Tuvalin mahremi kadının mahremi

Tuvalin mahremi kadının mahremi
Tuvalin mahremi kadının mahremi
Rampa Galeri yeni sezona üç sergiyle iddialı başlangıç yaptı. Ana mekânda Cengiz Çekil'in 'Temizlik Beziyle' adlı sergisi var. Cengiz Çekil, "Kadına yönelik şiddet içimi acıtıyor" diyor.
Haber: SİBEL ORAL - sibelo@gmail.com / Arşivi

Sarı temizlik bezi, dantel, kanca ve ters dönmüş tuvaller… Hem de 144 tane. Kancalarla tuvale gerilmiş, kadın cinselliğini vajina formuna girerek anlatan sarı temizlik bezleri… Kenarları, içleri dantellerle süslenmiş… Normalde görmediğimiz tuvalin arka tarafı; kadının mahremi… Gerildiği alanın arkası; şiddet esnasında moraran, kızaran, yani darp edilen kadının teni… Cengiz Çekil’in Rampa’da açılan Temizlik Beziyle adlı sergisindeki işlere dikkatle baktığınızda tuhaf bir tezatlık görüyorsunuz. Danteller süsü; yumuşak pastel renklerdeki fon şiddeti; sarı temizlik bezleri kadının toplum içindeki yerini ve çığlığı temsil ediyor. Hepsi kadını anlatıyor. Hor görülen, cinselliği ve emeğiyle sömürülen ama bunlara rağmen kendini ve dünyayı süslemekten geri kalmayan kadınları… Dahasını ise Çekil’e soruyoruz…
Nedir Temizlik Bezleri sergisinin hikâyesi?
Çok klasik gelecek belki, herkesin meselesi elbette ama bu sergide benim odağımdaki beni acıtan şey her gün gazetelerde, televizyonlarda yüzlercesine şahit olduğumuz üçüncü sayfa haberlerindeki kadına yönelik şiddet. Bana çok dokunuyor, bir anlam veremiyorum.
Sarı temizlik bezini doğrudan kadınlarla ilgili olan bir malzeme olarak kullanıyorsunuz…
Kadının günlük hayatında çok fazla yeri olan sıradan bir sarı bez. Sarı ise çığlık rengidir. O çığlığı anlatmak istedim. Bir de kadın cinselliğini anımsatan bir form yapmak istedim. Bezleri kancalarla gerip, vajina formuna getirdim. Kadının uğradığı şiddetin nedeni ne? Cinsiyeti. Kadın iki nedenle istismar edilir: Emeği ve cinselliği… Mesele bu. Sarı bez kendi başına çok şiddetli bir nesne aslında.
Tuvalin arkasını yani aslında görünmeyen yerini kullanmışsınız…
Biliyorsunuz, tuvalin arkasında bir boşluk var. Anlamlı bir hali de var. Tuvalin mahremi kadının mahremini çağrıştırdı bana.
İşlere uzun uzun baktığımda bir tezatlık hissettim. Sarı çok çığırtkan, arkada yumuşak tonlar, sonra şiddeti çağrıştıran kancalar ama kenarlarında süsler, danteller… Şiddeti dantellerle dengelemek istedim. Kadını anlatan başka bir şey de danteldir. Kışkırtıcı bir durum oluştu. Biliyorsunuz kadınlar süsler. Televizyon üstlerini, yastıkları, rafları, her yeri süslerler… Yaşayamadıklarını söyleyemediklerini bir yerlerde o süslerle anlatmak isterler. Halıları, kilimleri, oyaları nakışları hep kadınlar dokur. Kadınlar oralarda varlığını ispat eder. Ben de tuvalin hiç seyirlik olmayan bölgesini süsledim. Bir de darp sonucunda vücutta morluklar oluşur… Bu yüzden fonda darp renklerini seçtim. Bir de bu tezatlık aklıma Flamenkoları aklıma getirdi. Flamenkolar, çok acıklı hikâyelerin coşkulu bir anlatımıdır.
O renklilik, o süs, o kitsch’lik biraz da kadının direnişi galiba…
Evet, çok kuvvetli bir direniş. Her şeye rağmen şenlikli bir dünya… Kitsch’in de kendine has, şenlikli bir durumu vardır. Şenlikli durum müthiş bir şekilde dayanma gücünü gösterir. 19’uncu yüzyılın yarısında kadının zihinsel üretiminden faydalanmaya başladı dünya. Öncesinde kadın bilimde, sanatta yok. Nerde var? Süste var. Halıyı dokuyor, yazmaların kenarına oya yapıyor. Dünyayı seyredebilir hale getiren, süsleyen sadece kadındır ki yaşadığı onca şiddete yok sayılmaya rağmen…
Peki, sizin erkek kimliğinizin rolü ne oldu bu işleri yaparken?Bir insan olarak erkek oluşumdan kaynaklanan bir suçluluk duygusuyla hareket etmiş olabilirim. Vajinayı anımsatan bir nesne oluşturuyorsun, görüyorsun ve orada suçluluk duyuyorsun. Bu suçluluğu erkeklerin genel suçluluğuyla özdeşleştirmiş, nasıl günah çıkarırım, nasıl arınırım düşüncesiyle hareket etmiş olabilirim… Temizlik bezi de arınma aslında. Sanatçı olarak, insan olarak o temizlik beziyle benim de arınmam söz konusu olabilir.
144 iş var sergide ve biliyoruz ki sizin sayılarla takıntınız var.Her sanatçının bir ikonografisi vardır. Benim de var. Çağdaş sanatta çok fazla bireyselleşme durumu var. Bireyselleştiğimiz için eskiden olduğu gibi bir ikonografi ya da mitolojiden yola çıkarak işler üretmiyoruz artık. Çağdaş sanatta bir anlaşılabilirlik problemi ortaya çıktı. Sanatçının anlattıklarıyla izleyici arasındaki kodların nasıl kurulacağı sorunu var. Dolayısıyla sanatçıların kendilerine has ikonografik motiflerinin olması, onların seyircileriyle aralarında kuracağı kodları çok önemli. Çoğaltmalı işler yapıyorum ama bu tarz işleri bir yerde durdurmak gerekiyor. Bana da 7 ve 12 iyi geliyor. Bir de 12 ticari bir rakamdır; bir düzinedir. Bu benim için bir zamanlar önemliydi. Ticari sanatla didişmelerim vardı, bu yüzden 12’yi benimsedim (12x12=144).

