'Tuhaf pop'unu da alıp İstanbul'a geliyor

'Tuhaf pop'unu da alıp İstanbul'a geliyor
'Tuhaf pop'unu da alıp İstanbul'a geliyor
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

Deerhunter’dan tanıdığımız Bradford James Cox, yeni projesi Atlas Sound’la 31 Mayıs akşamı İstanbul’da. Indigo’daki konser öncesi Cox’a bağlandık, ‘duygularını aldık’.

Neden solo projenizde Atlas Sound ismini kullanmak istediniz?
Bu ismi 12 yaşımdan beri kullanıyorum. Çocukken evdeki teybin markası ‘Atlas Sound Company’ydi, ben de bunu kendime isim edindim. Bence tınısı hoş.

Deerhunter’dan ayrıldıktan sonra ne hissettiniz? Mesela daha fazla özgürlük?
İki proje de benim için eşit. Atlas Sound’un avantajı şu: Burası benim için daha özgür bir alanı temsil ediyor. Bir basçıya, davulcuya hatta gitariste bile ihtiyacım yok. 

Çıkarttığınız sesleri ambient psychedelic pop olarak tanımlıyoruz ama siz ne diyorsunuz bu işe?
Evet evet, bu tanım tam da malumu ilam etmek olur. Ben bir de ‘tuhaf pop’ demeyi tercih ediyorum. 

Ama pek çok başka soundu da aynı şekilde tanımlamak mümkün. Türlerin iç içe geçmesi ve flulaşmasına ne diyorsunuz?
Türlerin birbirine dokunması, farklı tarzların birbirine nüfuz etmesi müziğin tesirini artıran bir şey. İnsanlar yeni sesler aradıkça müzikteki bu ‘polen alışverişi’ devam edecek. Bazen hakikaten çok iyi şeyler çıkıyor ortaya, beni heyecanlandırıyor.

Amerika, Athens’lisiniz. Sizin oralar kolej gruplarıyla ünlüdür. Durum ne şu an oralarda?
Benim çocukluğumda B-52, Pylon ve tabii ki R.E.M.’in borusu öterdi memlekette. Bu adamlar, Athens’in gurur kaynağı oldu tabii, bu heyecan vericiydi. Sonra biz ailemle Atlanta’ya taşındık ve Athens’deki müzik piyasasıyla bağım koptu. Bazen oradan çıkmış grupların albümleri düşüyor elime, heyecanlanıyorum tabii. Ama Athens artık çok değişti, koca koca binalar yaptılar, ekonomi değişti, tabii müzik de... Ama dediğim gibi o ruhu korumaya çalışan, iyi müzik yapmaya çalışan gruplar var hâlâ.

Ne dinliyorsunuz şu sıra?
Her şeyi dinlerim ama yeni çıkan şeylerle bir türlü bağ kuramamak gibi bir sorunum var. Favorilerim her zaman Stereolab, Sonic Youth ve Pavement olmuştur. Onları hâlâ çok seviyorum. Zaten benim müziğimin oluşmasında da onların etkisi olmuştur. Müziğin ne olduğunu onlardan öğrendim. Art Rock’ın ne olduğunu, 60’ların ve 70’lerin müziğini onlardan öğrendim. Dolayısıyla dönüp dönüp onları dinliyorum. 

Bir klasikle bitirelim o zaman. Türkiye’de yapılan müzikleri dinlediniz mi hiç?
Evet, Amerika’da Mississippi Records’dan çıkan Türkiye’den müzisyenler var, onları biliyorum. Türkiye benim gözümde heyecan verici ve gizemli bir yer. Daha fazlasını öğrenmek için sabırsızlanıyorum.