Türk dizileri Arap Baharı'nda rol oynadı

Türk dizileri Arap Baharı'nda rol oynadı
Türk dizileri Arap Baharı'nda rol oynadı
Türk dizilerinin Arap kadınları üzerindeki etkisini inceleyen Sibel Akın, bu dizilerin Arap Baharı'nda dolaylı etkisi olduğu iddiasında...
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

“Bizim erkeklerimiz kaba ve uzlaşmaz. Uyandığımda yanımda buz gibi bir adam yatıyor oluyor. Pencereden bakıyorum, her şey sıkıcı. ‘Gümüş’te ise güzel yüzler, paylaşılan güzel duygular ve güzel bir manzara görüyorum.” 26 yaşındaki Suudi ev kadını bu sözlerle anlatıyor neden Türk dizisi izlediğini... ‘Gümüş’ü hatırlarsınız, 2005-2007 arasında yayımlanmış, görücü usulü evlendirilen Gümüş ve Mehmet’in hikâyesini konu edinmişti. Başrolde Kıvanç Tatlıtuğ ve Songül Öden vardı. Dizi, yayımlandığı Arap ülkelerinde çok kısa sürede fenomen oldu. ‘Gümüş’ü daha sonra Bülent İnal ve Tuba Büyüküstün’ün rol aldığı ‘Ihlamurlar Altında’ ve diğer onlarca Türk dizisi takip etti. Biz de International University of Geneva’da ‘Türk dizilerinin Arap kadınları üzerindeki sosyal ve kültürel etkisi’ üzerine master tezi yazan iletişim danışmanı Sibel Akın’a ‘Doğu’nun değerleriyle Batı’nın modernliğinin sentezi’ dediği Türk dizilerine olan ilginin nedenini sorduk. Akın; Suriye, Mısır, Bahreyn ve Lübnan’dan Arap kadınlarla yaptığı görüşmeler başta olmak üzere; uluslararası basında çıkan yazılar, haberler , röportajlar ve TV programlarından derlediği araştırmasından yola çıkarak anlatıyor...
Nedir sizi Türk dizilerinin Arap kadınları üzerindeki etkisini araştırmaya iten?
Medya ve iletişim üzerine master’a başladığımda farklı bir tez yazmak istiyordum. 2009-2010 yıllarında ‘Türk dizilerini Araplar çok seyrediyor’ şeklinde haberler gözüme çarpmaya başladı sık sık. O zaman dedim ki “Burada bir şey var. Yani niye şimdi? Bir yerlerde bir şey oluyor ki bu insanlar bunları seyrediyor.” Sonra 2011 Şubat’ında araştırmalara başladım ve ilginç bir şey oldu tezimi kanıtlarcasına: Arap Baharı patladı!
Arap Baharı’na geleceğiz ama öncesinde: ‘Neden şimdi?’ sorusuna yanıt buldunuz mu?
Bir yerde buldum. Kanallara dağıtım yapan Middle East Broadcasting’in Türkiye temsilcisi 2007’de bir test yapıyor. ‘Gümüş’ü birkaç bölüp çevirip gösteriyor. Çok beğenilince hemen Arap kanallarınca alınıyor. O şekilde başlıyor furya. Bu arada bu test daha evvel yapılmış başka dizilerle ama tutmamış. ‘Gümüş’le başlayan bu ilginin nedenlerine baktığımızda ise kültürleri konuşmamız gerekiyor. Kültürlerimiz hem aynı hem değil.
Müslüman ülke vurgusu yapılıyor hep. Din yetiyor mu Arapların Türk dizilerine olan ilgilerini açıklamak için?
Hayır, kesinlikle. O da etkenlerden biri ama arka sıralarda... Arap kültürüyle Türk kültürünün aynı yönlerine bakalım; değerler önemli, ataerkil bir yapı, aile değerleri var, kolektif bir kültür söz konusu. Kuralcı bir toplumuz, hem biz hem onlar... Kadın–erkek arasındaki eşitsizlik çok fazla... Bizde çok belirgin eşitsizlik ama onlarda tavan yapmış vaziyette. Onun dışında kadercilik var. Bahsettiğiniz din burada ortaya çıkıyor. “Allah öyle istedi öyle oldu ne yapalım” mantığı iki tarafta da güçlü...
Peki, farklı olduğumuz yönler?

