@ubuget

Tolga Akyıldız: Rock patladı diyorduk ama elimizde patladı

Tolga Akyıldız: Rock patladı diyorduk ama elimizde patladı
Tolga Akyıldız: Rock patladı diyorduk ama elimizde patladı
Müzik yazarı ve Müzikmentor şirketi kurucusu Tolga Akyıldız'la, konser bilet fiyatlarını, İstanbul'un eğlence hayatını ve müziğimizin şifrelerini konuştuk, zihin açıcı yanıtlar aldık. Biz 'rock müzik patladı' derken, o bu konuda biraz farklı düşünüyor!
Haber: ÜMİT BUGET - umit.buget@radikal.com.tr / Arşivi

Tarkan’la Sezen Aksu’ya aldıkları bu bilet fiyatları helal mi? Türk müziği ne durumda. Beyoğlu’ndaki masa-sandalye mevzu, eğlence hayatında Kadıköy, Beyoğlu’nu yenebilir mi? Hepsini konuştuk! Tolga Akyıldız’dan iddialı ve zihin acıcı yanıtlar aldık. ‘Neden yen bir Tarkan çıkmıyor?’ meselesini de açığa kavuşturmayı da ihmal etmedik. ‘Rock müzik patladı mı, yoksa elimizde mi patladı?’ Akyıldız’ın bu konuda da ilginç yorumları var.

Müzik yazarı ve Müzikmentor şirketi kurucusu Tolga Akyıldız’la yaptığımız İstanbul ve müzik dolu o röportaj.
 
Yaz konserlerinde Tarkan ve Sezen Aksu bilet fiyatları hatırı sayılır düzeyde. Siz nasıl buluyorsunuz bu fiyatları normal mi?
Bu soruya iki açıdan cevap vermek isterim. Sezen Aksu ve Tarkan’ın; Türkiye ’nin yetiştirdiği uluslararası düzeyde iki sanatçı olduklarını düşünecek olursak, normal. Öte yandan Türkiye’deki alım gücü düşünüldüğünde ilk bakışta pahalı algılanabilir. Ancak bu konserlerin 4000 kişilik Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşeceğini de unutmamak gerekli. Tarkan ve Sezen Aksu’nun konser kaşeleri yüksek. Ayrıca uzun aralarla verdikleri bu konserler için ciddi prodüksiyon maliyetlerinin altına giriyorlar. Sponsorun varlığı, bu sayıda seyirci için konser verildiğinde, yetmiyor. Çünkü organizatör de kar etmek istiyor haliyle.

Artık şarkıcıların albüm satmaması bu performansların fiyatını artırıyor olabilir mi?
Hiç kimse fiziksel albümlerin satmadığı bir ortamda seyircinin gelmeyeceğini bile bile konser bilet fiyatlarını yüksek tutamaz. Seyirci o parayı veriyor ki, bilet fiyatları bu düzeyde. Ben bu duruma üzülenler tarafında değilim. Türkiye’de tutarlı bir kültür politikası olmaması, müzik sektörünün dönüşüme ayak uydurmakta zorlanması, dijital telif gelirlerinin paylaşımı ile ilgili sıkıntılar derken sanatçılar aç kalma noktasına geldi. İşin ekonomik boyutunun ne kadar küçüldüğünün farkındasınız sanıyorum. Bugün Türkiye’de albüm satışı bitmiştir. Dijitalden sanatçıya düşen pay gülünçtür ve müzisyenin ana gelir alanı konserlerdir. Açıkhava Tiyatrosu Konserleri özel konserlerdir, beklenen konserlerdir. Tarkan ve Sezen Aksu özel sanatçılardır. Bu açıdan bakmak gerekli… O mekânda halk konseri yapamazsınız. 

