Türkiye'nin ilk sanatçı başbakanı olmak istiyorum

Türkiye'nin ilk sanatçı başbakanı olmak istiyorum
Türkiye'nin ilk sanatçı başbakanı olmak istiyorum
Gezi Direnişi sırasında başımızı nereye çevirsek duvarlarda 'Çare Morgül' yazısını görür olduk. Biz de şarkıcı Yılmaz Morgül'e Ayfer Er ile çıkardığı 'Bu aşk benden sorulur' single'ını bahane ettik bu yazıların ne anlama geldiğini ve ülke sorunlarını sorduk.
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

‘Çare Morgül’ çizimlerini ilk nerede, ne zaman gördünüz?
İlk annemler görmüş. Galata tarafında bir elektrik trafosunun duvarı üzerine yapmışlar. Önce üzülmüşler. Annem “Ne oldu da evladımın böyle resmini yaptılar, terörist mi bu” diye sormuş. Tedirgin olmuşlar çünkü ailede emniyet teşkilatından insanlar var. Annem bana gelip “Yılmaz bize yakışmayacak bir şey bu” diye tepkisini dile getirdi. Ben de merak ettim. Twitter’a girdim. Onlarca yerde aynı çizim. İnsanlar fotoğraflarını çekip bana yollamışlar. Erenköy’de alt geçitin duvarında, Karaköy’de… Çok şaşırdım ve anlamını öğrenmek istedim. Onlarla sosyal medya üzerinden iletişime geçtim. Neden ‘Çare Morgül’ dedim. Bana “Siz bizi ilk günümüzden beri yalnız bırakmadınız” dediler.
Peki ilk gün orada mıydınız?
Evet. Yeğenlerimle ve kuzenlerimle birlikte ilk günkü eylemde yer almıştım. Ama ben çevrecilik bakış açısıyla orada bulundum. 14 yıldır başta Tema Vakfı olmak üzere pek çok çevre vakfıyla birlikte çalışıyorum. Bundan önce de Rize İkizdere’de yapılacak hidroelektrik santralına karşı kendimi römorkların önüne attım. Aktivist kimliğimi ve sanatçı duruşumu sergilemek için orada bulundum. Ondan önce Hasankeyf’te bulunmuştum. Yani doğa ile ilgili her şeyde varım.
Eylem çevrecilikten çıkıp başka bir boyuta da ulaştı…
Doğa için yapılan bu eylemin bir düşünce eylemine dönüştüğünü gözlemledim. Düşünce yönüne de destek verdim. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz, herkesin düşüncesini özgürce açıklama hakkı var. Gezi eylemlerinin yanında oldum. Ancak hiçbir siyasi partinin yanında olmayacağımı da onlara söyledim. Çünkü şimdiye kadar hiçbir partinin yanında olmadım bundan sonra da olmak istemiyorum. Bu ‘Çare Morgül’ yazılarını yazanların bir başka söyledikleri de şu oldu “Şu ana kadar hiçbir partinin etkinliğinde yer almadınız. Sanatçı kimliğinizi hiçbir skandala karıştırmadınız. Çok ortadasınız. Neler yaşandığını görüyorsunuz “ dediler. Ben halkın nasıl yaşadığını biliyorum. Yıllardır bu vakıflara kendimi adadım ve hâlâ kirada oturuyorum. Arabam dahi yok.
Bu soruları kimlere yönelttiniz?
Üniversite öğrencilerine sordum. Dördüncü gün de Gezi’deydim. Gazdan ben de etkilendim. Altıncı gün yine gittim. “Yanınızdayım” dedim. Megafonla konuşma da yaptım O gün de insanlarla konuştuğumda insanların artık bir şeylerin değişmesi gerektiğini istediğini gördüm. Bizi temsil eden insanların çok lüks hayatlar yaşadıklarını biliyoruz. Köyden çıkmış insanların tasını tarağını satarak Meclis’e girdiğini ve Meclis’e girdikten sonra sadece yedi sülalesini düşündüğünü biliyoruz. Sigarayla ve uyuşturucuyla mücadele konusunda çalıştığım dernekler vasıtasıyla Başbakan’la sık sık bir araya geldim. Hemşerim olur kendisi. O bana her seferinde “Bir isteğin var mı hemşerim?” diye sorar ben de ona “Siz sağlıklı olunuz toplumu da sağlıklı yaşatınız” derim. Asla bundan başka bir istek ya da söylem söylemem. Siyasi arenayla yakınlık kurup buradan farklı bağlarla bir yerlere gelmeye çalışmam. Ben nerede doğduğumu nasıl bir ailede büyüdüğümü çok iyi biliyorum. O yüzden hiç bir partiye yandaş olmak istemem. Ancak ileride yine hiçbir partiye üye olmadan bağımsız olarak bu ülkenin ilk sanatçı başbakanı olabilirim.
