'Travesti kelimesi baştan sorunlu'

'Travesti kelimesi baştan sorunlu'
'Travesti kelimesi baştan sorunlu'
LGBT, kadın ve insan hakları aktivisti trans Michelle Demisevich, Yeşil ve Sol Gelecek Partisi'nin kurucu üyelerinden biri. Michelle ile Türkiye'de bir trans olarak siyaset yapmayı konuştuk...
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Michelle Demisevich ile Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları ve Medya dersinde tanıştık. Konuk öğretmen olarak geldiği derste hem aktivistliğin hem de en temel hak olan yaşama ve barınma haklarından yoksun bir azınlığa mensup olmanın nasıl bir şey olduğunu anlattı öğrencilere... Yeni kurdukları Yeşil ve Sol Gelecek Partisi için çok heyecanlı olduğunu her fırsatta söyleyen Michelle ile LGBT mücadelesinden ülke meselelerine uzanan bir sohbet gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Uzun süre gazetecilik yaptım. Ardından gece mekânlarında yönetici asistanı olarak çalıştım. Son 10 yıldır da LGBT, kadın ve insan hakları konularında aktivistlik yapıyorum. Şimdi de Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nde kurucu üye ve parti meclisi üyesiyim. Bizim geleneksel aile yapısı yüzünden politik anlamda da yapabileceklerimiz sınırlı. Ama şimdi bu değişmeye başladı.

İsminizin Michelle Demisevich olmasının bir hikâyesi var mı?

Tabii ki Michelle ana rahmine düştüğümden beri sahip olduğum isim değil. Ana rahmine düştüğümde ismim de başkaydı cinsiyetim de. Erkek olmanın ‘muhteşem’ olduğu bir toplumda sen muhteşemliği reddediyor, kadın oluyorsun. Türkiye’de kadın olmak en aşağılık şey, bu şakalara kadar yansımış… “Kadın gibi yürüme, kadın gibi gülme…” Çocukken Beatles hayranıydım. Onların ‘Michelle’ diye bir şarkısı vardır, çok severdim. Paris’te yaşayan bir tiyatro sanatçısı arkadaşımın kumpanyası vardı. O da çok istedi ismimin Michelle olmasını. Soyadım ise ailemin henüz Türkiye’ye göç edip Türkçe bir soyadı almadan önceki soyadımız. Sosyal medyada “Sen nasıl Türksün, utanmıyor musun” gibi eleştriler geliyor. Türk ne demek? T.C. vatandaşı olunca Michelle olamıyor musun? Hrant olamıyor musun? Ben zaten erkek kimliğini reddetmişim. Kalkıp da kimlikteki Ahmet, Mehmet ismini kullanmak istemedim.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ne nasıl dahil oldunuz?

Yeşiller Partisi’ni çok seviyordum. Yeşiller özgürlükçü, herkese kucak açan, ekolojist bir partiydi. EDP’yi de takip ediyordum. Bu iki partinin birleşimi beni çok heyecanlandırdı ve görev almak istedim.

Türkiye’de ilk defa bir trans birey, bir siyasi partinin içerisinde aktif rol oynuyor sanırım…

Bu sürece iki kişi katıldık: Belgin Çelik ve ben. Belgin Abla da yıllarca LGBT aktivizmine hizmet etti. Bir kere orada hiç öteki gibi hissetmiyorum. Evim gibi. Bu partide herkesin temsil edilmesini, Ermeni’nin, transın, ateistin, Müslüman’ın herkesin yer alabilmesini istiyoruz. Meclis’te vekil olmak için Türk kökenli olmak gerekiyor. Kürt arkadaşlarımızın Meclis’te yaşadıkları ortada... Bu zihniyet Türkiye’deki sorunları çözmüyor.

Sizce Türkiye’nin en büyük sorunu nedir?

Bence ekonomi . Ekonominin çok iyi olduğu söyleniyor ama işsizlik oranlarına bakmak gerekiyor. Dış borca, iç borca bakıldığında durum ortada. Doğa ile alakalı hiçbir şey yapılmıyor. HES’ler yüzünden köyler, kültürler yok oluyor. Bu hükümetin kadına yönelik hiçbir hizmeti yok. Kadınlar hâlâ öldürülüyor. LGBT’ler hâlâ çalışma ve barınma sorunu yaşıyor. “Türkiye çok gelişti” denildiği zaman “Kadın cinayet oranlarına bakın” diyorum. Ben hâlâ işsizim, diğer arkadaşlarımın hâlâ evleri yok. Bir tarafı gelişip bir yanı öksüz kalıyorsa, buna gelişme diyemeyiz.

LGBT konusu dışında da görüşlerinizi merak ediyorum. Örneğin Kürt sorunu...

Kürt sorunu kullanımı bana sorunlu geliyor. Kürt neden bir sorun olsun? Kürtler yüzyıllardır bu coğrafyanın insanlarıdır. Osmanlı’dan beri var olan, Kurtuluş Savaşı döneminde işbirliği yapılmış bir toplumdur. Böyle bir grubun ötekileştirilip sorun haline getirilmesini çok vahim buluyorum. Eğer bir sorun varsa çözeceksiniz. Çözemiyorsanız çözüm önerilerini dinleyeceksiniz. Anadilde eğitimin önüne geçmekle, demokratik hakları engellemekle, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmakla çözülecek bir sorun olmadığı ortada. “Ölüm değil çözüm” demek gerekiyor.

Yeşil ve Sol Gelecek Partisi iktidar iddiası olan bir parti mi? Partiyi geniş kitlelere tanıtmayı düşünüyor musunuz?

