Trendi bilmeyen treni kaçırır!

Trendi bilmeyen treni kaçırır!
Trendi bilmeyen treni kaçırır!
Gezmelere doyamıyor ama beş parasızsanız Malezya'da gecesi 20 cent olan otele buyrun, paranız var da klasik lüks tanımı bıktırdıysa helikopterden atlamalı macera turuna... Çevreci 'yeşil paket'e baksın, etkinlikçi aktif rotaya... 2010'un seyahat trendleri karşınızda...

Cepten hallederiz
Aradığınız her şeyi cep telefonu sayesinde bulabiliyorsunuz da seyahat organizasyonunuzu neden oradan yapmayasınız? Uçuş saatleri, bilet fiyatları, uçuş kartı birkaç tuşa basınca tamamdır. Özellikle sık sık iş seyahatine çıkanlar birkaç yıl önce hayal bile edemeyecekleri kolaylıklara sahip artık. Seyahat endüstrisi cep telefonunun gücünü iyice anlamış, hatta branşlaşma başlamış. Dopplr, TripIt, WorldMate daha çok iş seyahati yapanlara; Amadeus, Concur, Rearden, Commerce, Sabre, Travelport TRX ise her türlü gezene 7 gün 24 saat hizmet veriyor. Giriyorsunuz bilgilerinizi; uçuşunuz, oteliniz, ulaşımınız hazırlanıyor. Üstelik isterseniz bu hizmet sağlayıcılarındaki hesabınızda seyahat hikâyelerinizi paylaşıp kendi çapınızda bir seyahat yazarı da olabiliyorsunuz. Tüm bunlar için elbette bir ‘smartphone’a ihtiyacınız var ancak araştırmalar seyahat edenlerin yüzde 80’ininde artık bunun zaten olduğunu söylüyor.

Kendine yakışan yere gitmeli
‘Allah’ım ben buraya neden geldim?’ Seyahatinizin ilk gecesinde kendinizi hıçkıra hıçkıra ağlayıp böyle derken buldunuz mu hiç? Eminiz, sık sık oluyordur bu. Seyahat artık sadece gezilmesi, görülmesi ‘gereken’ yerlere gitmek değil; insanın tarzına uygun, kendisini mutlu ve huzurlu hissedeceği yere gitmesi. Çünkü artık zaman az, kısıtlı zamandan en fazla verimi almak gerekiyor. Yanlış yere, yanlış zamanda gitmemek için de, giriyorsunuz bir ‘tatil planlama sitesi’ne, özelliklerinize uygun program yazıcıdan tıkır tıkır elinize düşüyor. Mesela böceklerden korkuyorsanız çadırda kalacağınız bir tatil önerilmiyor. Seyahat boyunca devam eden bilgilendirme hizmeti de cabası. Misal, BCD Travel bu işi çok iyi yapıyor. 

Video-konferans: Ucuz, temiz...
Bilet ve otel ücreti, midenizi bozma ihtimali yüksek yerel yiyecekler, yanınıza düşen geveze adam, bikinileri bavuldan çıkarmanıza mani feci bir yağmur... Gitmekten vazgeçtiniz değil mi? Niyetimiz sizi tatilden caydırmak değil, artık uçarak seyahat edemeyecekleri kesinleşen çalışanların acısını azaltmaya çalışmak. İş seyahati eskiden yorgun bir baba, asabi bir anne demekti. Şimdi değil. Artık çoğu çalışan iş seyahatini video-konferans sistemiyle yapıyor. Ulus aşırı şirketler masraf çıkarmamak adına, saat 9’da herkes online olsun diyor. Çalışanlar sarışınbomba1976@... adresini değiştirmek zorunda kalıyor, daha ‘lacivert döpiyesli’ kullanıcı isimleri alınıyor. Bu aynı zamanda çevreci de bir eylem, zira sık uçmak doğa katili olmak demek bir yandan da. Video-konferans telefon ya da internet üzerinden pek çok kanal sayesinde yapılabiliyor. Üstelik geçmişi o kadar da taze değil, en az yedi yılı var. Ancak özellikle bu yıl ‘dev’ sınıfında olanlar da dahil dünyadaki pek çok şirketin toplantılarını bu şekilde yapmak için altyapı çalışmalarını hızlandırdığını söyleyelim.

Kampanya, kupon, hediye kartı...
Belirli bir bütçeye bağlı kalarak seyahat etmenin en seksi seyahat trendi olduğunu söyleyemeyeceğiz maalesef ama en kârlısı olduğu kesin. Ayrıca biraz çabalarsanız makul seyahatinizi eğlenceli hale de getirebilirsiniz. Bedava ya da ucuz uçuşlar, birkaç gece kalınınca bir gece ücretsiz konaklama imkânı, hediye kuponları, bedava spa hizmeti ya da akşam yemeği gibi sıfır maliyetli imkânları takip etmek, bu senenin seyahat trendi. Hiç utanmayın, sıkılmayın, bol bol araştırın.

