Teori de sahneye adımını atınca

Teori de sahneye adımını atınca
Teori de sahneye adımını atınca
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

“Her şey yıkılıp yok olurken burada durup izlemeyeceğim. Buldozerler geçerken, vinçler inip çıkarken. Kaybolurken. Birileri özlerken, birileri kaydetmeye çalışırken burada olmak istemiyorum. Yaşamı ve anları koza içinde saklamak kadar aptalca bir fikir var mı? Sokağın değişmesinde, köşedeki bakkalın gitmesinde, asfaltın bozulmasında üzülecek şeyler bulmak istemiyorum.”
Erkek dolaptaki her şeyi giyip çıkarıyor. Kadın soul ve caz şairi Gil Scott’un “Devrim”ini söylüyor mikrofona; “Reklam arasında biraya koşamayacaksın/ Çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak”. İşin içinde siyatik sinirinin yaptığı “bası”, güneye yerleşmiş bir arkadaşı öldürüp buzdolabına tıkma fantezileri, çocukken çıkılan tatil yolculuklarının sefilliği, iki klozet, iki şezlong, bir sosyal ağdan sürekli çeşitli “cause”lara katılan Ultimo ve zombiler de var. Biriken’in (Okan Urun/Melis Tezkan) yeni işi ‘Re:Fw: Die in Good Company/İlt:Ynt:Beraberce Ölmek’ internete verdikleri bir ilana cevap bekleyen iki karakter etrafında şekillenen, kentsel dönüşüm, intihar hayalleri, geçmişe duyulan nefretle karışık özlem, devrim ihtimalsizliği, günlük ve sıradan olanla ütopik olanın arasındaki ilişki, popüler kültürle siyaset gibi çeşitli modern zamanlar dertleri üzerine düşünen bir oyun.
Çok iyi bir metin ve oyunculuklar (Gökçe Yiğitel-Okan Urun) sahnedeki aksiyonla metnin örtüşmemesinin yarattığı tuhaflıkla birleşince yaratıcı, komik, özgün ve zekice bir iş çıkmış ortaya. Metnin kendi derdinin dışında sahne/oyuncu/tekst/mekân ilişkisi üzerine düşünmesi, yani sahne sanatları teorilerinden bazılarını sahne üzerinde denemesiyle de farklı bir çalışma Biriken’in ‘Re: Fw:’dı. Bu sezon izlediğim, hakkında yazması en zor işlerden. En iyisi izlemeli.