Amacımız tek tek tüm evleri dolaşıp partiyi tanıtabilmek. Bunun yolu iyi örgütlenmeden geçiyor. Çok kısa sürede çeşitli illerde örgütlerimiz kuruldu. Kuruluş kongremiz yapıldı, şimdi birinci olağan kongremiz yapılacak. Bu kongreye kadar kurabildiğimiz kadar il örgütü kurmaya ve partimizi tanıtmaya çalışıyoruz. İktidar iddiamız var elbette. Meclis’e de girmek istiyorum. Türkiye’de sesini duyurmamış kişilerin sesi olmak istiyorum.

Daha önce başka bir partide siyaset yapayım dediğiniz oldu mu?

Bir ara CHP ’ye gidiyordum ancak siyasi partiler sizin orada olmanız bir lütufmuş gibi davranan insanlarla dolu. BDP Kadın Kolları bu noktada farklı bir profil çiziyor. BDP’yi Sebahat Tuncel sayesinde mercek altına aldım. BDP Kadın Kolları’nın sosyalist feminist bir bakış açısı olduğunu gördüm. BDP’li kadınlar “Kadın cinayetlerine karşıyız” diyorlar, “LGBT’lerin çalışma ve barınma hakkı vardır, ötekileştirilmemelidir” diyorlar. Birçok trans cinayeti eyleminde Sebahat Tuncel’i, Sırrı Süreyya Önder’i gördüm. Sebahat Tuncel, Avcılar Meis Sitesi olaylarının ardından Meclis’te gensoru verdi.

Meis Sitesi’ndeki olaylarda da bir sözcü kimliğine büründünüz, orada neler oldu?

Meis Sitesi, Avcılar’ın çok iyi bir yerinde. Birileri bu sitedeki evleri satın almak istediler, yıkıp başka bir yer yapmak için. Bizim kızlar satmak istemedi. Sonra Avcılar Kaymakamı soruşturma açmadan, gelen bir mail’i baz alarak bu evlerde fuhuş yapılıyor diye transların evlerini mühürledi. Bu kızların hepsi de orada mal sahibi. Üç ay sokakta kaldılar. Polis hiçbir araştırma ihtiyacı duymadan trans olunca direkt fuhuş yapıyorlar gibi düşünüyor. Tabii orada mağdur olan kızlar medyada çok görünür olmak istemedi, ben onların yerine konuştum ama ben de gazetelerde sanki orada oturuyormuşum ve fuhuş yapıyormuşum gibi gösterildim.

Medyaya tepkili olduğunuzu sık sık dile getiriyorsunuz…

Geçen pazar 19 yaşında bir trans birey Beylikdüzü’nde katledildi. Medyanın dili çok önemli. Yıllardır devlet eliyle bir ötekileştirme ve ayrımcılık tetiklendiği gibi medya da bunu destekliyor. O gazetelerdeki tüm haberlerde aynı ifadeler var. Örneğin ‘Travesti Muhammed’ diyorlar. Ölen kişinin ismi açıkça yazılırken katil zanlısının ismi saklanıyor. Bunlar bilinçli yapılıyor. Halka bilinçli olarak “Bakın travesti Muhammed öldü, travesti olmak günah, ölümü hak etti” demeye çalışılıyor. Bu travesti kelimesi de zaten sorunlu. Gazete seninle ilgili bir haber yapsa sürekli ‘Kadın Ece’ ifadesini kullanmaz öyle değil mi?

Türkiye’deki LGBT’ler cinayetler karşısında yeterli tepkiyi veriyor mu?

LGBT bireyler de farklı farklı insanlar. Ulusalcısı var, liberali var, milliyetçisi var. Ama yeri geldiğinde tek vücut olmayı biliyoruz. Ben diyorum ki bir trans öldürüldüğünde Türkiye’de kaç trans varsa hepsi cinayet yerine gitsin ve oturma eylemi yapsın.

Enver Aysever’in programında izledim sizi… Gergin görünüyordunuz.

Programda tansiyon yüksekti. Belki de bilinçli bir şekilde programının formatı oydu, bilemiyorum. Kulisimiz yoktu. Program öncesinde bana ‘Michelle Bey’ dediler, onun krizini yaşadık. Program başlamadan Enver Bey geldi ve “Anlatın bakalım şimdi siz niye geldiniz?” diye sordu. Avukatımla şaşırdık çünkü davet üzerine gitmiştik. Ben de espri yaptım, “Benim çok ünlü bir havuçlu kek tarifim var onun için geldim” dedim. Yayın öncesi gerginliğimiz yayına da yansıdı. Programın başında Meis Sitesi’ni anlatan bir buçuk dakikalık bir video yayımlandı. Bu video Meis Sitesi’ndeki olaylarla ilgili trans bireyleri yargılamış, cezasını vermişti. Ortada mağdurlar var, iddialar var. Ancak onlar taraflı bir video yayımladılar.

 

 

LGBT sanatçılar maskelerini çıkarsa... 

LGBT birey olduğunu bildiğimiz ama örgütlü olmayan ve kendini deşifre etmeyen pek çok sanatçı olduğunu biliyoruz…
Eşcinsel olduğunu bildiğimiz pek çok kişi var, asla bize destek olmuyorlar. Kariyerleri mi azalır bunu söylediklerinde, anlamıyorum. Meltem Cumbul Twitter’da ‘Susma haykır, translar vardır’ dedi diye işsiz mi kaldı? Daha mı az sevildi? Fulden Uras, Harun Tekin, Aylin Aslım gibi LGBT olmayan insanlar bize destek veriyor. Keza Nur Sürer, Lale Mansur, Melike Demirağ da bizimle her eyleme geliyor. Keşke LGBT olanlar yüzlerindeki maskeleri çıkarsalar. Ricky Martin bir örnek olsa ve yanımızda olsalar mücadeleye destek verseler.