Türkiye'nin Oprah'ı artık o...

Türkiye'nin Oprah'ı artık o...
Türkiye'nin Oprah'ı artık o...
'Halkın en çok güvendiği isim' konusunda ABD'li ünlü televizyon insanı Oprah Winfrey'in Türkiye şubesi olarak Seda Sayan ile çekişen Acun Ilıcalı, yarışta öne geçti. Artık onun da Oprah gibi televizyonu var...
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

İsmiyle müsemma birisi olduğunu ‘Dünyayı dolaşarak’ yaptığı program vesilesiyle anlamıştık. Eşzamanlı olarak da trajik öyküsünü öğrendik. Gerçekten benim diyenin aşamayacağı şeyler: Genç yaşta anne ve babasını kaybetmiş, aynı kazada –anlattığına göre cezai ehliyeti olamayacak kadar ‘sorumsuz’ yaşadığı bir dönemde baba olmuştu- kızını vücudunda birçok kırıkla hastanede bulmuştu. Yaşam savaşını kazanan kızıyla şu an beraber yürüyor oluşu, belki de o günlerinden bugüne gelen tek güzellik olsa gerek. Zira o kazanın sonrasında, kullandığı motosikletle kaza yapıp hastanede yatmış, yanındaki arkadaşını da kaybetmişti. Bu kısım zaten Acun Ilıcalı’nın hayat hikâyesinin Türkiye’de fenomen olan ‘Var Mısın Yok Musun?’ programındaki yarışmacıların ekserisinden daha çarpıcı olduğunu gösteriyor.

Bir hayat felsefesi olarak savrukluk

Acı, hayatında ne kadar varsa ‘savruk’ kelimesi de bir o kadar 1969 doğumlu olan Ilıcalı’yı tarif ediyor aslında. Anılarını anlattığında sürekli bir geç kalma, bir ‘anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz’ tavrı, sakarlık, ‘küçük beyaz yalanlar’ ile yırtma durumu var. Çok gerilere gitmeye gerek yok, dün Posta gazetesinde Mehmet Coşkundeniz’e verdiği mülakatta ‘uçak alması’nı anlatışında çok şey gizli. Baksanıza: “Evet uçak aldım ama inanın bana ben hayata yetişemiyorum. Uçak hayatımı çok kolaylaştırdı. Uçakları hep kaçırıyordum, kaçırmasam bile yolculara ayıp ediyordum. Yoldan arayıp ‘Ben geliyorum’ diyordum, uçağa binince bekleyen yolcuların yüz ifadesi zaten yetiyordu. Uçak alarak hayatımdaki en büyük yükü attım…” Bir insan daha ne kadar savruk olabilir?
Ancak savruk olmak, sizin toplum tarafından örnek alınmayacağınız anlamına gelmiyor. Birbiriyle araba alışverişi yapacak kadar futbol dünyasıyla yakın arkadaş olmak, birkaç tane tekne, lüks arabalar ve hatta uçak gibi erişilmez zevklerle iç içe olmak, tutkunu olduğu futbol takımının başkanıyla gezebilmek –hoş Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, ‘o sürekli hakaret edip sonra özür dileyen köşe yazarını’ bile aradıktan sonra, siz de bir gün ona erişebilirsiniz -, ve hatta siyasilere yakın olmak gibi çoğu kişinin imrenerek baktığı bir hayatı yaşayan insan olursanız, savrukluğunuzun bir önemi olmaz. Hele ki bunlara o halinize rağmen erişiyorsanız. 

