@ErkanAktug

Türkiye'nin en çok gezilen sergisi İstanbul Bienali

Türkiye'nin en çok gezilen sergisi İstanbul Bienali
Türkiye'nin en çok gezilen sergisi İstanbul Bienali
Bugün sona erecek 13. İstanbul Bienali, bir ay gibi kısa bir sürede yaklaşık 350 bin ziyaretçiyle Türkiye'de tüm zamanların en çok gezilen sergisi oldu. Sabancı'daki 'Picasso İstanbul'da' sergisini 251 bin kişi gezmişti.
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding’in sponsorluğunda 13’üncüsü düzenlenen İstanbul Bienali, bu yıl inanılmaz bir seyirci ilgisiyle karşılandı. Henüz resmi rakamlar açıklanmadı ama bugün sona erecek 13. İstanbul Bienali’nin 350 bine yaklaşan ziyaretçiyle rekor kırdığı kesin. Bienali büyük bir sergi olarak düşünürsek Türkiye ’de bir sergiyi yaklaşık 350 bin kişinin gezmesi inanılmaz bir hadise, sadece İstanbul Bienali değil bir Türkiye rekoru.
Üstelik bu rakamın, yaklaşık bir ay gibi önceki bienallere göre hayli kısa sayılabilecek bir sürede elde edilmesi rekoru daha da anlamlı kılıyor. Zira İstanbul Bienali’nin önceki rekoru, 110 bin kişiyle iki yıl önce kırılmıştı ve o zaman bienalin süresi de yaklaşık iki aya yayılıyordu. Elimizde sağlam istatistiki veriler yok ama Türkiye’de kayıtlara geçen sergi rekoru 251 bin 500 kişiyle Sabancı Müzesi’ndeki ‘Picasso İstanbul’da’ya aitti. 2005 yılı kasım ayında açılan ‘Picasso İstanbul’da’ sergisi dört ay sürmüştü. Yine Sabancı’daki Salvador Dali sergisini ise 156 bin 720 kişi gezmişti.
Bu yılki bienalin bu kadar ilgi görmesinin en önemli sebeplerinden biri elbette girişin ücretsiz olmasıydı. Fulya Erdemci’nin küratörlüğünde düzenlenen ve ‘Anne ben barbar mıyım?’ başlığıyla ‘kamusal alan’ meselesini gündeme getiren 13. İstanbul Bienali’nde temaya uygun biçimde daha çok izleyiciye ulaşmak amacıyla girişi bedava yapma kararı alınmıştı. Hürriyet Gazetesi’nden Demet Cengiz’e konuşan İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, “Cuma günü (18 Ekim) itibariyle 300 bin ziyaretçi sayısı aşıldı. Son güne bırakan ziyaretçiler sayesinde bu hafta sonu 350 bin rakamının aşılmasını bekliyoruz. Bu yıl ücretsiz yapınca maliyetleri düşürmek adına süreyi kısalttık. Gördüğü ilgiden çok memnunuz, sanat adına çok sevindirici ama maalesef süreyi uzatamıyoruz. 20 Ekim (bugün) son! Mekanlarla yapılan anlaşmalar da sona eriyor” dedi.
88 sanatçı ve sanatçı grubunun çalışmalarının yer aldığı 13. İstanbul Bienali süreci tartışmalı başlamıştı. Küratör Erdemci, bienalin kavramsal çerçevesini açıkladığında Taksim Meydanı, Gezi Parkı, Tarlabaşı bulvarı, Galata Köprüsü gibi ‘kamusal alan’ları mekan olarak kullanmak istiyordu. Daha sonra Gezi direnişi patlak verince bienal ‘kamusal açık alan’lardan kapalı mekanlara çekilme kararı almıştı. Bienalin mekanları Tophane’deki Antrepo No.3, Karaköy’deki Galata Rum Okulu, İstiklal Caddesi üzerindeki Arter ve Salt Beyoğlu ile Unkapanı İMÇ Çarşısı’ndaki 5533 olarak belirlenmişti. Ayrıca süresi iki aydan bir aya indirilmişti.
Son gün sürprizi: 

Gezi direnişi müzikali

13. İstanbul Bienali bugün sona eriyor. Bienalin son gün sürprizi ise Gezi direnişi müzikali. Çocuklar arasında bağ kurmak üzere özgün projeler üreten Koroçapulportre, Rum Okulu’nda bugün saat 19.00’da Gezi direnişini müzikal ve teatral olarak özetleyen bir performans gerçekleştirecek.

Bilge Örer: Çok mutluyuz


İstanbul Bienal’i Direktörü Bige Örer ise ‘rekor’ hakkındaki sorumuza şöyle yanıt verdi:
“Kamusal alan tartışmasını açmayı hedefleyen 13. İstanbul Bienali’nin üç yüz bini aşkın izleyici tarafından izlenmesi gerçekten bizi çok mutlu etti. Bir kez daha Bienal’in tüm sanatseverler tarafından ne kadar sahiplenildiğini görmüş olduk. Gerçeklestirildiği yer, zaman ve bağlamla derinden bir ilişki kuran bu bienalin, farklı alanlarda açmış olduğu tartışmalarla Turkiye sanat tarihinin önemli bir dönüm noktasını oluşturduğuna inanıyorum. Bu, sanatın farklı dilleri ve dünya tahayyüllerini mümkün kılabileceğine işaret eden bir sergi. Bienal bu sergiyle hem tarihsel hem güncel perspektiften kamusal alan tanımlarını yeniden açtı. Böylece izleyicisiyle farklı bir bağ kurduğunu da düşünüyorum. Vesileyle bir kez daha, iki sene süren yoğun bir hazırlık sürecini tüm zorluklara rağmen başarıyla tamamlayan bienal ekibine, küratörü Fulya Erdemci’ye, sanatçılara ve bienal izleyicisine çok teşekkür etmek istiyorum.”