Yurtdışından gelen sanatçıların bilet fiyatlarının daha uygun olması. Lady Gaga 21 TIR'la geliyor, Tarkan evden çıkıp geliyor ama… Sapla samanı karıştırmamak lazım. Lady Gaga istese daha da ucuz bilet satar. Çünkü büyük bir turnenin tek bir ayağının maliyetinden söz ediyoruz orada. O 21 tır sadece bizim için gelmiyor. Lady Gaga’nın 1 yılda konser yaparak kazandığı parayı ve Tarkan’ın 1 yılda kaç konser yapabildiğini de düşünün. Ki; bu adam Türkiye’nin tartışmasız en önemli erkek pop yorumcusu hatta şarkı yazarı… Neden Açıkhava Tiyatrosu Konseri ile kıyaslıyoruz bilet fiyatlarını ayrıca? Lady Gaga’nın konser vereceği İTÜ Stadyumu’nda bir konser verdi Tarkan bu yıl 13 Mayıs’ta. Saha içi öğrenci bileti 60 lira bile değildi. Lady Gaga’ya bakalım; 150 TL. Bence haksızlık ediyoruz kendi sanatçılarımıza…

Farkı sahne atraksiyonları ve konsept konserler de göremiyoruz pek…
Konsept konserler yapılıyor. Örneğin senfonik orkestra destekleri, düetler, saygı konserleri konsept değil mi? Ben Türkiye’de müzik endüstrisinin içinde bulunduğu durumu hesaba katınca konseptler iyi ve düşük maliyetli fikirler etrafında gelişsin; para harcanacaksa işin teknik boyutuna harcansın diye düşünenlerdenim. Konser verip iyi bir ses çıkartamıyorsan, prodüksiyonun zayıfsa, sahne show’un yetersizse konseptin bir önemi kalmıyor zaten. Hele bir de playback yapıyorsan; kimse fark etmez sanarak bilgisayar desteğini abartıyorsan; orada sorgulanması gereken durum başka: ‘Sen önce adam gibi konser ver, bırak konsepti falan…’ demezler mi adama…

Türk müziğinin durumunu nasıl buluyorsunuz, yeni, iyi Türkçe şarkı deyince aklınıza bir şey geliyor mu mesela?
Benim ‘İyi Türkçe şarkı’ denince çok şarkı geliyor aklıma. İyi şarkının yeni ya da popüler olmasıyla, tüketiciye hangi formatta sunulduğuyla, hatta endüstriyel anlamda doğru sunulup sunulmadığıyla ilgisi yoktur. İyi şarkı, iyi şarkıdır. Öte yandan bir şarkıyı ‘iyi’ olarak değerlendirmek için içinde bulunduğu evreni de göz önüne almanız gerekir. Kendi türünün iyi örneği, ciddiye alınacak örneği, daha samimi örneği olan şarkı başkadır; tüm bu değişkenlerden bağımsız olarak ‘iyi’ olan şarkı başkadır. Biz; bu ülkenin iyi müzisyenlerini müzik dışı işler yapmak zorunda bırakıyor; en iyi ihtimalle torna tezgâhının başına oturtup birbirinin aynı şarkılar, düzenlemeler yapmaya mecbur ediyorsak iyi ‘pop’ şarkıları da beklemeyelim kimseden. Bir ülkede kültür çıtasının hangi düzeyde tutulmak istediğini anlamak için orada neyin ‘popüler’ olduğuna bakmanız yeterlidir sahiden.

Verilen konserlere ve sahne performanslarına bakarak eğlence ve müzik kültürümüz ne durumda sizce?
Bu toprakların, özellikle Anadolu’nun müzikal geleneğini ve zenginliğini düşündüğümüzde kültürel anlamda sorun yok. Sorunumuz zihniyet ve endüstrileşememe sorunu. Elimizdekinin, kalbimizdekinin, genimizdekinin kıymetini bilmiyoruz. Hem devlet, hem tüketici düzeyinde… Sadece müzikle ilgili de değil, bu toprakların sanat kökleri çok derinlerdedir. Onca kültürün yüzyıllar boyunca birbirini sarıp sarmalamasıyla var olmuştur.