Param yok ama gezmek istiyorum!
Beş kuruşunuz yok ama gezmek istiyorsunuz. Bunun da tüm dünyada giderek artan bir seyahat trendi olduğunu söyleyelim hemen. Çalışmayan, para kazanmayan bir sürü insan sırtına çantasını vurup dünyayı geziyor, kuruş hesabı yapıyor. Bunu göz önünde bulunduran pek çok otel de fiyatlarını düşürmüş durumda. Mesela AirAsia’nın patronu Tony Fernandes, Malezya, Kuala Lumpur’daki oteli Tune’da fiyatları geceliği 20 cent’e kadar düşürmüş. Tabii odalarda lüks olan hiçbir şey yok. Sadece yatak, duşta sıcak su ve tavanda havalandırma namına bir pervane. Havlu, minibar, klima aramayın. 2012’ye kadar fiyatların bu seviyede olacağı 150 otel açılacak. Çoğu da İngiltere ve Avustralya’da olacak. Takip etmek lazım. 

Çıldırtan güvenlik önlemleri
Seyahat demek artık biraz da didik didik aranmayı göze almak demek. En göstermek istemeyeceğiniz eşyanızı, en mahrem halinizi elâleme açmak demek. Bunun son örneği, tam vücut tarayıcıları. Havaalanı güvenliğini sağlama almak için geleneksel X-Ray cihazları yavaş yavaş tarih oluyor ve hemen hemen her güvenlik noktasına, elbisenin altını ayan beyan gösteren bu tarayıcılar yerleştiriliyor. Cihazdan geçerken, yan odada tüm ‘ayrıntılarınıza’ bakan bir çift göz olduğunu bilme hissi insanı soğuk soğuk terletiyor. Bu tip güvenlik önlemlerine alışmak lazım çünkü giderek artacağa benziyorlar. En azından bu yılın seyahat rutinleri arasında güvenlik en önemli yerde duruyor. 

Gözde destinasyonlar
Bu yılın gözde tatil yerleri Çin, Hindistan ve Körfez ülkeleri. Avrupa gözden düştü mü derseniz, hayır düşmedi ama sık gezenler artık gözlerini karartmış durumda, uzaklara gitmek istiyorlar. Bunda ekonomik krizin de
payı var. Paris ya da Milano her zaman oldukları gibi yine çok pahalı. Sözünü ettiğimiz destinasyonlarsa hem makul fiyatlarıyla hem de keşfedilecek yüzlerce bölgesiyle bu senenin ‘hip’ adresleri.

Lüks ve macera bir arada
Nasıl bir tarafta tatil yapmak için ucuz bilet bekleyip 20 cent’lik oda rezervasyonu yapanlar varsa, bir tarafta da ‘tatil’ deyince aklına sadece ‘lüks’ gelenler var. Ama artık lüks demek, otelin kral dairesinde konaklamak demek değil, lüks ve maceranın bir arada olduğu heyecanlı bir tatil demek. Helikopterden atlamak, safari yapmak, yarış arabası kullanmak gibi aktiviteler hem maddi sıkıntı çekmeyenler hem de heyecan arayanlar için şu sıra pek gözde. Paranız varsa sorun yok, bu tür hizmetler veren yüzlerce şirket var. 

Çevre dostu, yeşil paketler
Küresel iklim değişikliği sağ olsun, insanlar artık bir şey yaparken ‘Doğaya zarar verir miyim acaba?’ diye düşünüyor mutlaka. Yeşil seyahat trendi de bu özenin bir parçası. Uçağın yakıt ekonomisi yapanını seçmek, otelin güneş panelli olanına gitmek çok moda. Yeşil seyahatte hem az para harcanıyor hem de dünyayı kurtarmış olma hissi insanın yanına kâr kalıyor. Bisikletle ulaşım, çadırda kalmak gibi alternatifler de eko-turizmin olmazsa olmazları.

Bir vesile: Olimpiyat, Dünya Kupası...
Bir yere sadece gitmiş olmak için gitmek demode. Orada, o sırada olan etkinlikler de turist çekmek için önemli. Yani Olimpiyat, Dünya Kupası, konserler ya da müzik festivalleri de bir yeri tercih etmek için bir numaralı sebep olabilir. Tabii gittiğiniz yerde böyle bir etkinlik varsa oranın normalden daha kalabalık olacağını, otellerde, uçakta yer bulmanın zorlaşacağını da hesaba katmalı, ona göre önceden program yapmalısınız. 2010, sırf hafta sonu konser izlemek için Berlin’e, Londra’ya ya da Dünya Kupası sırasında iki maç görmek için Güney Afrika’ya gidenlerin yılı olacak.

Derleyen: Elif Türkölmez


    ETİKETLER:

    Afrika

    ,

    Mayın