This is a flower!

Sevgiliniz, hastanız, anneniz vs. için çiçek almak üzere bir sokak çiçekçisinin önünde duruyorsunuz.
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Sevgiliniz, hastanız, anneniz vs. için çiçek almak üzere bir sokak çiçekçisinin önünde duruyorsunuz. Ve gözünüze güzel görünen demetlerin fiyatını soruyorsunuz. Esmer tenli çiçekçi, "Şu, şu kadar" derken ansızın kusursuz bir Amerikan İngilizcesiyle "And we have discounts" (İndirimimiz var) gibisinden bir cümle patlatıveriyor. LeMan'ın dumur köşesinde yayımlanabilecek bu olay, Caddebostan Plajyolu'nda gerçekleşiyor.
13 senedir bu sokakta çiçek satan Metin Değirmenci, her gün onlarcasına
rastladığınız çiçekçilerden biraz daha farklı: İki dil biliyor! Hem de öyle çat pat, 'yes-no' İngilizcesi değil. 54 yaşında, beş çocuk ve altı torun sahibi olan (biri de yolda) Değirmenci'nin sırrı, 10 seneden fazla bir süre Almanya'da kalmış olması. Sahibi olduğu kahveyi kapatıp avizeci dükkânı açan, iflas eden, İngilizcesi olduğu için Sirkeci'deki Otel Bahama'da çalışan Değirmenci, sonunda çiçekçilikte karar kılmış. "Benim hanımın mesleği çiçekçilik zaten," diyor.
İnsanı şaşırtan, bu İngilizceyi, Almanya'da
Amerikalıların yanında çalışırken öğrenmiş.
"Dictionary... Şey, sözlüklerden çok öğrendim. Turistik otelde çalışırken de çok öğrendim," diyen Değirmenci'nin İngilizcesi
Almancasından daha iyi. "Bir Alman'a yardımcı olabilecek kadar Almanca biliyorum," diyor. İngilizce, Değirmenci'nin hayatının o kadar içinde ki, soyadını söylerken 'Miller' diye eklemeyi de ihmal etmiyor. Müşterileri arasında yabancılar da
var. Hatta, "Almanlar, Almanlara
'Çiçeklerinizi Metin'den alın,' diyor;
İngilizler de İngilizlere..."
Tekrar yurtdışına gitme arzusu yok. İki
oğlu Almanya'da yaşıyor ama o "Yaş 55 olduktan sonra, Almanya'ya gidip çocukları rahatsız etmek istemem," diyor.
Değirmenci, her gün Gültepe'den Caddebostan'a
geliyor. Baba tarafı Selanikli, o ise doğma büyüme İstanbullu. "Babam anlatırdı, 'Oğlum ben 60 sene önce burada (Caddebostan) çobanlık yapıyordum,' diye."
İşiyle ilgili olarak "Her zaman cebimde para var," diyor ve ekliyor: "Derler ya, 'Limon al, limon sat, ticaret yap.' Ticaret iyi bir şey."
Bütün mahalle Değirmenci'yi tanıyor. Esnafla "süper" geçiniyor. "Beni herkes
sever burada. Ufak bir sorunum olsa, gelir bana yardımcı olurlar," sözlerini kanıtlarcasına gelen geçen Değirmenci'ye laf atıyor: "Metin, meşhur oldun."