Tiyatrocu Merve Engin'den Yılmaz Özdil'e yanıt var!

Tiyatrocu Merve Engin'den Yılmaz Özdil'e yanıt var!
Tiyatrocu Merve Engin'den Yılmaz Özdil'e yanıt var!

Merve Engin

Bağımsız tiyatro yapan oyuncu Merve Engin, Yılmaz Özdil'in bugün Hürriyet'te yayımlanan 'Nejat Uygur' başlıklı yazısına cevaben yazdı...

Başıma ne gelecekse gelsin, Yılmaz Özdil’in köşe yazısına cevabımdır.
Çevresinde 'Gazeteci arkadaşları tarafından bir yerlere getirildi' cümleleri kurulan biri olarak yazıyorum. (Nereye geldiysem artık!)
Aynı zamanda efsaneleşmiş, 'Sevgilisi bile oyununa bilet alır onun abi' insanı olarak.
Çünkü bilirim ki bağımsız tiyatroda biz oyuncular birbirimize gün yapıyor gibiyiz. Hani büyükler yapar, ellerine yılda bir sefer toplu para geçsin diye. İşte öyle, ele geçen parayla yeni oyun yapılır, sonra diğer oyunlara giderek para biriktirilir. Bunu davetiyeye döktüğümüzde elde para kalmaz.
Peki gazetecilere davetiye nasıl verilir? Ben bugüne kadar, kendini zorla davet ettiren bir gazeteci görmedim. Kendilerini davet edebilmek için PR şirketimin attığı taklalara çok şahit oldum. Keza hemen her tiyatronun, basın galası yaptığını biliyorum, hemen hepimizin, hemen hepimize yetişemeyecek kadar az sayıda olan kültür sanat ekiplerine ulaşma çabasını da.
Karşılığında, bence siz de ben de biliyoruz ki, hiç bir gazete, çalışanına, 'Tüm oyunlara gitmen için al sana bütçe' demiyor.
Oyuncunun reklama, gazetecinin habere ihtiyacı olduğu noktada, zamanında kurulmuş sistemi esgeçmeden, bugünün gazetecilerine çocukluklarında birileri onlara avantafor demedi diye bu üstten bakmak da neyin nesi?
Yazınızı fazlasıyla eksik bulduğumu belirtmek isterim. Hayatımızda hangimiz avantafor’luğu komple reddettiğimizi söyleyebilir.
Eminim usta o davetiyelere 'avantafor’u sadece gazetecilere değil, başka meslek erbablarına da yazmıştır. Bir fuardan bahsediyorsunuz misal. Fuar davetiyeleri arasından seçmişsiniz. Yani maaile gidilebilsin diye fuar davetiyeleri. Oyun bütçesi nereden ödendi, bilet satışıyla mı ordalardı ayrıntılarına bakmadan. Usta bu ayrıntıları atlamamıştır eminim.
Şimdi bu yazınızda, kalem oynatsınlar diye davetiye gönderen kumpanyaları da bu davetlere icabet eden gazetecileri de töhmet altında bırakmışsınız, kendinizi aklayarak üstelik.
Devlet-ı ali biz birbirimize düşelim diye bunca nifak tohumları saçarken, çok okunan bir yazar olarak doğrusu sevmedim bu tavrınızı.
Usta demiş ki "Birileri var, bedava geçinmenin yolunu bulmuşlar." Siz bir sarı basın kartına indirgemişsiniz mevzuyu.
Avantaforluk sadece bir gösteriye ücretsiz girmekten ibaretse namusundan geçilmeyen bir toplumda yaşıyoruz demektir.

Gezi olaylarına birebir destek verildiğini takip edebildikleri tiyatrolara ödenek vermeyen bir ülkede yaşıyoruz. (Ah devletlim, ödenek verdikleriniz de vermedikleriniz kadar anarşist, tiyatro bunu gerektir ama olsun, bunu farketmemeniz bizim işimize gelir.) Sizse tam olarak oyuncunun ücret ödemeden reklam yapma olasılığı olan bağlantıya bıçak vuruyorsunuz. Bir oyunuma davet etmek isterim, ama rica ederim, ne gördüyseniz uslubunuzca yazın; yazmaya değer buluyorsanız. Sizin yordamınızla birileri beni tanısın, tiyatroya bir kişi daha fazladan gelsin. merak etmeyin, biz kendi aramızda seyircilerimizi birbirimize gönderme derdine fazlasıyla düşüyoruz zaten. Hürmetle...