Beraber yükseldik biz bu yollarda…

Bu onun için avantajdı. İngilizcesinin beğenilmediği hatta –Şahan Gökbakar yapımı ‘Dikkat Şahan Çıkabilir-Acur Arazi’ gibi- skeçlere konu olduğunda bile o, dünyayı turluyordu. Tepkileri umursadığı söylenemezdi. Kriter izlenmekse eğer, programları izleniyordu çünkü.
O uzun süredir ülkede yapılan anketlerde ‘En güvenilir isim’ olarak birinci olan Seda Sayan’ın hemen arkasında yer alıyor. Bu haliyle ABD’deki en bilinen televizyon insanı Oprah Winfrey’in Türkiye şubesi olabilir: O da ABD’deki ‘mevkidaşı’ gibi, internet portalına etkili bir halka ekleyerek televizyon kanalı sahibi oldu.
Tek benzerlikleri Winfrey’in ve Ilıcalı’nın kendi ülkelerinin etkili insanları arasında olması değil tabii. İkisinin de siyasi yönelimleri ‘iktidar’a yakın. Mesela Winfrey, ABD Başkanı Barack Obama’nın Demokrat Partisi’ni desteklerken, Acun Ilıcalı da 2002’den beri ülkeyi yöneten AK Parti iktidarı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkiler sergiliyor.
Önceki cümleyi açalım. Belki o düşünceyi desteklemek belki de durumu ortaya koymak adına şunu söyleyebiliriz: Türkiye’nin ‘değişim’ geçirdiği döneme denk geliyor Acun Ilıcalı’nın kariyer seyri. 2002 yılında başladığı Acun Firarda programıyla ‘Federasyon’ talebini karşılayan Ilıcalı, 2005 yılına girilirken kurduğu Acun Medya ile de ‘Özerkliğini’ ilan edip yükselişini sürdürdü. Televizyon tarihimize giren programları arasında Fear Factor, Survivor –ki bunu Türkiye-Yunanistan, Aslanlar-Kanaryalar, Ünlüler-Gönüllüler gibi bir nevi derbilere dönüştürüp daha da çok reyting elde eder hale getirdi-, Var Mısın Yok Musun, Yetenek Sizsiniz Türkiye ve son olarak da O Ses Türkiye formatlarını Misak-ı Milli sınırları içerisine soktu. Şimdi de TV8’i satın alarak ‘Cumhuriyet’ini kurdu. 

Bir ‘kandırma’ hikâyesi

“Bir ara 30 milyon lira borcum vardı. Parayla buluşunca ilk yaptığım kanal almak oldu” diyen Ilıcalı’nın portresini, yıllar öncesinden bir hikâyeyi bugüne bağlayarak bitirelim o zaman.
Fransa’da düzenlenen 1998 Dünya Kupası’nı takip etmekle görevli olan Ilıcalı’nın, çalışanı olduğu Show TV’nin canlı yayınına olması gereken yerden değil de İstanbul’da arkadaşının evinden katılması, Paristeymişçesine konuşup, duyulan Türkçe tezahüratı da Brezilyalıların sevinci olarak aktarması onun hakkında akla ilk gelen ‘eğlenceli anekdot’.
İzleyene keyif veren ama muhtemelen müdürüne ve mesai arkadaşlarına kurdeşen döktüren bu hareketin sahibi, artık ‘bu hareketi yapma potansiyeli’ olan meslektaşlarını yönetecek. Kanalında böyle bir durumla karşılaşınca muhabirini “O yollardan biz çok geçtik. Yalan söylemeyi sizden öğrenecek değiliz” diyerek azarlayacak mı, yoksa bizim yaptığımız gibi muhabirine gülüp geçecek mi? Kuşku yok ki programları kadar bunu takip etmek de ilginç olacak…

Siyasetten uzak olacak


Muhabirlikten yükselip kanal patronu olan ve TV8’i aldıktan sonra nasıl bir kanal kuracağı merak edilen Ilıcalı, tahmin edildiği üzere ‘Eğlence’ kanalı oluşturmak istiyor. Bu yolda da ‘haber ve spor ’u pek düşünmediğini anlatıyor. Bunu da “Mutluluk veren bir kanal istiyorum” diye açıklıyor. Sit-com ve eğlence/yarışma programlarıyla Ilıcalı insanlara yine siyasetten uzak bir yayın politikası vaat ediyor. Çevresel etmenler yüzünden insanlara sadece televizyon ekranında mutluluk vereceğini söyleyen bir kişinin hayatın gerçeklerini anlatacağını düşünmek ise biraz zor görünüyor…

Dünyanın en zengin kadınlarından

Oprah Winfrey, 25 yıl yaptığı ‘Oprah Winfrey Show’ ile ABD’deki şöhretini dünyaya yaydı. Yıllık 75 milyon dolar gelir ve toplam 2.8 milyar dolara yaklaşan servetiyle 20. Yüzyılın en zengin Afro-Amerikalısı ve Amerikan tarihin en hayırsever siyahı. Şöhretini Oprah Winfrey Network isimli eğlence kanalıyla perçinledi. 2011’den beri orada.

Kavga da var futbol da
Acun Ilıcalı, Acun Firarda’yı yaptıktan sonra Acun Medya’yı kurup birçok format getirdi. Fear Factor, Survivor –birçok varyasyonunu yaptı-, Devler Ligi, Yok Böyle Dans gibi ‘eğlence’ Var Mısın Yok Musun, Yetenek Sizsiniz Türkiye ve O Ses Türkiye gibi ‘insan hikâyeleri’ vaat eden programlar yaptı. Ilıcalı da Winfrey gibi dönem dönem vergi rekortmenleri listesine girerken ‘hayır işleri’ne de el atıyor. 2007’de ‘81 il 81 okul’ projesi için televizyonda 3 milyon 725 bin lira topladı.