Teatralden çok sinemasal

Teatralden çok sinemasal
Teatralden çok sinemasal
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

The Club, yeni mekânı Mahzen’de İstanbul Projesi kapsamındaki dört oyundan ilk ikisini sahneliyor, ‘Turist’ ve ‘Domino’.
Oyunlar sinemayı da kullanıyor, ikisinde de öykünün bir kısmı mahzenin duvarlarına yansıtılan, İstanbul sokaklarında çekilmiş filmlerde geçiyor. Turist, filmle sahneyi daha iç içe kullananı. Uyuşturucu mafyasına kurban gitmemek için 24 saatte para bulmak zorunda olan Cem’in para bulma çabaları ve Cem’in çevresindeki insanlar üzerinden toplumun bir tablosunu çizmeyi deniyor. Oyunun akışı bozmadan ekranla oyun alanında gidip gelmesi güzel fikir ve iyi işliyor. Fakat ‘Turist’in derdi çok fazla farklı hikâye anlatmaya çalışırken dağılması, odakta olması gereken Cem’in para bulma derdini seyirciye unutturması ve sahne üzerinde geçen bölümlerin skece kayma zaafları. Mekân da çok daha yaratıcı bir biçimde kullanılabilirdi.
‘Domino’nun özünde Tarlabaşı’nın dönüşüm projesi var. Bu dönüşümden rant sağlama amacı güden büyüklü küçüklü mafyanın ve onların etraflarına topladıkları mahalle insanlarının hikâyesi. Bu oyunda da kişisel dramlara daha çok odaklanılması asıl meselenin kentsel dönüşüm olduğunu unutturuyor ama ‘Domino’ öykünün işlenmesi, diyaloglar ve sokak dili, oyunculuklar, mekân kullanımı ve izlenirlik açısından iki oyundan daha başarılı olanı. Sokak mafyasının “ufak” işlerini yapan çocuk Boncuk rolündeki genç oyuncu Yağız Konyalı doğal oyunculuğuyla özellikle dikkat çekiyor.
‘Turist’ ve ‘Domino’ teatralden çok sinemasal ve ekransal öykü anlatımının hâkim olduğu işler. Yazar Cihan Sağlam da asıl ilgi alanının sinema olduğunu söylüyor ve kaleminin o yöne daha yatkın olduğu iki oyunda da kendini gösteriyor. İki oyundan ‘Domino’ oyun/film/dizi arasında bir yerde durmakla beraber kendini iyi izlettiren bir iş olmuş.