Türkiye sinemasının dünyaya açılan köprüsü

Türkiye sinemasının dünyaya açılan köprüsü
Türkiye sinemasının dünyaya açılan köprüsü
İstanbul Film Festivali çerçevesinde dokuzuncu kez gerçekleştirilen 'Köprüde Buluşmalar'ı Festival Direktörü Azize Tan ve proje yöneticisi Gülin Üstün'e sorduk. Mahmut Fazıl Coşkun da deneyimlerini paylaştı.

Film festivallerindeki bu tarz etkinlikler genellikle film marketi olarak tanımlanır. Köprüde Buluşmalar’ı bir marketten ayıran özellikleri nelerdir?
Azize Tan: Türkiye ’de hep film festivallerinde bir market olmamasının eksikliğinden bahsedilir. Bense Türkiye’deki festivaller için bir marketin işlevsel olacağına hiçbir zaman inanmadım, çünkü film endüstrimizin durumu bu tarz bir girişime pek müsait değil. Hatta Köprüde Buluşmalar’ın ilk kez düzenlenmesi öncesinde bir danışma kurulu oluşturduk ve orada da o aşamada bir marketin ne kadar işlevsel olacağıyla ilgili benzer çekimser yorumlar geldi. Fakat Köprüde Buluşmalar zaman içerisinde profesyonel bir yönetime kavuşunca film marketlerinin işlevlerini de yerine getiren bir projeye dönüştü. Filmlere yapım desteği sağlanmasının yanı sıra; bu filmlerin dünya endüstrisi tarafından takibi, filmlerle ilgili gerekli bilgilerin sağlanması ve benzeri konular da burada gerçekleşmeye başladı. Birtakım standlar kurup yurtdışına film satmaya çalışmaya başlamadan önce bu yapının kurulması gerekiyordu.
Peki, ilk Köprüde Buluşmalar’ın içeriği nasıldı?
A.T.: Köprüde Buluşmalar ilk kez 2005’te düzenlendi. Öncelikle paneller dizisi olarak başladı. Buradaki sektörü uluslararası sahadaki sistemle ilgili bilgilendirmek amaçlanmıştı. Hem İstanbul Film Festivali’nin uzun yıllardır devam eden ve dünyada tanınan bir etkinlik olmasının yarattığı güven duygusu hem de Türkiye sinemasının çıkışta olması bu panelleri yurtdışından katılımcılar için de cazip hale getirdi.
Gülin Üstün: Ben de daha önce bir yapım şirketinde çalışıyordum ve o dönemde gerek festivaller, gerekse ortak yapımlarla ilgili bazı bilgilere ulaşmaya çalışıyordum. Bu bilgilere sadece internet yoluyla ulaşmaya çalışmak çok zordu. Köprüde Buluşmalar ilk kez düzenlendiğinde o panellerde hem yönetmenlerin ve yapımcıların kendi deneyimlerini dinleme hem de onların fon aldıkları kurumlardan, katıldıkları marketlerden insanlarla birebir tanışma fırsatı bulmuştum.
Sonraki yıllarda içeriğin hazırlanması için nasıl bir sistem izlendi?
G.Ü.: Sonuçta Köprüde Buluşmalar bir ihtiyaç nedeniyle ortaya çıkmış bir proje. Bu nedenle danışma kurulundaki kişiler de hep sektörden. Bizim geriye dönüp ilham aldığımız yer hep sektörün kendi ihtiyaçları oluyor.
A.T.: Böylece İstanbul Film Festivali sadece film gösterilen bir platform olarak kalmıyor, bu ülkede film yapan kişilerle temasını da sürekli kılıyor.
Köprüde Buluşmalar’a katılan veya destek alan projelerle sonraki aşamalarda diyaloğunuz nasıl oluyor?
G.Ü.: Sürekli diyalog halindeyiz. Öncelikle karşılıklı bir ihtiyaç söz konusu. Biz projenin hangi aşamada olduğuyla ilgili bilgi almak istiyoruz. Yönetmen ve yapımcılar da fikir almak için bize danışabiliyorlar. Bu aşamalarda verdiğimiz destek bir yönlendirme değil tabii ki ama birtakım kontaktlar sağlamak veya yurt dışında bulunduğumuz festivaller ve marketlerde kişileri bu projeye yönlendirmek anlamında destek sağlayabiliyoruz. Yönetmen ve yapımcı arzu ettiğinde, film tamamlandıktan sonra Azize ile beraber izleyip yorum yaptığımız projeler de oldu. Filmin uluslararası festival rotasını çizerken de önerilerde bulunabiliyor veya festival başvurularında yardımcı olabiliyoruz. Buna bir nevi doğal danışmanlık diyebiliriz.
Zaman içerisinde Köprüde Buluşmalar bünyesinde proje sunumu için eğitim de verilmeye başlandı. Bu atölyelerin sonuçlarıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
G.Ü.: Daha önce böyle hiçbir deneyimi olmayan yönetmen ve yapımcıların, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen ve bu konuda son derece deneyimli isimlere, başka bir dilde projelerini anlatması çok büyük bir eksiklikti. Bu yüzden Köprüde Buluşmalar bünyesinde eğitim de vermeye başladık. Eğitim verdiğimiz ilk sene, Arte temsilcisi Michel Reilhac önceki yıla oranla gözle görülür bir gelişme olduğunu söyledi. Alınan olumlu geri dönüşler ertesinde eğitimlerin süresini de arttırdık. Birebir verilen eğitimlerden grup çalışmalarına geçtik.
100’e yakın projenin başvurduğu Köprüde Buluşmalar hakkında detaylı bilgi için: http://film.iksv.org/tr/koprudebulusmalar

BAŞKA KAPILAR AÇTI
‘Yozgat Blues’ da Köprüde Buluşmalar’ın film geliştirme atölyesine katılmıştı. Sizin Köprüde Buluşmalar deneyiminiz nasıl oldu?
Mahmut Fazıl Coşkun: Ben Köprüde Buluşmalar’dan ilk kez 2009’da haberdar oldum. İlk filmim ‘Uzak İhtimal’i çektiğim dönemde Türkiye’de fon alınabilecek tek yerin Kültür Bakanlığı olduğunu düşünüyordum ve oradan çıkan parayla filmi yapmaya çalışmıştım. Dolayısıyla yapım aşamasında çok büyük riskler almak durumunda kalmıştık. Sonra Köprüde Buluşmalar hakkında bilgi sahibi oldum ve ikinci film gündeme geldiğinde de başvurmaya karar verdik. Aslında öncelikli hedefimiz Eurimages üyesi bir ülkeden ortak yapımcı bulmaktı. Fakat Köprüde Buluşmalar benim ve filmin önünde çok başka kapılar da açtı. Burada tanıştığımız ortak yapım fonlarından davet aldık. Mesela CineLink ortak yapım marketine gittik ve orada bir senaryo doktoruyla çalışma fırsatı bulduk. Dolayısıyla filme sadece yapım değil, yaratıcı anlamda da destek sağlayan bağlantılar çıktı.