Rampa’nın yeni vizyonu

Rampa Galeri yeni sezonu üç sergi ve yeni genel direktörü Esra Sarıgedik Öktem’le karşılıyor. Ana galeri Cengiz Çekil’i ağırlarken Rampa’nın Şair Nedim Caddesi’ne bakan mekânı Nilbar Güreş’in ‘Açık Telefon Kulübesi’ adlı video ve fotoğraf yerleştirmesine ev sahipliği yapıyor. Cadde seviyesindeki bu küçük mekânda daha çok proje odaklı sergilere yer vereceklerini belirten Öktem, Rampa’nın yeni dönemiyle ilgili başka ipuçları da veriyor: “Önümüzdeki dönem içerisinde galeri dışından sanatçıların da yer alacağı grup sergilerine yer vermek istiyorum. Ayrıca bir sergi alanı olmanın yanında bir sanat alanı da olmalı Rampa. Konuşma vb. etkinlikler de olacak programda. Sadece ticari bir galeri olarak değil aynı zamanda entelektüel platformda da anılan bir kurum olmak hedefimiz.” Öktem, haziranda Gezi direnişi nedeniyle erteledikleri Hatice Güleryüz sergisi ve galeri sanatçılarından Vahap Avşar ile Ahmet Oran’ın yeni sergilerinin de müjdesini veriyor.

Dikkat ‘Röntgenci’

Rampa’nın yeni sezon sürprizlerinden biri de Nevin Aladağ’ın Akaretler sıraevlerin başında yer alan tarihi binada ‘Röntgenci’ isimli video yerleştirmesi. 2 Ekim’e kadar akşam saat 19.00’dan sabah 07.00’ye kadar görülebilecek ‘Röntgenci’de, binanın camındaki perdeye yansıyan bir kadının siluetini görüyoruz. Pencereden sokağı izleyerek kimin geldiğine veya birinin gelip gelmediğine bakan kadın, önünden akan trafiğe, gelip geçen insanlara rağmen bu insani bekleme eylemini devam ettiriyor.