Tutuklamada hukuki temel yok

Tutuklamada hukuki temel yok
Tutuklamada hukuki temel yok
Türkiyeli işçi kılığına girerek yazdığı 'En Alttakiler' kitabıyla tanınan Alman yazar Günter Wallraff, yazar dostu Doğan Akhanlı'nın yarınki duruşması için Türkiye'ye geliyor
Haber: CEM ERCİYES - cem.erciyes@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiyeli işçi kılığına girerek göçmenlerin yaşadıklarını anlattığı ‘En Alttakiler’ kitabıyla tanınan Alman yazar Günter Wallraff, yazar dostu Doğan Akhanlı’nın yarınki duruşmasını izlemek üzere İstanbul’a geliyor. Wallraff’ın da yer aldığı delegasyon yarın saat 11.00’de Beşiktaş Adliyesi’nde gerçekleştirilecek davayı izleyecek ve aynı gün 18.00’de Gazeteciler Cemiyeti’nde davaya ilişkin değerlendirmelerde bulunacak. Wallraff’la mail üzerinden konuştuk.
Doğan Akhanlı’nın hapiste olması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cezaevi her zaman özgürlükten mahrum bırakılma anlamına gelir. Kimi durumlarda meşru olabilir. Doğan Akhanlı’nın durumunda ise özgürlüğünün çalınması demek çünkü tutuklama hiçbir hukuki temeli olmadan gerçekleşiyor. Neyse ki Akhanlı aklı başında ve diyaloğa hazır bir insan olarak cezaevinde de iletişim kurabilecek bir insan. Hem bu yüzden hem de ‘dışarıdan’ da büyük bir ilgi olduğundan, Tekirdağ’daki meslektaşım ve arkadaşıma göründüğü kadarıyla şu anda nispeten düzgün davranılıyor. Kendisi çok okuyor, yazıyor, umut ediyor, bazen de Türkiye ’de yargı konusunda umutsuzluğa kapılıyor. 

Avukatları tutuklanmasının yasalara aykırı olduğunu iddia ediyor. Sizce tutuklanmasının asıl nedeni ne? Eylemlerinin ve kitaplarında ele aldığı sorunların bununla bir ilgisi olabilir mi?
Akhanlı’nın soyduğu iddia edilen döviz bürosundaki kurbanın oğlunun ifadesi, onun suçlu olmadığını gösteriyor. Mahkemenin bu ifadeyi dikkate almamasının ardındaki asıl amaç ne? Ben bunların 1980 ile 1983’teki askeri cunta karşıtı eylemleri olduğuna inanıyorum. Kitapları da öyle, kitaplarında sadece şiddetten, kendisinin de yaşamak zorunda kaldığı işkencelerden, askeri diktatörlük zamanında ve sonrasındaki devlet cinayetlerinden bahsetmiyor. Türkiye ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki devlet şiddettinin tüm karanlık tarihini ele alıyor. Romanlarında ve yazılarında Ermeni soykırımını 20. yüzyıl soykırımlarından biri olarak ifade ediyor. Bu sancılı da olsa, gerekli bir yenileme. Ancak yargının bazı temsilcileri muhtemelen bunu ‘vatana ihanet’ olarak görüyor. 

Doğan Akhanlı sizin severek okuduğunuz yazarlardan biri mi?
Maalesef Türkçem pek iyi değil. Bu nedenle sadece, beş romanından Almanca’ya çevrilmiş tek kitap olarak, üçlemesinin 3. kitabını okuyabildim. Bu kitapta Ermenilerin soykırımı konusunu edebi yolla ele alıyor. Başka yazılarını da biliyorum, hatta birinden uzun pasajları, Köln’de onun için düzenlenen bir dayanışma etkinliğinde okudum. Metnin kendisi de, Köln belediye başkanının konuşma hazırladığı etkinlik de çok etkileyiciydi. Zira Akhanlı Köln’de tanınmış bir insan hakları savunucusu; çalışmalarıyla Almanlar ile farklı ülkelerden gelen göçmenler arasında kültürler arası yakınlaşma için çok şeyler yapmış biri. Zaten edebi metinlerinden ziyade bu yönüyle tanındı; edebi metinleri daha yeni yeni, haksız yere hapse girdiğinden beri ses getirmeye başladı. İyi de oldu bence, çünkü bu yazılar hem şiirsel hem siyasi yapılarıyla zevkle okunabiliyor. 