Beyoğlu eğlence hayatında bir gerileme olduğunu kabul eder misiniz? Kadıköy Beyoğlu’nu yenebilir mi mesela orta vadede?
Bir dünya başkenti düşünün; kimi ilçelerinde mekânlar sokağa masa, sandalye koyabiliyorlar, kiminde koyamıyorlar. Kiminde içki ruhsatı alabiliyorlar, kiminde alamıyorlar. Kiminde sigara yasağı çok sıkı uygulanıyor, kiminde her gün deliniyor. Oradaki eğlence sektörünün ayaklarını yere sağlam basması düşünülebilir mi; güvenli ve tutarlı olması beklenebilir mi? Beyoğlu’nun çehresi sistemli olarak değiştiriliyor. Kadıköy’ün de durumu pek parlak değil. Mesele de Kadıköy, Beyoğlu’nu mu dövmüş; Nişantaşı Etiler’e posta mı koymuş meselesi değil. İstanbul bu muameleyi hak etmiyor. Eğlence hayatı, yeme içme bu kentin kültürünün önemli birer parçası. Kimsenin ne bu kente ne de bu kentin kültürünü oluşturan unsurlara bu denli keyfi yaklaşmaya hakkı var. Kanunsa kanun, güvenlikse güvenlik, dünya standartlarıysa dünya standartları; hepsine tamam… Hep birlikte çalışalım. Ama önce samimiyet, uzmanlık ve İstanbul aşkı… Ben bunları göremiyorum. A partisi, B partisi meselesi de değil yani.

Konser bilet gelirleri kimler arasında dağılıyor?
Bilet fiyatlarının yüksek olmasıyla ilgili olarak Belediye’nin aldığı Eğlence Vergisi’nin oransal katkısını unutmayalım. Tüm vergi ve izinlerle ilgili bedeller ve tüm prodüksiyon masraflarından sonra bilet geliri; sanatçı ve ekibi; organizatör ve/veya mekan sahibi arasında sözleşme doğrultusunda pay edilir en basit anlatımıyla. İşin içine sponsor girdiğinde farklı bir matematik çalışır. Sponsor; aracılar üzerinden etkinliğin organizatörü konumunda ya da maliyeti karşılamak üzere destekçi olabilir. Bilet fiyatının belirlenmesi ise tüm bu gider/gelir kalemlerinden kısmen bağımsız olarak ‘sanatçı’ ya da etkinliğin boyutuna ve mekânına göre değişebilir.

Rock müzikte bir atılımda olmamıza rağmen Duman –Şebnem Ferah haricinde hemen kimseyi bu büyük konserlerde göremiyoruz, bu neden kaynaklanıyor olabilir?
Rock müziğin atılım içinde olduğu bilgisi doğru değil. O dönem kapandı. Rock patladı diyorduk ama elimizde patladı aslında. Bunun müsebbibi rock müzik ya da rock’a gönül vermiş müzisyenler ve dinleyiciler değil; rock’tan hatta müzikten bihaber kimi prodüktörlerin, şirketlerin Türkçe rock’ın da içini boşaltmış olması. Neye rock dediğimize ya da rock müzisyenlerinin yaşamak için nasıl bir müzik yapmak zorunda bırakıldıklarına bakarsanız ne demek istediğimi daha net anlarsınız. Bir sorum daha var: Duman ve Şebnem Ferah’ı hangi büyük konserlerde görüyorsunuz acaba? Söyledikleriniz ya büyük festival organizasyonlarıdır ya da sponsor turneleridir. Ne acı ki Duman, Şebnem Ferah gibi birçok önemli müzisyen dahi inandıkları müziği yaptıkları durumda bilet gelirine güvenen ‘büyük’ turnelere çıkamıyorlar. Başka bir açıklamaya gerek var mı? 

Popstarlarımızın yaş ortalaması gittikçe yükseliyor? Yeni bir Tarkan neden çıkmıyor? Popstarlarımızın yaş ortalaması yükselmiyor, kendileri yaşlanıyorlar. Sorunun ikinci kısmına gelince; Tarkan; ortaya çıktığı doksanlı yılların koşullarında da farklı ve özel biriydi. Bunu kısa sürede gösterdi. Kulvar açtı. Daha sonra çıkanların çoğunluğuna baktığımızda ‘Yeni bir Tarkan’dan ziyade ‘Yeni bir Tarkan hayranı’ olduklarını görürüz. O kulvarın bir taklit kulvarı olmadığını fark edip feyiz alanlar, kendi tarzını bulanlar ayakta kalmıştır. Ama yetti mi? Yetmez. Eğer 90’larda ekonomik olarak büyürken, ‘iş’in, endüstriyel zemini de oluşsaydı bu böyle olmazdı. Onun yerine ‘patron’ olan müzik şirketleri dijital gelirlerin aslan payını kendilerine almayı, bunu meslek örgütleri üzerinden hukuki kılıfına uydurmayı tercih ettiler. Geldiğimiz noktada Tarkan gibi bir star çıkamaz. Hem yıldızlar 90’lardaki kadar uzak değil, herkes ulaşılabilir artık; hem de hiçbir prodüktörün bir Tarkan yaratacak ekonomik gücü ve cesareti yok, olamaz bu koşullarda. Sanatçılar bu açmazın sıkıntısı içinde, patronlarsa sadece günü kurtarıyor. Müzik yapanlar öyle ya da böyle ayakta kalacak, çünkü müzik hep var olacak. Ama müzik şirketlerinin büyük çoğunluğu 5 sene sonra yok olacaklar. Bir Tarkan daha? Elbet bir gün çıkacak. Ama biz ona ‘Yeni Tarkan’ demeyeceğiz. Öyle diyorsak emin olun o ‘yeni’ değildir.

