Türk modasının tasarım ayağını güçlendirecek bir adım

Türk modasının tasarım ayağını güçlendirecek bir adım
Türk modasının tasarım ayağını güçlendirecek bir adım
Başta ihracatçı hazır giyim markalarımız olmak üzere moda tasarımcılarını, modelistleri ve tekstil mühendislerini yakından ilgilendiren bir tebliğ değişikliği yayınlandı. Türk modası için önemli olan bu adıma enine boyuna bir göz atalım.
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

Geçtiğimiz hafta Moda Tasarımcıları Derneği’nin yönetim kurulundan bir arkadaşımla sohbet ederken, uzun süredir kreatif sektörlerde beklenen bir tebliğin yayınlandığının haberini verdi laf arasında. (Detaylarını 2008/2 sayılı Tasarım Desteği Hakkında Tebliğ Değişikliği olarak araştırabilirsiniz.) Tasarım ve ürün geliştirme projelerinin desteklenmesi konusundaki bu tebliğ sadece moda ve endüstri tasarımcılarını değil, modelistleri, tasarım ajanslarını, inovasyon yatırımı yapan pek çok ihracatçı markayı ve proje yürütücülerini de yakından ilgilendiriyor.
Ben de mevzunun detaylarını en sağlam ve ilk kaynaklardan birinden öğrenmek üzere İstanbul Moda Akademisi direktörü Seda Lafçı’nın (üstteki kare) yanında aldım soluğu. Herkesçe malum olan 2023 hedeflerinden başladık söze. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin koyduğu ‘Cumhuriyet’in 100. yılında 500 milyar dolar hedef’ içinde hazır giyimin payının 60 milyar dolar olduğunu öğrendim. Şu anki durumda ise 20 milyar civarında seyrediyor. Vakit daraldıkça beklenti ve efor da artıyor elbette.


TASARIM VE İNOVASYON KİLİT NOKTASI
Seda Lafçı, bu yeni tebliğ değişikliğinin tam da bu önemli süreçte devreye girdiğinin altını çiziyor. “Amaç öncelikle Türkiye'de tasarım ve inovasyon kültürünün oluşturulması ve yaygınlaştırılması tabii. Bu tebliğle birlikte aslında ihracatçı şirketlerde tasarım departmanlarının kurulması ve geliştirilmesinin hızlandırılması ön görülüyor. Gelişen tasarım ve inovasyon yetkinliğiyle birlikte, ihracatta katma değerin artacağı da bir gerçek.” Yani hızlıca aktarmam gerekirse, sayısı 20 bine yaklaşan ihracatçı firmalara deniyor ki, tasarım departmanını ve ekipmanını kur, ekibin iç işleyişini kurgula, araştırmalarını yap, eğitimini ver, online kaynaklara ulaşım sağla ve tasarım ekibini fuarlara götür. Bu katılım, Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde ticari ve/veya sınai faaliyet gösteren ve tasarım potansiyeli bulunan tüm şirketler için geçerli elbette. Ama belirtmem gereken önemli bir nokta var: Proje bazında yüzde 50 oranındaki bu destekten bir şirketin en fazla bir projesi destekleniyor.
Başta Amerika ve Avrupa olmak üzere ihracat yaptığımız tüm pazarlarda ayakta dik durabilecek, daha organize ve temelleri sağlam olan bir sisteme geçiyoruz diyebiliriz. İlk senenin sonunda meyvelerini toplayacağımız bu gelişmeyle birlikte markalaşmaya ve tasarımcı-marka işbirliğine de yeni bir dinamizm geleceği kesin. Bunun artçı gelişmelerini moda haftasında da görüyor olabiliriz hiç kuşkusuz. Daha fazla defile yapma motivasyonu bulan Türk markaları olması temennimiz.
Lafçı, yılda sadece tekstil ve moda tasarım bölümlerinden mezun olan gençlerin sayısının 400’ü geçtiğini belirtiyor. Ciddi bir rakam. Destek tebliği, işte bu genç tasarımcıların şirketler bünyesinde istihdam edilmesinin yanı sıra, sektör profesyoneli tasarımcıların ve modelistlerin de bu departmanlarda yer almasına ciddi anlamda imkân sağlıyor. Özellikle modelist bugün bir modaevinin ve hazır giyim markasının bulunması en zor cevherlerinden. İnovasyona yatırım amacıyla tekstil ve endüstri mühendislerini de yine bu ekipler içinde istihdam etmek ve giderlerini karşılamak da daha mümkün bir hale geliyor.

TASARIMCI İŞBİRLİKLERİYLE ARTI DEĞER
Daha önce başlamış olan Turquality gibi güçlü projelerin devamı niteliğindeki bu tebliğ değişikliği sayesinde artık pek çok marka hedefleri doğrultusunda projelerini ve vizyonlarını da yeniden gözden geçirip daha global bir ölçeğe taşıyabilecek. Bir projenin süresi en fazla üç yıl olarak belirlenmiş. Fakat yapılan değerlendirme neticesinde destek süresini limitler dahilinde iki yıl daha uzatmak mümkün olacak. Beş yıl da gelişmeleri gözlemek adına iyi bir süre.
Dünyanın en çok bilinen hazır giyim markalarının fason üreticisi ya da üst sınıf tasarımcı markalarının kaliteli materyal temincisi olmaktan çıkıp, tasarım ve koleksiyon gücüyle de artı değer yaratması adına Türk modasının önemli bir adımı olarak görmek lazım bu gelişmeyi. Bununla birlikte aksesuar, iç giyim, denim ve deri konusunda da daha inovatif adımlar atılacağını düşünüyorum.

ÖNEMLİ BİR EKSİK VAR
Tabii ki bu olumlu tablonun avantajları olmakla birlikte kendi içinde bazı eksikleri de söz konusu. Tasarım tebliğinden yararlanan firmaların ve tasarımcıların başka fonlardan yararlanabilmesi şu aşamada mümkün değil. Aynı kulvarda olmasa da eğitim ve fuar fon desteklerinin sağlanması konusunda da bu tebliğin çerçevesinin genişletilmesi gerekiyor. Örneğin Fransa’da tasarımcılar da dahil pek çok marka, Paris Moda Haftası sırasında gerçekleştirilen çeşitli fuarlarında da yer alabiliyorlar. Yani sadece yurtdışı fuarlarda değil, markanın kendi pazarında da yer alması önemli. Bizim firmalarımız ve tasarımcılarımız için de bu desteğin artırılması gerekiyor.
Unutmamak gerekir ki, yakın bir geçmişte Türk firmaları Premiere Vision kumaş fuarına katılamazken bu kapıları Hüseyin Çağlayan ve Dice Kayek gibi tasarımcılarla işbirliği yaparak zorladılar. Bugün Türkiye aynı fuarı farklı alanlarda domine eden öncü ülkelerden biri. Özellikle dahaiki gün önce gerçekleşen Denim Premiere Vision fuarında olduğu gibi…
Velhasıl gençlerin yolunu açmak ve tasarımı bir artı değer olarak görmek yadsınamaz bir gerçek. Kıssadan hisse, her şirkete taze kan iyi gelir; zihni açar.