Toprağın altına batmamak için gülmek gerek

Toprağın altına batmamak için gülmek gerek
Toprağın altına batmamak için gülmek gerek
'Duyulur Dünyanın Şakası', oyunculuğuyla tanıdığımız Feride Çetin'in ilk öykü kitabı. Bu yeni macerasına Tanca'da tanıştığı bir taş ustası vesile olmuş. Feride Çetin, Hürriyet Cumartesi'ye konuştu...
Haber: İPEK İZCİ - iizci@hurriyet.com.tr / Arşivi

Macera merakınız sizi Afrika ’da Berberileri, Amerika ’da Kızılderilileri kovalamaya itmiş.Nasıl bir hayatınız var?
Hayatın içine dalmadan, dokunmadan tecrübe kazanmak zor olduğu için fırsat doğduğunda uzaktan izlemek yerine seyahatlerde bulundum. Afrika büyülü bir yer, yeryüzünde insana bu kadar ‘canlı’ hissettiren bir başka yer var mı acaba? O iç karmaşaya ve sefalete rağmen, doğayla yakalanan uyum çarpıcı. Amerika’da da eğitime ve kamera arkasında çalışmaya devam ettim.

Reji asistanlığı, gazetecilik, metin yazarlığı, editörlük ve oyunculuk yaptıktan sonra sizi kitap yazmaya iten neydi?
Kitaptaki öykülerde farklı farklı karakterler var, herhalde dalgalı bir ruh hali vardı yazarken. Tanca’da katıldığım bir sanat kolektifinde yazmak konusunda yüreklendirildim. Oradaki bir taş ustası, ruhumun ellerimden başka bir dil aradığını söylemişti. Komik ama bazen böyle tuhaf cümleler, yolu hatırlamamızı sağlayabiliyor. Zaten yaptığım diğer işler de hep birbirini etkiliyor, kesin çizgiler yok hayatımda.
‘Duyulur Dünyanın Şakası’ adlı öyküyü kitabın adı olarak seçmenizin sebebi nedir?
Mizahın bu dünyaya katlanmanın tek yolu olduğunu vurgulamak istedim ve bunu en hüzünlü en acıklı öyküyle, insanların masumları katlettiği bir köyün öyküsüyle anlatmayı seçtim. Köklerim Balkanlar’a dayanıyor ve çocukluğum, oradaki savaş, göç hikâyelerini dinleyerek geçti. Sıtkım sıyrıldı ve karşılaştığım her şeyde fantastik bir taraf bularak gülmenin hiç de fena bir şey olmadığını gördüm. Toprağın altına batmamak için gülmek gerek.

Kitaptan bir cümle: “Bu anın, hayatımda dönüşümün başladığı nokta olabileceğini hissediyorum.” Sizin böyle bir dönüşümünüz oldu mu?
Karakterlerin ortak noktası kendilerini dev aynasında görmeleri. Çevrelerinde neler olup bittiğinden çok kendileriyle ilgililer. Onlar için her an bir dönüm noktası. Bana gelince, insanın özünün sabit kaldığına inanmaya meyilliyim. Yedimde neysem 70’imde de o olacağım galiba.