Trend Nişantaşı civarında belirlendi

Nişantaşı, Teşvikiye, Maçka'daki kafe ve mağazalarda "Bu dergi sizin kopyanız. Lütfen alın, ücretsizdir,"...
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Nişantaşı, Teşvikiye, Maçka'daki kafe ve mağazalarda "Bu dergi sizin kopyanız. Lütfen alın, ücretsizdir," etiketli bir dergi gözünüze çarptı mı? Lokal olarak, ücretsiz dağıtılan Trendsetter, modadan müziğe, yemekten sinemaya kadar birçok alanda trendleri belirliyor. İlk sayısında "İçinde hakiki bir değer barındırmayan şeylerle zaman kaybetmeyin," diyen Trendsetter'ın Genel Yayın Yönetmeni Cem Kant anlattı.
Trendsetter dergisi nasıl ortaya çıktı?
Aslında bir kriz projesi bu. İnsanlar çok mutsuz ve ümitsizdi. Biz de "Ne yapabiliriz?" diye düşünürken Kasım 2001'de, bilgisayarda küçük notlar alarak başlattık bu projeyi. 2002 Şubat'ında üzerinde konuşmaya başladık. Mart gibi de basın kiti halini aldı. Projeyi PR şirketleri ve reklamverenlerle paylaştık. Buna inanan Nokia, Goldaş, Miller gibi firmalarla yol alabileceğimizi anladığımız andan itibaren, ki bu mayıs ayıdır, ilk sayımızı yayınladık.
Neden dağıtım noktanızı Nişantaşı ve çevresi olarak belirlediniz?
Çünkü dağıtım noktaları olarak mağaza ve kafeleri düşündük. Nişantaşı bir mağazalar cenneti. İnsanların gelip vakit geçirdiği, alışverişini yaparken başka birileriyle buluştuğu, mahalle gibi bir yer. Akmerkez'de insanlar sadece alışveriş yapıyor ve oradan mümkün olduğunca çabuk uzaklaşıyor. Bu yüzden Maçka, Nişantaşı, Teşvikiye olsun dedik. 130 noktada dergimiz var. Şubeleri olan mağazalardan talep geldi. Bulunduğumuz noktalar artacak.
Trendin daha çok Nişantaşı ve çevresinde anlaşılıyor olması, yayılmanızı ya da amacınıza ulaşmanızı engelleyebilir mi?
Biz Nişantaşı'nı lokasyon olarak aldık sadece, yoksa bu dergiyi Amerika'da yaşayan bir Türk de okuyabilir. Dağıtım noktamız Nişantaşı diye, Nişantaşı dergisi gibi duruyoruz, aslında değiliz. Ama evet, Zeytinburnu'ndaki insanlara göre daha çok ilgilenecekleri konular olduğu kesin. Çünkü markalardan, trendlerden bahsediyoruz.
İlk sayı kafanızda canlandırdığınız gibi oldu mu?
Bu sayıda nasıl bir yayıncılık yapmak istediğimizi göstermeye çalıştık. Beş-altı sayı sonra her şey yerine oturacak.
Uslu çocuklar
Trendsetter adı üstünde, trend belirleyici bir dergi. Bu dergiye ne girer, ne giremez?
Şu anda vitrinlere baktığımızda fırfırlar, danteller var. Ama biz biliyoruz ki, patchwork ya da çizgili ve geometrik desen olması lazımdı. Tabii insanların yeni satın aldıkları şey için out diyemiyoruz. Ülkenin gerçeğini unutmadan, çok da snob olmadan birlikte nasıl yürünebilir, onu bulmaya çalışıyoruz. Out demiyoruz da şimdiki zaman diyoruz. Asıl trendi de gelecek zamanda göstermeye çalışıyoruz. Böyle küçük, insanları üzmeyecek numaralar bulmak zorundayız.
Peki Türkler hazır mı böyle bir dergiye? Trendsetter bir rehber niteliği taşır mı?
Trendsetter olmak sadece o giysiyi giyip ortalıkta dolaşmak değil; dünyada binlerce şey oluyor. Aslında o kültür insanı trendsetter yapıyor. Kendisi bir şey yaratırsa trendsetter oluyor. Bizim esas "Ee geçen sayı çizgili demiştiniz, ben gardırobumu çizgililerle doldurdum," diyenlerle problemimiz olacak. Zaten onun trendi yakalama şansı asla yok.
Dergi, mizanpaj olarak da bağımsız...
Tipografide, fotoğraf kullanımında da trendler var. İnsanlar bu dergiyi okurken onları da görebilsinler. Trendi üzerinde göstersin istiyoruz. Logosunun, iç dağılımının hep aynı olması gerekmiyor. Şimdi biraz uslu çocuk olarak devam edeceğiz. Mahalleden çok dışlanmamamız gerekiyor.
Dergide gönüllüler çalışıyor değil mi?
Evet şu anda insanlara sadece çay, kahve ikram edebiliyoruz ama bunun böyle sürmesi söz konusu değil. Dört sayı falan izin istedik insanlardan.
Bundan sonraki sayıda neler yapmayı düşünüyorsunuz?
İkinci sayıda, "Çok çalışıp çıldırmayın. Bu kadar elektrik aldıysanız üzerinize, bunu boşaltacak yollar arayın," demeyi düşünüyoruz. Reiki, yoga, vs. ile ilgili bilgiler vereceğiz. Bununla ilgili öyküler de olacak. Ayrıca Decorum'la bir proje başlatıyoruz. Atık kağıt bu bölgede çok fazla. Toplanması için kampanya başlatacağız.