TRT, sen mi büyüksün? Biz LM'ciler mi?

TRT, sen mi büyüksün? Biz LM'ciler mi?
TRT, sen mi büyüksün? Biz LM'ciler mi?
Haber: SİNEM DÖNMEZ / Arşivi

Her kelimesi, her göndermesi, her mimiğiyle başka bir şeydi ‘Leyla ile Mecnun’. Sadece ‘ dizi ’ demek bile hakaret gibi geliyor; başka bir şeydi. Dört tekerlekten iki tekerli bisiklete geçişini gördüğünüz çocuğun sevincini izlemek gibi bir şeydi, aynı anda gözlerinizden yaşlar boşanıp, kahkahalar atmanıza neden olabilecek kadar acayipti.
Hayatında bir şiir kitabının kapağını açmamış insanlara Turgut Uyar okuttu ‘Leyla ile Mecnun’. “Arabesk sevmem” elitizmine tokat gibi bir cevaptı; Ferdi Tayfur’la, Bergen şarkılarıyla. Biz ‘Leyla ile Mecnun’ sevenleri, İsmail Abi’yle beraber el salladık gemilere, birbirimizi ‘Hop’ diye çağırdık. Birine âşık olup olmadığımıza, onun diziyi izleyip izlemediğine göre karar vermişliğimiz bile var.
Bu kadar insanı mutlu eden bir şeyi, birinin elinden almak çok zalimce be TRT, her şeyden önce ayıp be. Resmen sevgilimizi çalıp Tanzanya’ya kaçırdın be TRT. Şimdi fotoğraflarına bakıp, şarkılarımızı bir daha dinleyeceğiz, gemilere kendimiz de el sallarız. Biz ‘Leyla ile Mecnun’ ruhunu yaşatırız da sen bu kadar sadık âşıkları bir daha nereden bulursun, TRT?
Biz, Gezi Parkı ’nda kan, ter ve TOMA suyu içinde, gazdan nefesimiz kesildiğinde; birinin cebinde gaz maskesi gördüğümüz anda gözlerimiz parladı, “Direnmeyenle olmaz” dedik. Sonra ‘Leyla ile Mecnun’ ekibini yüzlerinde maskeli fotoğraflarıyla gördüğümüzde, “Tamam” dedik, “Yine doğru olanı sevmişiz.” Bizden olduklarını biliyorduk da, ‘biz’ olduk biz o fotoğraftan sonra.
‘Leyla ile Mecnun’ bir masaldı, en gerçeğinden bir masal. Biz inandık ‘Leyla ile Mecnun’a, sadece izlemedik. Tüm seyircileri olarak aynı mahallenin çocuklarıydık. Süpermarketten alışveriş yaptıktan sonra bakkalın önünden geçerken utanan insanlardık biz. Aynı bakkala annemizin anahtar bıraktığı çocuklardık.
‘Leyla ile Mecnun’ Oğuz Atay’dı, Yusuf Atılgan’dı, Turgut Uyar’dı. Bahar (Çuhadar) Twitter ’a yazmıştı: “Leyla ile Mecnun demek, her pazartesi gecesi ‘Evet, bu ülkede de haftada bir iyi bir şey oluyor’ diyebilmek demek”ti.
‘Leyla ile Mecnun’ gerçek olma ihtimaline inandığımız hayattı. İyi insanların var olduğu, kötülerin cezasını bulduğu, çok gülünce çok ağlamaktan korkan çocukların dizisiydi.
Ah be TRT, sen mi büyüksün biz mi? Biz, büyüğüz. Biz, ‘Leyla ile Mecnun’ seyircileri; çünkü biz iyi insanlarız, biz şiir severiz, biz gemilere el sallarız, biz arkadaşımızın dedesine de dede deriz, komşunun ağır poşetlerini taşırız. Ve biz biliyoruz, o gemi bir gün gelecek be İsmail Abi!