Suçlu olabileceği ihtimalini düşündünüz mü hiç?
Bir an bile düşünmedim. Hem de kendisiyle soygunun yapıldığı 1989 yılında tanışmamış olmama rağmen. Fakat Akhanlı Türkiye’deki eski dönemlerden sık sık bahsederdi; ilişkileri silahlı şiddetle değiştirmek isteyen militan sol stratejileri nasıl eleştirdiğini biliyorum. O da benim gibi pasifist. Kararlı ve radikal biri evet, ama hasmını yok etme kararlılığı değildi bu. Bu yüzden, burada işlememiş olduğu bir suçla itham edildiğinden en başından beri kesinlikle eminim. 

Dünyada hapiste olan birçok yazar var. Sizce düşünce suçu yeryüzünden silinebilecek mi?
Ben hep bilinçli bir iyimser oldum. Kimileri hayalperest diyor. Siyasi bir romantik. Ama insan haklarının tüm kültürlerde ve dinlerde gerçek olabileceğine inanmazsak başka neye inanacağız? Bu şekilde konuşabiliyorsam, korkuyla etrafımı kolaçan etmem gerekmemeli. Kendilerini bu haklarından mahrum bırakan rejimler umarım er ya da geç iflas edecek. 

1985’te ‘En Alttakiler’ adlı kitabınızla Türklere karşı ayrımcılığı ele almıştınız. Merkel çok kültürlülüğün tamamen çöktüğünü söylediğinde neler hissettiniz? ‘Ben demiştim’ diye düşündünüz mü?
‘Yabancı’ olduğu iddia edilenlere veya gerçekten yabancı olanlara karşı hoşgörüde, şu sıralar tehdiktâr bir geriye gidiş var. Hem de bütün Avrupa’da. Korkunç bir durum. Gitgide artan sosyal belirsizliğe ve yoksulluğa karşı vatandaşlara suçlu olarak, günah keçisi olarak bu kişilerin gösterilmesinden kaynaklanıyor. Ne yazık ki tarihte de böyleydi; şimdi de sözde suçlular yine yabancılar ve Müslümanlar oldu: Almanya ’da Türkler, Fransa’da Faslılar, İngiltere’de Pakistanlılar. Tüm bu narsist ırkçılara karşı ben hâlâ ‘çok kültürlülüğü’ savunuyorum.

Havaalanından cezaevine
Doğan Akhanlı, 1957’de Artvin’i Şavşat ilçesinde doğdu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ne devam ederken 12 Eylül darbesi gerçekleşti. Darbe koşullarında siyasi faaliyetlerine devam eden Akhanlı, 1985 yılında yakalandı. 2 yılı aşkın bir süre cezaevinde kaldı. Hapisten çıktıktan sonra da politik mücadelesini sürdüren Akhanlı, kuyumcu soyduğu gerekçesiyle tekrar hapsi girme ihtimali belirince 1992’de Almanya’ya gitmek zorunda kaldı.
Almanya’da Köln’de eski Gestopo emniyeti, şimdinin dokümantasyon merkezi ve müze olan EL-DE Haus adlı kuruluşta Türkçe rehberlik yapan Doğan Akhanlı’nın ‘Denizi Beklerken’, ’Gelincik Tarlası’, ‘Kıyamet Günü Yargıçları’ ve ‘Madonna’nın Son Hayali’ isimli kitapları bulunuyor. 2010 yılı ağustos ayında Türkiye’ye dönme kararı alan Doğan Akhanlı, havaalanıda tutuklanarak cezaevine konuldu. Akhanlı’nın davası yarın Beşiktaş Adliyesi’nde görülecek.