağında dinlendirilmiş havuç ve kabak salatası da öyle. Biberiyeli fırın sütlaç ise mutlaka denenmeli...Sim’in fiyat kalite dengesi çok iyi. Fiyatlar ise 9-34 lira arasında.

Cipriani’ye taze kan pizza fırını

Dünyanın en ünlü İtalyan restoranlarından biri olan Cipriani’nin bir şubesi iki yıl kadar önce Levent’te Edition Hotel’in giriş katında açılmıştı. Her yeni açılan yer gibi ilk aylarda Cipriani’ye talep çoktu ama sonra nedense servis ve yemekler beğenilmemeye başlandı.
Şef ve yönetim sorunları oldu. Şimdi Cipriani İtalya’dan gelen şef ve birtakım yeniliklerle beraber yoluna devam ediyor. Yeni şef Domenico Tonin’in Ciprianilerle birlikteliği 1986’da Venedik Cipriani’de çalışmasıyla başlamış. 1992’de Cipriani’nin baş şefi olmuş. Şimdi ise İstanbul’da mutfağın başında. Şefin yeni mönüsünde klasik yemekler aynı olmakla beraber küçük değişiklikler de var. Bu değişikliklerin başında restoranın yan bölümüne kurulan taş fırın ve pizzalar geliyor. Pizza Ciprianilerin mönüsüne ilk kez on yıl kadar önce Sardunya’da girmiş. Çok ince hamurlu çıtır pizzalar gerçekten çok lezzetli. Eğer pizza seviyorsanız denemeğe değer.