Tavuktan medet ummak

Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Sahnede tekerlekli sandalyede bir kız , bir tavuk, bir balık ve bir kaplumbağa…Önce harfler geliyor, b, d, k, s… 15 dakika kadar çeşitli harfleri saydıktan sonra hecelere başlıyor kız, ba, de, ku, sa…Bir 15 dakika da böyle geçiyor. Sözcüklere gelinip sözcükler teker teker telaffuz edilip sonuçta öyküye varıldığında ve öykü tam olarak anlatıldığında da performans tamamlanmış oluyor.
Ba-Interdisciplinary Art Ensemble’ın performansı ‘Ev, Mercedes ve Anneler’ adıyla ve afişiyle ilginç ve özgün bir çalışma hissini veriyor, umut vaat ediyordu. Ferdi Çetin bir trafik kazası ve kazada ölen aile bireyleriyle ilgili kendi yazdığı bir öyküyü almış, dili parçalayıp moleküllerine ayırmış ve yönetmen Yusuf Demirkol’la neler olacağına bakmışlar. Dille oynamak avangard tiyatroda bir yenilik sayılmaz. Dada’dan başlayıp Beckett’e kadar herkes bu dil soyutlama olayına bir girmiştir, marifet bunu izlenir kılabilmekte. Fakat ilk 30 dakika sadece harflerin, sonra sadece hecelerin sayılması ve bunun sürekli tekrarlanması sonucu bir John Cage loop’una düştüğünü sanıp bileklerini kesecek noktaya geliyorsa seyirci ve biraz olsun ilginç bir şey izlemek adına sahnedeki canlı kaplumbağa, balık ve tavuktan medet umuyorsa (tavuk ve kaplumbağa bayağı zorlanıp cam kutularından çıkmak için oldukça çaba harcadılar) burada bir problem var demektir. Problem, dili parçalayıp soyutlama konseptinin fazla zorlanmış ve uzatılmış olması. Oysa öykü fena değil, performansı gerçekleştiren Burcu Halaçoğlu yetenekli ve sahne karizmasına sahip bir oyuncu, sahnede hoş bir görsellik de yakalanmış.
Sahne sanatlarıyla uğraşan genç insanlar yeni bir şeyler denediklerini sanmadan önce yola çıktıkları ya da kendilerini yakın buldukları akımların geleneğini, orada yapılmış ve hayatta kalmış işleri iyice bir inceleyip, irdeleyip yaratıcılıklarını bu bilgi üzerine inşa etseler çok daha başarılı yeni işlerle tanışmamız mümkün olacak.


    ETİKETLER:

    Aile

    ,

    Kız

    ,

    Trafik kazası

    ,

    genç