'Tomasz Stanko büyük bir öğretmen'

'Tomasz Stanko büyük bir öğretmen'
'Tomasz Stanko büyük bir öğretmen'
Avrupa çağdaş caz sahnesinin en iyileri arasında gösterilen Marcin Wasilewski Trio İstanbul'daki ilk konserini 22 Aralık akşamı Borusan Müzik Evi'nde veriyor. Wasilewski, gruba el veren soyut müzik dehası Tomasz Stanko için "O büyük bir öğretmen. Onun gibi bir dehayla çalışmak büyük bir ayrıcalık" diyor.

2008 çıkışlı “January” Avrupa cazı dendiğinde aklımıza gelen ilk albümlerden. Genç sayılabilecek bir yaşta bu kadar büyük bir başarı yakalaması tesadüf olamaz, değil mi?
Evimizde caz hep vardı. Babamın ve amcamın plaklarıyla dinlemeye başladığım cazı canlı olarak ilk dinleyişim ise 14 yaşındayken The Jazz Gymboree Festival’da oldu. Michael Brecker genç Joey Calderazzo, Adam Nussbaum ve Jay Anderson sahnede beni ve binlerce seyirciyi büyülemişlerdi. O gün bu işi yapacağımı anladım.

Tomasz Stanko ile 2001-2005 yılları arasında üç albüm kaydettiniz. Ama tanışmanız çok daha eskiye dayanıyor. Kişisel olarak size ve gruba nasıl bir etkisi oldu Stanko’nun?
Tomasz Stanko için ikinci babam diyorum. Müzikal anlamda müthiş bir mentor, büyük bir öğretmen. Bunu dememin sebebi onunla tanıştığımızda henüz 18’lerimizde olmamız. Müzikal anlamda bizi çok etkilemiş bir isim Tomasz Stanko. Onun gibi deneyimli bir müzisyenle çalışmak bizim için büyük bir sınavdı. Serbest doğaçlamayı ondan öğrendik. Onun gibi doğaçlama soyut müzik dehasıyla çalışmak bizim için büyük bir ayrıcalıktı.

“Playground” ve “Neighbourhood” albümlerinde beraber çalıştığınız Manu Katché ile farklı müzik tatlarına sahipsiniz. Etkileşiminiz nasıldı?
Manu Katché sıra dışı bir davulcu. Onun müziğe yaklaşımı bizden biraz daha farklı. Onun Fransız-Afrikalı köklerini davulunun ritminde ve çalış tekniğinde birebir hissedebilirsiniz.
Ben ve basçımız Slavomir Kurkiewicz Polonyalı, Triben Matthias Eick ise Norveçli. Birlikteyken yakaladığımız cazımsı, rock müziğimsi, funky ve hatta biraz romantik sound’ın nedeni de bu beynelmilel grup yapısıydı sanıyorum. Manu Katché ile çalışmak büyük bir keyifti.

Sahnede doğaçlama konusunda sınırlarınız var mı? Yoksa sadece içinizden geldiği gibi mi yapıyorsunuz?
Enstrüman, mekanın fiziksel sınırları veya beklenmedik engeller dışında doğaçlamada sınır olmadığına inanıyorum.

Beste yaparken ve doğaçlama esnasında ilham kaynaklarınız neler?
Benim tek ilham kaynağım müzik. Doğaçlama ise sınırlarda gezinmek gibi. Eğer güvendiğiniz bir grubunuz ve yeterli deneyiminiz varsa kendinizi doğaçlamanın kollarına bırakabilirsiniz. Elbette önce önünüzdeki notaları çalmanız gerek.

Sizce doğaçlama öğrenilebilir bir şey mi?
Enstrüman çalan hemen herkes notaları okur ve kendince çalar, ancak doğaçlama kendi kendinize öğrenmeniz, en önemlisi hissetmeniz gereken bir şey.

Sahnede ve stüdyoda çalmak arasında nasıl bir fark var sizce?
Stüdyoda seyirciniz yok, aslında temel fark bu. Ama çoğu zaman orada kimlerin olduğundan çok kendi yaptığınız işe odaklanıyorsunuz ve sizin için önemli olan tek şey çalmak oluyor, nerede çaldığınızdan çok. Bir salonda 500 kişiye çaldığınız zaman enerji ve sinerji farklı oluyor tabi. İzleyiciyle bir bağlantı kurmak zorundasınız sahnedeyken. Sanırım şu an bunu 15 yıl öncekinden daha iyi yapıyorum.

Marcin Wasilewski Trio, 22 Aralık Cumartesi saat 21.30’da Borusan Müzik Evi’nde.


    ETİKETLER:

    caz

    ,

    Rock

    ,

    Müzik

    ,

    Avrupa

    ,

    Öğretmen

    ,

    zaman

    ,

    genç

    ,

    Enerji

    ,

    Aralık