 En büyük fark, kadının toplumdaki rolü. Evet, Batılı toplumlara baktığımızda bizim eksikliklerimiz tonla ama Arap kadınlarına baktığımızda ne kadar ileride olduğumuzu görüyorsunuz. Bir de dilemması var Arap kadınlarının. Bir tarafta çok güçlü gelenekleri var, onlara inanıyorlar. Öbür tarafta daha modern olmak, toplumda daha fazla yer edinmek istiyorlar. Ama hep bir şey onları geriye çekiyor. Mesela Suudi Arabistan’daki kadınlar üzerinde ‘Gümüş’ün etkileri üzerine bir araştırma yapmışlar. Ortaya çıkmış ki onlar diziyi kadın-erkek ilişkisi için seyrediyorlar.
Yine Suudi Arabistan’daki bir araştırmaya göre de Arap kadınlarının yüzde 63’ü için ‘Gümüş’, kadınlarda özgürlük düşüncesinin doğmasına neden oluyormuş.
Araba kullanayım, yanımda bir erkek olmadan dışarıya çıkabileyim gibi özgürlük talepleri var. Şimdilik istedikleri bu kadar... CNN’in Filistin’de yaptığı bir röportajı izliyordum, gençler kızlı-erkekli kafede oturmuş. Soruyorlar “Bu dizileri niye seyrediyorsunuz?” Kız diyor ki: “Burada arkadaşlarımla oturabiliyorsam, Türk dizileri sayesinde. Annem-babam dizide görüyor ki gençler dışarı çıkabiliyor erkeklerle, bana da izin veriyorlar.”
Peki, bu diziler Arap ülkelerinde sosyal bir devrim besliyor desek çok mu abartmış oluruz?
Biraz abartmış oluruz. Günlük yaşamda evet, kızlar dışarı çıkabiliyor ya da kadın kocasına diyor ki: “Niye bana çiçek getirmiyorsun ‘Gümüş’ dizisindeki gibi?” Böyle ufak tefek etkilenmeler olabiliyor ama üst düzeyde baktığınızda zaten orada fokurdayan bir kazan var. Arap Baharı da bunun örneği... Bu sefer kadınlar da işin içinde. Mısır’da bir Tahrir Square olayı kadınlar bu kadar aktif olmasaydı olmazdı. Esma Mahfûz, Mısır devrimini başlatan kadınlardan biriydi, onlar işin içinde bu kadar olmasaydı bence buralara gelmezdi. Arap kadınlarının Türk dizileri izlemelerini tesadüfe bağlayamayız.
Nasıl yani?
Yani seçip seyrediyorlar. İngiliz araştırmacı Paul Hodkinson, “Sosyal ve psikolojik fayda hissetmediği hiçbir programı insanlara seyrettiremezsiniz” diyor. Çok doğru. Değişim istiyor bu kadınlar. O değişim için bu Türk dizilerini de doğru zamanda doğru yerde olduğu için seyrediyorlar.
Arap kadınlar kocalarının Türk dizilerindeki bazı karakterler gibi romantik ve şık olmalarını istiyormuş, beklentileri karşılanmayınca da boşanma davası açıyorlarmış...
Evet, “Bir hafta müddet verdim kocama, Kıvanç (Tatlıtuğ) gibi olamadı. Ben boşanmak istiyorum” diyen bir kadın var mesela. Ama “Sen Kıvanç’a âşıksın” diye karısını boşayan adam da var. Suriye’de bir adam karısını “Sadece tek bir gece Muhannad’la olup, öleyim” dediği için boşamış... Örnekler çok... (Muhannad, Kıvanç Tatlıtuğ’un ‘Gümüş’ dizisindeki Arapça adı)
En çok neden etkileniyorlar peki?
Çok net söyleyebilirim ki kadın erkek ilişkilerinden... Erkekler kadınlara çoğunlukla obje gibi davrandıkları için, o romantizm çok cezbediyor Arap kadınlarını. Bir de şu var: Dizide işlenen kadın - erkek eşitliği, romantik ilişkiler, aile baskıları, aile içi güya namus adına yapılan dolambaçlar onların yüzlerine vuruluyor. Mesela, zayıf erkek karakterlere çok şaşırıyorlar. Onlarda hiç olmayacak bir şey çünkü bu; erkek dediğin hep çok güçlüdür, aksi söz konusu değildir.
Son olarak, “Arap baharı kadınlar olmasaydı olmazdı, kadınları da Türk dizileri tetikledi” dediniz. Peki siz bu işin nereye varacağını düşünüyorsunuz?
Ben master tezimi 2011’de yazarken, 2009-2010 verileriyle araştırma yapıyordum. O zaman Türkiye’nin imajı Arap ülkelerinde çok yüksek boyuttaydı. Ama en son 2012 verilerine baktığımda düşüşe geçmiş durumdaydı. Dış politikadaki olaylar, Suriye krizi gibi etkenler var bunda... Onun için bu trend bu hızla devam mı edecek, yoksa düşüşler yaşanacak mı göreceğiz. TESEV sormuş “Türk dizilerini seyrediyor musunuz?” diye. Mısır’dakilerden sonra ikinci sırada biz çıkmışız yüzde 68’lik oranda. Bayağı yüksek ama eskiden bu oran yüzde 78’di. Düşmüş...