Çok iddialısınız...
Yılmaz Morgül bu ülkedeki her şeyin farkında olan, kendisini toplumuna adamış bir sanatçıdır. 14 yıldan beri verdiğim yardım konserleri 3000’i geçti. Bütün kanayan yaralara merhem olmaya çalışıyorum. Beni de vakıflar okuttu. Ben bu ülke için bugüne kadar tüm başbakanlardan ve cumhurbaşkanlarından daha yararlı işler yaptım. Bir kuruş da kazanmadım. Ben taksiye bindiğim zaman arka koltukta ortada oturuyorum, insanlar “Aa bak parası var taksiye biniyor” demesin diye. Ancak bunun yanında otoparkını açıp tek tek arabalarını gösteren işadamları var. Ben utanıyorum.
Siz nasıl bir başbakan olurdunuz?
Ben olsam televizyonlardaki yemek reklamlarını yasaklardım. Çünkü gördüğüm yerlerde o yiyeceklerin o içeceklerin bulunması hayal. Ben bu yaptığım çalışmalardan çok etkilendim. Çok hassas bir insanım. Uyuşturucu yaşı 8’e düşmüş, cinsellik yaşı 12’ye. Toplum çok kötü bir durumda. Türkiye ’nin her yerine ‘Meclis Lokantaları’ açardım. Çünkü o kadar ucuz ki... Bunu ülkenin her yerine yayarım. Temsilcimin yediği yemeği ben de yiyebilmeliyim. Altyapıda inanılmaz eksikler var, doğalgaz yok. Hâlâ kömür sobasından zehirlenerek ölen insanlar var. Ordu’da Trabzon’da asmaköprüden yürüyüp okuluna giden çocuklarımız var... Bu ülkeyi bekleyen en büyük tehlike sosyal terördür. Yılmaz Morgül uyarıyor.
Yılmaz Bey duyarlılığınızın arkasında duygusal bir yapınız olduğunu görüyorum.Bakın Ece Hanım ben 1997’de hep bu üzüntülerden dolayı cilt kanserine yakalandım. Şimdi çok şükür iyiyim. Sonra sosyal medyada espri yapıyorlar, “Yılmaz Morgül neden ağlıyor” diye. Ağlama görüntülerimle dalga geçiyorlar. Ben orada kendi müziğimi savunuyordum. Bu dalga geçen insanlar benimle bir vakıf konserlerine katılsınlar bakalım gördüklerine kimse dayanamaz.
Twitter’ınıza baktığımız zaman kendini seven ve pozitif bir Yılmaz Morgül görüyoruz. Nasıl çıkıyor o tweet’ler?Ben insanların yüzünü bir nebze olsun güldürmeye çalışıyorum. Twitter’da aslında bir anlamda karamizah yapıyorum. Son bir haftadır annemin tavsiyesiyle aldığım bir kararla beni takipleyen herkesi takip ediyorum. Annem “Madem seni seviyorlar takip ediyorlar sen de boş bulduğun her anda onları takip et, cevap yaz” dedi. Ben de elimden geldiğince herkese cevap vermeye çalışıyorum.
Geçen haftalarda LGBT Onur yürüyüşü yapıldı. Katıldığınız mı?Hayır Gemlik’te konserim vardı.
LGBT aktivizmi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Siyasi arenaya girdiğim zaman memurun, işçinin haklarını olduğu gibi LGBT’lerin de haklarını savunacağım. Ben ezilen herkesin yanındayım. Birbirimizi asla ötekileştirmemeliyiz, yargılamamalıyız. Beni yaratan seni de yarattı. Sen ne olursan ol ben seni insan olduğun için sevmeliyim, saygı duymalıyım. Neden bu cinsel kimliklerde bakanlar olmasın, yöneticiler olmasın. İnsanlık kimin tekelinde? Zaten kompleksli ve cinsel kimliğinden mutsuz insanlar eşcinselleri yargılıyorlar.
Her konudan bahsettik yeni şarkınızdan bahsetmedik...
Evet Ayfer Er ile birlikte ‘Bu Aşk Benden Sorulur’ isimli şarkıya düet yaptık ve bir single çıkarttık. Bu, Türkiye’deki TSM alanında çıkmış ilk single. Ben daha önce Ayfer Hanım’ın eşinin bir şarkısını okumuştum. Ayfer Er’in sesini çok beğeniyorum ve geniş kitleler tanısın istiyorum. Bu şarkıyı da duyunca Ayfer Hanım’a bu şarkıyı birlikte seslendirmeyi teklif ettim. Şu anda single kategorisinde en çok satılan albüm bizimki bu yüzden çıkan sonuçtan çok memnunuz.