'Topçu Kışlası'nı AKM'nin tepesine yapalım'

'Topçu Kışlası'nı AKM'nin tepesine yapalım'
'Topçu Kışlası'nı AKM'nin tepesine yapalım'
Tarih Vakfı öncülüğünde dün bir grup tarihçi, mimarlık tarihçisi, şehir plancısı, müzeci Topçu Kışlası'nı konuştu. Başlıktaki öneri Cemal Kafadar'dan...
Haber: PINAR ÖĞÜNÇ - pinar.ogunc@radikal.com.tr / Arşivi

Konuştuğumuz öyle mevzular ki içinde bilim varmış gibi. Ama aslında yok. Dün Tarih Vakfı’nın organizasyonuyla bir grup tarihçi, mimarlık tarihçisi, şehir plancı toplanıp süreçteki ‘bilimsizliğe’ dikkat çekti. Salonda ara ara gülüşmelerin yükselmesi bu yüzdendir. Tarihi ihya etmek nedir? Kültürel varlık nasıl yaşar, nasıl ölür? Başbakan’ın Topçu Kışlası’nı böyle yakıcı bir tutkuyla diriltmek isteyişini nasıl okumak gerekir?
Öncelikle Tarih Vakfı, bir sivil toplum kuruluşu olarak Topçu Kışlası’nın yeniden inşa edilirmiş gibi yapılmasına da, tepkileri yatıstırmak için ortaya kent müzesi fikri atılmasına da karşı. Ötesinde ilkesel bir itirazları da var; tarihin ideolojik bir mücadele aygıtı olarak kullanılmasını reddediyorlar.
50 yıllık tecrübesi tarihi çevre koruma olan Cevat Erder, ‘Toplantı bitse de Gezi’ye gitsek’ heyecanındaydı. Biber gazını da ziyadesiyle tatmış. Erder, Türkiye ’de restorasyon meselesinin hiç anlaşılmadïğı görüşünde. Yüzde 80’inin ekonomik gerekçelerle, gerisinin de ideolojik kaygılarla yapıldığını söylüyor. “Bizde kültürel miras, mirasyedilik üzerinden anlaşılıyor. Oysa ki kültürel varlıklar canlıdır. Canlılar gibi yaşarlar” diyor.
Mimar ve mimarlık tarihçisi Uğur Tanyeli ise dünya tarihinde ilk kez mimarlık aracılığıyla bir halk isyanına neden olduğu için “Neredeyse sorumluları kutlayacağım” diyerek başladı. Tartışılmayacak kadar saçma bulduğundan, Topçu Kışlası’nın neden yeniden yapılmaması gerektiğine dair konuşmayacağını söyledi hatta: “Bu işin ideolojik bir karar olduğunu söylemek bile iltifattır. İdeolojide bir idea, bir fikir vardır. Burada fikrin z’si bile yok.” Tanyeli, normalde İslami hassasiyetleri olanların bu tarz oryantalist yapılardan hazzetmediğini, bu anlamıyla inadın ayrıca anlaşılmaz ve çelişkili olduğunu söyledi.
Yine mimarlık tarihçisi olan Günkut Akın’ın öncelikli dikkat çektiği nokta, park ve çevresinin zamanında bir modernleşme projesi olarak erken Cumhuriyet’in elitleri için düzenlendiğiydi. Bu hamleyi de bir anlamda devamı görüyor, var olan mimariye erken Cumhuriyet’in hoyratça yaklaşımı arasında bağ kurmamızı sağlıyordu. Tayyip Erdoğan ’ın üç-beş yıl önce kurduğu şu cümleyi de hatırlattı: “Burayı bize park diye yutturdular.” Parkın son yıllarda özellikle bakımsız tutulmasını, mermerlerinin, tarihi kapısının yıkılmasına izin verilişini de böyle açıklıyordu.
‘Hem kışla hem de çirkin’
Akın gibi toplantıya bir video kayıtla katılan mimarlık tarihçisi Doğan Kuban da proje hakkında konuşmaya “Nerem doğru?” diye soran deve hikâyesiyle başladı. Gençliğinde kendini Avrupa ’da hissedermiş o parkta gezerken. En kafasına yatmayan yanıysa, böylesi bir iktidarın bir kışlayı canlandırmak için çabalaması. “Üstelik kışlaların da en çirkinlerinden biridir” dedi gülerek.
Topçu Kışlası üzerine çalışmışlığı olan tarihçi Ahmet Ersoy ise tarihe bir gün öncesinden daldı. Metroda giderken her durak anonsundan sonra alkışlayan ve istisnasız tüm duraklarda “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganları atan vagonlar dolusu insan... Ersoy kışlanın canlandırılmak istenen Şarkiyatçı temelinden yükselen sivil tahayyül sahnesini, bir tarihçi olarak hayranlıkla izlediğini söyledi.
Tarihçi Cemal Kafadar ise yolladığı bir metinle katıldı toplantıya. Bir kamu hazinesi sayılması gereken tarih ve tabiat değerlerini korumak için verilen sivil mücadeleyi haklı bulduğunu söylüyordu. Emek Sineması projesinde gündeme gelen, kendi ifadeleriyle ‘moving’ (tarihi sinemayı bir AVM’nin üst katına taşımak kastediliyor) yönteminden ilhamla bir önerisi de vardı: “Topçu Kışlası’nı AKM’nin tepesine yapalım. Gezi Parkı’nı daha da büyütelim!”
Şehir plancıları İclal Dinçer ve Murat Güvenç de salonda konuşanlar arasındaydı. Toplantıya planlama uzmanı İlhan Tekeli, tarihçi Ferdan Ergut, Skype bağlantısıyla, müzeci Tomur Atagök de yolladığı bildiriyle katıldı.
Sözler sonlandığında topluca Gezi Parkı’na gitmek üzere yola çıkıldı. “Tarih yalnızca geride kalmış ve gücü olanın istediği gibi kullanabileceği bir olaylar yığını değil, geçmişten gelip bugünü de içine alan bütünlüklü bir akıştır” diyen basın bildirilerini bir de orada okudular.