Kadın şarkıcılarda durum vaziyet nasıl sizce?
İşe endüstri ekseninden baktığımızda kadın, erkek çok fark etmiyor aslında. Sıkıntılar aynı. Ama sanatsal taraftan baktığımda ben kadınların daha şanslı olduklarını düşünüyorum. Çünkü kadınlar genetik ‘yaratıcı’lıklarını sanatsal alana daha samimi biçimde yansıtabiliyorlar. Gelenek aksini söylese de ozanlığa daha yatkın, daha mücadeleci, daha oldukları gibi buluyorum kadınları. Bu anlamda önlerine çıkan engellere yine sanatsal taraftan bakacaklar ve bu sıkıntıları üretkenliğe dönüştürecek onlardır. Ağlamazlar, şarkı yaparlar. Şarkıda da ağlamazlar üstelik; harbi harbi acılarını çekerler şarkılarında.

Siz kimi Türkiye’de konser verirken görmek istersiniz?
Ben Avrupa’da turne yapan herkesin Türkiye’ye uğramasını isterim. Türkiye’deki organizatörlerin dünyada daha fazla güven uyandırmasını isterim. Bu güveni sarsan firma ve kişilerin sistemce dışlanmasını hayal ederim. Müzik endüstrisinin gelişmesini, gelirin hakça paylaşımının sistematize olmasını ve hukuki zemine oturmasını ve özetle Türkiye’nin vazgeçilmez bir konser durağı olmasını isterim. Gerisi gelir. Herkes gelir.

Şu zamana kadar gördüğünüz en iyi sahne performansı kime ait bu topraklarda? Çok iyi sahne performansları gördüm gerçekten. İyi performanslar arasından benim gönlüme çizik atanları saymaya kalksam bile ayrı röportaj konusu. Benim için çok boyutlu olarak unutulmaz konserler derseniz; Açıkhava Tiyatrosu’nda izlediğim Santana, Miles Davis, Jan Garbarek, Pat Metheny, Bob Dylan konserleri; Rolling Stones’un tek konseri, Metallica’nın The Cult’la birlikte verdiği ilk Türkiye konseri; Massive Attack, Prodigy, Morrisey, Leonard Cohen, Roger Waters konserleri derim ama; kaç konser saysam bir eksik gibi geliyor…

İstanbul’da konser ve performans mekanları yeterli mi? Sizin favorileriniz hangileri?
Artık efektif bir büyük stadyum konseri yapmak mümkün değil. Bilgi Üniversitesi Silahtarağa Kampüsü ve Parkorman potadan çıktı bana göre. İTÜ Stadyumu ve Küçükçiftlik Park olmasa orta/büyük ölçekli konser yapacak alan/mekân yok aslında (normal zamanda atıl olan festival alanlarını dikkate almıyorum). Kapalı alanlara gelince; bu yıl açılan Black Box favorim oldu. Yine bu yıl açılacak Babylon Bomonti de özel bir performans mekânı. Benim ses açısından en çok keyif aldığım mekânsa Salon İKSV. Jolly Joker’i de yabana atmayalım. İstanbul’da konser ve performans mekanları yeterli mi? Nasıl yeterli olsun… Potansiyeli ve neyle yetindiğimizi düşünmeniz kâfi bu sorunun yanıtı için. Öte yandan kim, nasıl yatırım yapsın? Alkollü içecek firmalarının kültürel etkinlik sponsorluğuyla ilgili düzenlemenin vurduğu darbeyi de unutmayalım.